AKIL İNŞASINDA TECRÜBE-3-

AKIL İNŞASINDA TECRÜBE-3-
Tecrübenin en büyük faydası, “karar verebilme” özelliğini geliştirmesidir. Akıl, anlama ve yapabilme merkezi olduğu kadar karar verme merkezidir. Karar verme süreci, anlama ile yapma arasındadır. Bu sebeple önce “anlar” sonra “karar verir” ve nihayet “yapar”. Sürekli emir ve talimatlarla yaşayan büyük insanlarda bile “karar verme” gücünün gelişmediği veya köreldiği görülür. Karar verme gücü gelişmeyen insan aklın bir boyutunu eksik inşa eder.
Karar verme özelliğine sahip olamayan insanların aynı zamanda düşünemedikleri de görülmektedir. Zira karar verebilmek için düşünebilmek gerekir. Karar vermeden yaşayan, yapacaklarını emir ve talimatla yapan insanlar, düşünme özelliğini kaybediyorlar. Karar vermek, aynı zamanda düşünmekle de ilgili olduğu için, bu özelliğin geliştirilmesi, düşünebilme özelliğini de geliştirmektir.
Karar verebilme gücünü geliştiren en pratik ve hızlı yol, tecrübedir. Çocuğun tecrübe etmesine izin ve fırsat vermek gerekir. Ülkemizde çocuk yetiştirmek, emir ve kurallarla yaşamasını sağlamak olarak anlaşılıyor. Çocuğun kuralları öğrenmesi ve onlara uyması gerekir ama karar verme gücünü geliştirmezsek hayatı boyunca kurallara uyarak yaşar. Kuralları da başkaları koyduğu için altmış yaşında hala başkasının hayatını yaşıyor demektir. Kendi hayatını asla üretemez ve “kendisi” olamaz.
Çocukların tecrübe etmesine fırsat vermek çok problemlidir. Çocuklar tamamen serbest bırakıldığında, oyun ve eğlenceden başka bir şeye karar vermez. İnsanın (ve çocuğun) eğlenceye yönelmesi, karar vermek değil keyfinin peşine düşmektir. Problem de zaten tam bu noktada ortaya çıkar. Serbest bırakıldığında oyundan başka bir şey yapmayacağı belli olan çocuğun tecrübe etmesine fırsat vermek nasıl olmalıdır?
Eğitimin en karmaşık noktası burasıdır ve çok ince bir denge gerekir. Burada lazım olan dengeyi kuramayan ailelerin çocukları, ya fazla serbest bırakıldıkları için “şımarık” veya fazla baskı altına aldıkları için “kişiliksiz” olarak yetişmektedir. Çocuk eğitiminin belki de yüzde ellisi bu dengenin sağlanamamasından dolayı tökezlemektedir.
Bu dengeyi sağlamak için geliştirilecek bazı yollar var. Mesela, çocuğu, belli saatler içinde serbest bırakmak ve karar vermesine fırsat tanımak. Dikkat edin… Sadece serbest bırakmak değil, hem serbest bırakmak hem de karar vermesine fırsat vermek. Sadece serbest bırakılan çocuk doğrudan oyuna yöneleceği için, karar vermesine fırsat tanınmış olmaz. Burada dikkat edilecek nokta, ailelerin bildiği mantığı ters çevirmek. Bilinen mantık nedir? Önce derslerini yap sonra oyununu oyna… Bu yanlış bir yaklaşım değil. Bizim bahsettiğimiz, karar verme fırsatı tanınacak zaman dilimlerinde bu mantığın tersini işletmek. Mesela oyununu oynadıktan sonra çocuğun iki saatlik bir zaman diliminde oyun dışında (çünkü oyununu oynadı) bir işle meşgul olmasına karar vermesine fırsat tanımak. Oyununu oynadığı için oyun dışında bir karar vermesi şartı koyulmalıdır.
Tecrübe etme ve karar verme imkanı her gün yapılmak zorunda değil. Önceleri hafta sonları yapılabilir. Derslerini yapacak, oyununu oynayacak ve başka bir iş yapacak kadar zaman ve fırsatı olduğu için hafta sonları kontrollü şekilde karar verme tecrübeleri yaşatılabilir.
Başka bir yol da şu olabilir. Çocuğa, ders, oyun ve başka işlerin sırasına karar verme fırsatı verilebilir. Günlük olarak da uygulanabilecek bu yol, çocuğun hem karar verme gücünü hem de kendine güvenini geliştirir.
Başlangıçta seyrek olarak başlatılan bu uygulama yavaş yavaş artırılabilir. Dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, çocuk doğru karar verdiği müddetçe kendi hayatını kendinin düzenlemesi (planlaması) fırsatının verilmesidir. Çocuğa bu fırsat verildiğinde, şunu anlar; doğru karar verdiği müddetçe kendine müdahale edilmediğini, kendine güvenildiğini ve hayatını kendi istediği gibi yaşayabileceğini görür. Aklın inşası için fevkalade bir aşama geçilmiş olur.
OSMAN GAZNELİ

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir