AKPARTİ-1-AKPARTİ OTORİTER Mİ DEMOKRAT MI?

AKPARTİ-1-AKPARTİ OTORİTER Mİ DEMOKRAT MI?
Akparti hakkındaki en yaygın eleştiri, otoriter olduğu yönünde. Özellikle “karşı cepheden” gelen eleştirilerin neredeyse hepsi bu yönde… Eskiden Şeriatı getireceği iddia edilir ve böyle eleştirilirdi fakat o eleştiri “karşı medya”nın merkez üssünde bitti. Kenar medya (marjinal medya) malzemesi olarak kaldı ve hızla unutulmaya terkedildi. Sahiden Şeriatı getirme ithamı neden bitti, neden vazgeçtiler bu ithamdan? Muhtemelen en büyük sebebi, halkın İslam, Şeriat, Allah, Peygamber sevgisini anladılar ve o yöndeki eleştirilerin Akparti’ye yaradığı kanaatine vardılar.
Akparti gerçekten otoriter midir? Bu yönde eleştiriler yapan yeminli muhalifler çok sayıda olayı zikrederek bu eleştirilerine malzeme toplamakla meşgul. Bazılarına baktığınızda gerçekten Akparti’nin otoriter bir yönetim anlayışı ve tarzı olduğuna kanaat getirmek kabil. Yeminli muhaliflerin kullandıkları malzemelerin yüzde doksan beşi ise, otoriterlikle ilgili değil, muhaliflerin iyice örümcek bağlamaya başlayan kafataslarının içindeki kaostan kaynaklanıyor.
Yeminli muhaliflerin kullandıkları malzemeleri bir tarafa bırakalım da soruyu biz cevaplayalım. Akparti gerçekten otoriter midir? Sorunun cevabını vermeden önce bazı meseleleri halletmemiz gerekiyor. Nasıl bir ülkede yaşıyoruz, devletin organizasyonu nasıldır, devlet müesseselerinin yapısı demokrat mıdır yoksa otoriter midir, ülkede siyasi mücadelenin demokratik yollardan yapılması imkan ve ihtimali nedir gibi birçok sorunun cevabını aramamız gerekiyor.
Demokratik olduğu iddia edilen bir ülkede siyasi mücadele yapmanın bilinen en yaygın yolu, seçimdir. Seçimle meclis ve hükümet teşkil edilir. Hükümet, seçime girerken deklare ettiği programı çerçevesinde ülkeyi yönetir. Bir ülkede süreç böyle işliyorsa, siyasi mücadele demokratik yollarla yapılabilir. Eğer süreç böyle işlemiyor, sürecin her safhasında bazı güçler (otoriter güçler) devreye giriyor ve müdahaleler yapıyorsa, siyasi mücadele demokratik yollarla yapılmaz, yapılamaz. İşin özü ve özeti, siyasi mücadele için sahaya çıktığınızda, size demokratik olmanız şiddetle tavsiye ediliyor fakat mücadele etmeniz gereken güçler ise keskin ve sert bir otoriterlikle karşınızda saf tutuyorlarsa, denklemde bir yanlışlık var. Karşınızdaki güç, ordu gibi katı otoriter bir kurum ise ve size şiddetle demokrat olmanız tavsiye ediliyorsa, niyetlerini gizleme ihtiyacı bile hissetmeden sizi aldatıyorlar.
İki kişiyi meydana çıkarıyorlar, birine başka kurallar, diğerine başka kurallar vazediyorlar. Mesela birine, “güreşeceksin, başka bir şey yapmayacaksın, bu bir güreştir” diyorlar, diğerine, “boks yapıyorsun, hem de serbest boks” diyorlar. Güreşmek için sahaya çıkan garibim, gözünün üstüne yediği ilk yumrukla birkaç yıldız sayıyor ve hakeme dönüp, “bu bana vuruyor, hani güreşecektik” diye itiraz ediyor. Hakem gayet pişkin, “sen güreşiyorsun, kuralları ihlal etme” diye çıkışıyor. “Tamam da adam vuruyor” diye itirazınızı tekrarlayacak olduğunuzda, “onun kurallara uymaması, senin de kurallara uymamanı gerektirmez, kurallara uy” diye ikaz ediyor. Boş boş gözlerle hakeme bakan garibim, “Yahu sen bunun neresini anlamıyorsun, adam boksör ve bana yumruk atıyor, onu ikaz etmeyecek misin” diyecek oluyor. Hakem, sert bir şekilde, “kurallara uy yoksa seni oyundan atarım” diye tehdit etmeye başlıyor. Son bir ümitle tekrar itiraz ediyor garibim, “ama böyle maç olmaz, şike yapıyorsun, rakibime de kurallara uymasını ihtar etmiyorsun” demek cüretini gösteriyor. Hakem son sözünü söylüyor, “rakibin zaten kurallara uyuyor, o boksör, boks yapıyor, sen güreşçisin, güreşeceksin”. Garibim hala hangi ringe çıktığının farkında değil, itiraz etmekten vazgeçmeye niyeti yok. Hakem onun ısrarını görünce diyor ki, “ya oyundan çık veya ben oyundan atacağım”. Garibim oyundan çıkmayınca da partisi kapatılıyor.
Hatırladınız mı 28 Şubat sürecini? Bir tarafta ordu, bırakın otoriter olmayı, militarizmin ta kendisi, yanında ise dalga dalga sivil kuruluşlar saf tutmuş halde. Karşıda ise garibim (merhum) Erbakan… Merhumun üzerine boksörler geliyor, bir taraftan da hakem (medya), güreş kurallarını unutma, boksörlük yapma diyor. Yani adamın üzerine tanklar gelirken, adamı otoriter olmakla (otoriter yönetim olduğunu iddia ettikleri Şeriatı getirmekle) suçluyorlardı.
28 Şubat dönemi bitti. Yeni bir dönem, yeni bir iktidar var. Bu iktidar, merhum Erbakan’a benzemiyor. Güreşte biliyor, boksta biliyor, silahlı çatışma da biliyor. Karşısındaki güçler hangi silah ve metotla geliyorsa onunla misilleme yapıyor ve de tam isabet kaydediyor.
Evet, Akparti otoriterdir. Ne zamana kadar? Rakipleri otoriterlikten temizlenene kadar otoriterdir ve otoriter olmak zorundadır. Artık insanların gözü açıldı. Boksörün karşısına güreşçiyi çıkarıp da “niye vuruyorsun” diye mızmızlanmıyorlar.
Otoriter güçlerle mücadele etmenin tek yolu, otoriter metotlar kullanmak değil midir? “O zaman Akparti’nin onlardan ne farkı mı kalır” diyorsunuz? Ezberleriyle konuşan ve bir düşünce kırıntısını bile üretemeyen adamlara bayılıyorum. Akparti’nin farkını anlamıyor musunuz? Diğerleri, güreşçinin üzerine boksör gönderiyor, Akparti ise boksörün karşısına boksör çıkarıyor. Bu ne kadar temel bir farktır. Bunu kafi görmeyip, sağ yanağına vuran alçağa sol yanağını dönen kıytırık tipler gibi boksörün karşısına güreşçi çıkarmayı tavsiye edecek kadar “Gandileşenler”, aslında millete başka tür bir tuzak kurmakla meşguller. Aman dikkat…
FARUK ADİL

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir