AKLIN TEŞEKKÜL SÜRECİ

akıl teşekkül süreciAklın cevher olarak insanda bulunduğu fakat bünyesinin teşekkül ettiği, teşekkül sürecinin ise uzun ve girift bir yol takip ettiği gözden kaçırılmaktadır. Aklın zekâ ile karıştırılmasından kaynaklanan teşekkül etmediği zannı yanlıştır. Zekânın potansiyel olarak bulunduğu ve varlığının zuhurunun bir teşekkül sürecine bağlı olmadığı doğrudur. Fakat akıl insanın doğumunda sıfır noktasında bulunduğu unutulmamalıdır.

Aklın bünyesinin terkibi bir özellik taşıması ve zuhurunun teşekkül sürecine bağlı olması, aklın farklı terkip formlarında inşa edilmesini mümkün kılar. Keza teşekkülünden sonra da geliştirilmesi, güçlendirilmesi ve değiştirilmesi imkânlarının bulunduğu vakadır. Aklın bu özelliği, her insanın sahip olduğu akıldan daha gelişmiş veya daha büyük hacimde bir akla sahip olabileceği manasına gelir. Hiç kimse mevcut aklıyla iktifa etmek zorunda değildir.

Aklın teşekkül süreci, müdahale edilebilir bir süreçtir. Müdahale edebilmek, eğitim süreci içine alabilme imkânını gösterir. Aklın teşekkül süreci okul öncesi dönemden başlamakta ve genellikle ilköğretimin sonunda bitmektedir. Doğrusu aklın teşekkül süreci orta öğretimde devam etmek durumundadır fakat ülkemizde ilköğretimle beraber süreç sona ermektedir.

Aklın teşekkül sürecinin bilgilenme ve kuralların oluşması safhaları ilköğretim döneminde gerçekleşmektedir. Metotların oluşması safhasının normal zekâya sahip insanlar için ortaöğretimde gerçekleşeceği kabul edilse de, ülkedeki eğitim-öğretim sistemi aklın teşekkül sürecini kuralların oluşması safhasından ileriye taşıyamamakta ve orada neticelendirmektedir. İlköğretimden sonra aklın teşekkül sürecinin devam etmesi ya öğrencilerin yüksek zekâya sahip olması veya özel eğitim imkanlarına sahip olmasıyla mümkün olmaktadır.

Özel eğitimden kastımız özel okullar değil, ülkedeki eğitim sisteminin dışına çıkabilen eğitim anlayışlarıdır. Milli eğitimin müfredatı ve bu müfredatın takip ediliş şekli devlet okulları veya özel okullarda farklı değildir.

Aklın teşekkül süreci eğitim-öğretimin baş hedefi olacak kadar önemlidir. Ne yazık ki ülkedeki eğitim-öğretim sistemi hala akıl eğitimini (aklın teşekkül sürecini) gündemine almış değildir. Eğitim sisteminin akıl eğitimi konusunun başlığından dahi haberdar olmadığı bir ülkede eğitimin okuma yazma öğretmekten başka bir neticesi olmadığını söylemek kabildir. Ne var ki akıl eğitimini gündemine almayan eğitim sisteminin “akıllı insanlar” yetiştirmesi kabil olmamakta fakat “akılsız insanlar” yetiştirmekte maharet sahibi olduğu görülmektedir. (Akıl eğitimi konusu “akıl eğitimi –I- teori” ve “akıl eğitimi –II- pratik” isimleriyle iki ciltte incelenmiş ve yayınlanmıştır).

Aklın teşekkül süreci sayısız sebeple önemlidir. Bu sebeplerin tamamını burada zikretmek kabil değildir ama birkaç tanesini önemine binaen kısaca izah etmekte fayda bulunmaktadır.

Yüksek zekâlı (hatta dahi) çocukların aklının hacminin küçük olması halinde meydana gelecek felaket hayal edilemez büyüklüktedir. Küçük bir akıl bünyesinin oluşturulması ve o haliyle aklın tahkim edilmesi halinde insandaki yüksek zekânın (ve dehanın) zuhur etme imkân ve şartlarının ortadan kalkacağı unutulmamalıdır. Akıl insanın mizaç hususiyetlerinin (bu arada istidatlarının) dış dünyaya çıkabilme mekanizmasını da oluşturmaktadır. İnsan iç dünyasında bulunan kaynakların (mizaç hususiyetlerinin) zuhuru akıl formundan geçmektedir. Aklın bünyesi nasıl oluşmuşsa mizaç hususiyetleri o çerçevede zuhur etmekte ve aklın bünyesi ile mütenasip olmayan istidatların zuhuru mümkün olmamaktadır.

Güçlü istidatlar veya deha çapındaki zekâlar aklın formuna sıkışıp kalmamakta ve bazen aklın bünyesini de parçalamaktadır. Ne var ki dehaların küçük hacimli akılları parçalayarak zuhur etme imkânları, aklın bünyesini dağıtmakla dengesiz insanların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Ülkede dehaların yetişmemesi veya ortaya çıkanların da dengesiz insanlar haline gelmesinin sebebi, eğitim sisteminin aklın teşekkül sürecini kısıtlaması ve hacmini daraltmasıdır.

Türkiye’de doğan dehalar ya sokaklarda deli olarak dolaşmakta veya NASA’da bilim adamı olarak çalışmaktadır. Bunun sebebi ülkedeki eğitim sisteminin aklın teşekkülüne ve gelişmesine müsaade etmemesidir. Aklın teşekkül süreci her insanın kendi mizaç hususiyetlerine paralel bir eğitim faaliyetini gerekli kılmaktadır. Ülkedeki eğitim sistemini kuranlar normal zekâ seviyesine sahip oldukları için yüksek zekâların eğitiminden anlamamakta ve ülkenin okulları deha kıyma makinesi olarak çalışmaktadır.

Zekânın potansiyel olarak varolduğu ve geliştirilmesinin mümkün olmadığı fakat aklın teşekkül etmesinden dolayı istendiği gibi inşa edilebileceği ve daha sonra da geliştirilebileceği gerçeği, eğitimin akıl üzerinde yoğunlaşmasını şart kılmaktadır. Aklı eğitim konusu olarak ele almayan aileler çocuklarını, okullar öğrencilerini ve devlet ise milletini katletmektedir.

Yukarda temas edilen konulardan daha önemli olan nokta, insanların kendi akıllarının eksiksiz olarak gerçekleştiği kanaatine sahip olmasıdır. Bir insanın başına gelebilecek en büyük felaket aklını geliştirmekten imtina etmesine sebep olan zihni organizasyonlardır. Kişi sahip olduğu aklı beğendiğinde mevcut hayatından şikâyet etmemelidir. Zira hayatı, aklının hacmi kadardır. Aklından şikâyet etmeden hayatından şikâyet etmek, akılsızlığın şaheser misalidir.

İnsan hayatını geliştirmek istiyorsa, aklını geliştirmekle işe başlamalıdır. Aklını tanımayan kişinin hayatı tanıması kabil olmadığı gibi nasıl bir hayat yaşayacağını bildiği de bir faraziyedir. Aklının hacmini ve terkip formunu bilmeyen kişi, hayatta ne istediğini bilmemekte fakat bunu da bilmediğini bilmemektedir. Hayatını arzularının peşinde koşarak yaşamaya çalışmakta ve bunu akli bir hayat yaşadığı zannı ile yapmaktadır.

kitabı indir AKLIN TEŞEKKÜL SÜRECİ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir