AKPARTİ KONGRESİNİN PSİKOLOJİK ETKİSİ

AKPARTİ KONGRESİNİN PSİKOLOJİK ETKİSİ
Akparti kongresine Arap baharındaki devrim süreçlerini tamamlayan ülkelerin liderlerinin gelmesi, konuşma yapması ve Erdoğan ile Türkiye’yi övmesi, tuhaf bir etki yaptı. “Sen artık İslam aleminin de liderisin” sözü, sadece Halid Meşal tarafından söylendi ama diğerleri tarafından da bir şekilde ima veya ihsas edildi. Türkiye’deki Kemalist, solcu, ateist vesaire ideolojik yapıların üzerindeki etkisi, bugün için farkedilmez derinliklere kadar indi, o derinliklerde zihinlerini allak bullak etmekle meşgul.
Gerçekten gazetelere ve köşe yazarlarına bakınca, bir şey söylemek için kıvranan ama söyleyecek söz veya sözüne gerekçe bulamayan bir psikolojik profil çıkıyor. Cepheden tosladıkları ve yerle bir oldukları esas konu, yıllardan beri İslam birliğini ütopya olarak nitelendirenlerin, İslam ülkelerinde halkın seçtiği insanlar iktidara geldiğinde, ne kadar kolay olduğunu görmekten kaynaklanan bir gerçeklik kavrayışı savrulması yaşamalarıdır. Mursi’nin, katıldığı iş dünyası toplantısında, “Türkiye ile öyle bir işbirliği kuracağız ki, diğer ülkeler kıskanacak” demesi, Kemalist, laik, ateist, solcu, liberal kesimlerin tüm iddialarını yerle bir etmeye kafidir. Aslında ne zamandır bunu anlamaları gerekiyordu da, akılları gözlerinde olduğu için, Mursi ve diğerlerinin bizzat gelerek, bu konuşmaları yapmaları gerekiyordu. Kafaları laht ağacına yeni değdi, öldüklerini yeni anladılar.
Türkiye halkının, İslam birliğinin mümkün olduğuna inanması halinde ortaya çıkacak müthiş enerji, diğer İslam ülkeleriyle birleştiğinde önünde durulmaz bir sel halinde tüm coğrafyayı yeniden şekillendirecek. Laik, Kemalist, ateist, solcu kesimin tüm teorik kaynakları tükendi, İslam birliğinin gerçekleşme sathı mailine girmesi, bu gün için zihinlerde mayalanmaya başlaması karşısında direniş hattını kuracakları tek mevzii batıydı. Fakat batı da kendi içinde çökmeye başladığı için, ona da iltica edemiyorlar, tabiri caizse “sap gibi” kaldılar ortalıkta. Etkinin zihni derinliklerde psikolojilerini alabora etmekle meşgul olduğunu, yakın gelecekte ağır neticelerinin ortaya çıkacağını söylerken, meselenin tüm boyutlarını düşünüyoruz. Konu sadece kongre etkisi değil, zaten bir müddetten beri zihni evrenleri hızlı bir çöküş içindeydi, bu da üzerine tuz biber oldu. Ne diyelim, afiyet olsun.
Bu çapta bir toplantının, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak değil, Akparti kongresiyle yapılmış olması, Arap liderlerin “mahrem bir toplantıya” geldiklerini gösterir. Kongre, bir partinin hususi işidir. Liderlerin kongreye davet edilmesi, davete icabet etmeleri, parti ve genel başkanına müthiş övgülerde bulunmaları, “hususi ilişkileri” olduğunu göstermektedir. Bu sahne (manzara) aynı zamanda şu manaya gelmiyor mu, “bu teveccüh, ülkeden önce partiye, aklınızda olsun, partiyi iktidardan düşürdüğünüzde çok şey kaybedersiniz”.
Türkiye’nin değil de Akparti’nin böyle bir toplantıyı gerçekleştirmiş olması, laik, Kemalist, ateist, solcu kesimlerde ayrıca ıstırap sebebidir. Bu manzaranın Türkiye devleti tarafından üretilmiş olmasına hasret olduklarını satır aralarında görmek mümkün. Hatta Mümtaz Soysal, 01.10.2012 tarihli yazısında bunu açıkça ifade ediyor; “Bütün bunlar ve özellikle iktidar döneminin başarılarını sıralarken Başbakan’ın sergilediği inançlı ve gururlu yaklaşım, yine de Ortadoğulu konuklarda Türkiye Cumhuriyeti lehine mutlaka olumlu izlenimler yaratmış, hatta belki bazılarınca gıptayla dinlenmiştir.”
Ciğerleri yanıyor. Ortadoğulu liderlerin, Türkiye ve Erdoğan hakkındaki bölge liderliğini kabul ettiklerini, tanıdıklarını, başlarına taç yaptıklarını görüyor, bunun karşısında ne yapacaklarını, nasıl davranacaklarını, ne söyleyeceklerini kestiremiyorlar. Çünkü etki hala iç dünyalarında derinlere doğru iniyor, her köşe bucağa ulaşıyor, tüm yapıyı yıkıyor ve dehşet bir savruluşu tetikliyor. Yakın gelecekte bu etkinin neticelerini görmeye başlayacağız, biz dikkatle takip ediyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir