AKPARTİ NE YAPMALI-2-YENİ KADRO

AKPARTİ NE YAPMALI-2-YENİ KADRO
Akparti bu güne kadar “Millet hakimiyeti”, “Demokratik rejim”, “Büyük Türkiye”, “Üç Y ile mücadele” ve benzeri mevzilerden bir cephe kurdu. Bu cephenin tabiatı gereği kadrolarını geniş bir yelpazeden seçti, demokratik güçleri harekete geçirdi, heterojen bir koalisyon oluşturdu. Askeri vesayete karşı doğru bir stratejiydi, tabanı genişletti, çeşitliliği sağladı, cepheyi büyüttü. Bu cephenin yurtdışı ayağı da vardı, AB üyeliği ve üyelik sürecindeki değişimler ciddi mesafeler almasını sağladı. ABD ile doğrudan kavga etmedi zira buna gücü yetmezdi. Bütün bunlar tabii ki anlaşılabilir mevzulardı ve geldiği noktaya bakıldığında doğru bir güzergahta hareket ettiği anlaşıldı.
Artık Yeni Türkiye’de yaşıyoruz. Ne kadar eski Türkiye’nin artıkları hala varsa ve ara sıra başkaldırıyorsa da, yeni Türkiye’ye geçiş işlemlerinin belli bir kısmı tamamlandı. Tüm sahalardaki süreçlerin tamamlanmadığı malum… Mesela iş dünyası bunlardan biriydi ve o sahadaki güç transfer işlemi başlamıştı. Kanal İstanbul, üçüncü boğaz köprüsü, Tüp geçit, üçüncü havalimanı gibi büyük projeler iş dünyasındaki güç transferini gerçekleştirecek birinci ve büyük adımdı. www.polemikmeydani.com sitesinden Ahmet Kamil Tuncer’in, “İkinci operasyon koç gurubu için planlandı” başlıklı yazısında ifade ettiği gibi, iş dünyasındaki güç transferinin, bazı operasyonlara denk gelmesiyle tek torbada birleştirilip icra aşamasına geçtiği görüldü. Anlaşılan o ki, iş dünyasındaki iktisadi güç transferi ağır ve zor olacak.
Akparti, Yeni Türkiye’ye geçişin belli bir kısmını tamamladı ama kendi iç bünyesinde Yeni Türkiye’ye ayarlı değişimi gerçekleştiremedi. Akparti’deki liberal, demokrat, özgürlükçü vesaire unsurlardan teşekkül eden koalisyon, eski Türkiye’nin parti haritasıdır. Yeni Türkiye’nin kuruluşu, Akparti bünyesindeki değişikliklerden başlar. Akparti, siyasi manifestosunu ve kadrolarını eski Türkiye’deki yapıya uygun şekilde tutmaya devam ettiği müddetçe, Yeni Türkiye’ye geçiş zor olacak veya çok yavaş gerçekleşecektir. Eski Türkiye’ye ait kadrolarla yola devam etmekte ısrar ederse, her adımda tökezleyecek, her adımda direnişle karşılaşacak, her adımda zorlanacaktır.
Türkiye’de, eski yapının güç merkezleri ciddi oranda çözüldü. Fakat cemaat misalinde anlaşıldı ki, eski yapıyı tasfiye ederken, kaçınılmaz olarak ve biraz da gözden kaçırılarak yeni güç merkezleri oluştu. Yeni güç merkezleri oluştu ama bunlar Yeni Türkiye’nin güç merkezleri değil, eski Türkiye’yi tasfiye ederken eski Türkiye’nin güç merkezlerine benzeyen, onların usullerine mirasçı olan (mesela korsan porno kaset imal eden, aktörlerini de siyasetçilerden seçen) , Yeni Türkiye’ye değil başka bir eski Türkiye’ye yakışan güç merkezleri olmuş. Eski Türkiye denilen yapı, güç sahiplerinin ismiyle ilgili değildi ki isimleri değiştiğinde Yeni Türkiye inşa edilmiş olsun. Eski Türkiye, bir sistemi ifade ediyordu, yani tabiatı bozuktu. Aynı yapı devam ettiği, aynı usuller kullanıldığı müddetçe Yeni Türkiye kurulmuş olmayacaktır.
*
Yeni Türkiye’yi yeni bir kadro kurar. Eski Türkiye’nin kadrolarıyla Yeni Türkiye kurma düşüncesi bir hayalden öte gidemez. Tayyip Erdoğan’ın, Akparti tüzüğündeki üç dönem şartını değiştirmemekteki kararlılığı, eski kadroların tabii yoldan tasfiyesi için bir imkan oluşturacaktır. Tüzük gereği tasfiye olan eski kadrolar, muhalefet de edemeyecek ve yenilenme sağlanacaktır. Erdoğan’ın, tüzükteki üç dönem şartını değiştirmeme kararlılığını da zaten böyle yorumlamış ve bir sonraki milletvekili seçimlerinde kadro yenilenmesinin gerçekleşeceğini düşünmüştük.
Milletvekili seçimi gelmeden yaşanan bugünkü hadiselere bakıldığında, “yeni kadro”nun ne kadar hayati ve acil olduğu anlaşıldı. Bu sebeple, sonraki milletvekili seçimini beklemeden meseleyi gündeme getirme ihtiyacı duyduk.
Kadro yenilemek, bakanlar kurulunda revizyon yapmaya benzemez, ondan çok daha derin ve zorlu bir iştir. Ciddi manada zaman alacak böyle bir iş için, milletvekili seçimini beklemeden çalışmalara başlamak şarttır.
*
Kadro yenileme işi nasıl yapılabilir?
Erdoğan, itimat ettiği bir heyet teşkil edecek ve mümkün olduğunca ülkedeki tüm insan kaynaklarını tarayacak. Bunun ne kadar zor olduğunu ve uzun bir zaman istediğinin farkındayız. Aklımıza başka bir fikir gelmediği için bu zor işi yapmak gerekiyor. Bu heyet, milletvekili seçimlerine kadar yoğun bir tempoda çalışmalı ve ülkeyi 2023 hedefine taşıyacak olan kadroyu seçmelidir.
Mesele sadece milletvekili kadrosundan ibaret değil. TBMM, Hükümet ve bürokrasi için mümkün olduğu kadar çok sayıda insan tespit edilmelidir.
Milletvekillerini çift seçmeli, birini vekil diğerini danışman yapmalı, danışmanları sekreterlikten kurtarıp, fiili olarak milletvekili ağırlığına taşımalıdır.
Hükümet üyeleri için en az üçer adet kadro seçilmeli, bunların birisi bakan, birisi bakan yardımcısı, birisi de müsteşar yapılmalı, üçü de fiili olarak bakan kadar itibarlı olmalıdır.
Yüksek bürokraside aynı yol izlenmeli, her makam için en az iki kişi tespit edilmeli, bunların biri o makama diğeri de yardımcılığına seçilmeli, her ikisi de itibar bakımından aynı seviyede tutulmalıdır.
Yeni kadroda herkes, “yedeği” olduğunu bilmeli, buna göre çalışmalı, mutlaka başarılı olmalıdır. Yedekler ise asla makam sahibine hainlik yapmamalı, bu hususta en küçük tereddüt hasıl olduğunda görevinden alınmalıdır. Kavga makam kavgası değil, iş yapmak şeklinde anlaşılmalıdır.
*
Yeni kadronun özellikleri neler olmalı?
İkili ve üçlü şekilde tespit edilecek kadroların en azından birisi “idealist” olmalıdır. Eğer üçü de hem idealist hem de kendi sahasında başarılıysa en iyi ihtimal budur. Ama bazı idealistler o kadar idealisttir ki, hayatın pratiğinden uzak kalmışlardır. Bunlar ihmal edilmemeli ama kadro içine alındığında, yanlarına mutlaka hayatın pratiğini bilen, tecrübe eden ve başarılı olan birisi de eklenmelidir. İdealizm ile realizm bir şahısta toplanamamışsa, bu özellikleri ayrı ayrı taşıyan şahısları bir işte istihdam etmek gerekir.
İdealist insanlar, sert mücadelelerin insanlarıdır. Zoru gördüğünde kaçmazlar, menfaat tekliflerine tamah etmezler, herhangi bir sebeple istikametlerini değiştirmezler. İdealist insanlardaki sağlam şahsiyet, ağır ve çetin mücadeleler için bulunmaz bir kıymettir. Bunların tek kusurları, idealist özelliklerinin hayattan koparma ihtimalidir. Hayattan kopan idealistler başarılı olamazlar. Başarısız bir idealist, her zaman başarılı bir realist tarafından tasfiye edilmiştir.
Kadro teşkilindeki en büyük zaaf, bu iki özelliğin birine yaslanmaktır. Sadece idealistlerle kurulan bir kadro istikametini şaşırmaz ama asla başarılı da olamaz. Sadece realistlerle kurulan kadro ise başarılı olur ama her zaman için potansiyel ihanet tohumları taşır. Bir kadro için harikulade kıvam, hem idealist hem de başarılı olmasıdır ama bu iki özelliği birkaç insanda bulmak mümkün olsa da ülke yönetecek sayıda bir kadro teşkil etmek kabil olmuyor. Bu kıvamı, her iki özelliği tek şahısta birleştirmiş insanlarla gerçekleştirmek mümkün olmadığına göre, farklı özelliklere sahip şahısları harmanlamak yoluyla elde etmek düşünülmelidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir