AKPARTİ TENKİDİ-1-ZEKA MERKEZİ VE ZEKA İSRAFI

AKPARTİ TENKİDİ-1-
ZEKA MERKEZİ VE ZEKA İSRAFI
Akparti kurulduğundan itibaren ülkedeki yolsuzlukları ve israfı engelleyeceğini iddia etti. Girdiği ilk seçimden bu yana ülkeyi yönetiyor ve hala aynı iddiaları yüksek sesle dillendiriyor. Devletin yönetiminde yolsuzlukları ve israfı ne kadar önledi bilmem ama başka alanlarda israf hala eskisi gibi devam ediyor. İsraf bahsini sadece para ve meta ile ilgili olarak anladığına dair ciddi tereddütlerimiz var. Zira para ve para ile ölçülebilen meselelerin dışındaki israftan hala bahsedilmediğini üzülerek görüyoruz.
Ülkedeki en büyük israf kalemi, cumhuriyet kurulduğundan bu yana zekadır. Milletin zeka kaynakları hususi bir plan çerçevesinde israf edilmektedir. Aslında yapılan israf değil, kıyımdır. Ülkedeki eğitim sistemi orta zekaya ayarlıdır. Yüksek zekaların seçilmesi ve hususi eğitime tabii tutulması gündeme bile gelmemiştir. Yüksek zekalı öğrencilerin orta zekalı öğrencilerle aynı eğitime tabii tutulması, onların kıyımından başka bir netice vermez. Orta zeka sahibi öğrencilerin bir konuyu bir ayda anladıkları kabul edilirse yüksek zeka sahibi çocuklar on beş günde, dehalar ise birkaç günde anlar. Hepsini aynı eğitime tabii tutmak, yüksek zeka ve deha sahibi çocukları on beş gün ve yirmi beş gün boşlukta bırakır. Beş günde anladığı bir konunun bitmesi için yirmi beş gün beklemek zorunda kalan çocuk ne yapar? Gevezelik… Çocuk yaşta zekasının fazla geldiğini anlaması beklenir mi? Fazla olan zekasını uygun şekilde değerlendirebilir mi? Konuyu anladıktan sonraki bekleme süresi içinde sınıfını ve çevresini rahatsız etmekten başka elinden ne gelir? Her okulda iki elin parmağı kadar ancak çıkacak olan “yüksek zekalı çocukları” seçip ayrı bir eğitime tabii tutmak neden düşünülmez? Dehalar ise orta büyüklükteki bir şehirde ancak bir elin parmakları kadar çıkar.
Sayılarının az olmasından dolayı mı özel eğitim müesseseleri kurulmaz? Oysa fikir, ilim, sanat ve teknoloji bu zekalar sayesinde bu güne gelmiştir. Tarihte kurulmuş tüm medeniyetlerin müşterek hususiyeti, zeka ve akla kafi derecede ehemmiyet vermesi ve onları özel eğitime tabii tutmasıdır. Batının da gelişmesini sağlayan, yüksek zeka ve dehalara elindeki tüm imkanları vermesidir. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan bu yana yüksek zeka ve dehalara asla ehemmiyet vermemiştir. Cumhuriyet tarihi, dehalar ile siyasi rejimin hesaplaşması şeklinde geçmiştir. Siyasi rejimin yanında yer alan bir tane deha yoktur. Delirmeden hayatını devam ettiren tüm dehalar siyasi rejime muhaliftir.
Orta zekaya ayarlı eğitim sistemi ve orta zekaya ayarlı siyasi sistem yüksek zekaları ya çıldırtmış veya ülkeden kaçırmıştır. Orta zekalılar tarafından yönetilen Kemalist siyasi rejim, dehaların ikna istidadından ve eserlerinden faydalanamadığı için halkı ikna etmek imkanına sahip olamamış, halkı güç ile baskı altında tutmuştur. Yüksek zekalara dayanmayan bir siyasi sistemin ayakta kalmasının tek yolu baskı ve zulümdür. Diğer taraftan yüksek zekaların muhalefetinden korunmanın yolu da onları yok etmektir. Hayat hakkı tanımamak, yetişmelerine imkan vermemek, yetişenleri ise ülke dışına kaçırmak için her tedbiri almak… Türkiye’nin dehaları seksen yıldır ya sokaklarda deli olarak dolaşıyor ya psikiyatri servislerinde yatıyor veya batı ülkelerinin üniversite ve laboratuarlarında çalışıyor.
Siyasi rejimlerin en çok korktukları düşman, zekadır. Başka bir ifadeyle söylemek gerekirse siyasi rejimlerin turnusol kağıdı, zekaya bakışlarıdır. Yüksek zeka ve dehaların ikna ve tatmin edilmesi orta zekalara nispetle fevkalade zordur. Yüksek zeka ve dehaları ikna ve tatmin edecek çapta olan dünya görüşleri ve bunların siyasi rejimleri, zekaya karşı hürmetlidir ve onun önünü özel metotlarla açmaktadır. Orta zekayı ancak ikna ve tatmin edebilecek dünya görüşleri ve siyasi rejimler ise zekadan, vebadan kaçtığı gibi kaçmaktadır. Kemalist siyasi rejim seksen yıldır zekaya savaş açmış durumdadır.
Şimdi soru şu; Akparti de zekadan veba gibi kaçmak niyetinde midir? Akparti de Kemalist siyasi rejim gibi orta zekaya ayarlı yeni bir rejim inşası ile mi meşgul olmaktadır? Akparti de yüksek zeka ve dehaları ikna ve tatmin edecek çapta bir fikri ve siyasi anlayışa sahip değil midir?
Akparti’nin birçok alanda devrim yaptığı söyleniyor. Farz edelim ki bu iddialar doğru olsun… Yaptığı ve yapmayı düşündüğü devrimler arasında, zekanın yolunu açacak eğitim devrimi yoksa orta zekalı bir siyasi sistem olan Kemalizm yerine, orta zekalı başka bir siyasi rejim inşa edecek demektir. Tamam da kalite ortalamasını yükseltecek olan yüksek zekadır. Bunun yolu açılmayacaksa eğer, bir kalitesizlikten başka bir kalitesizliğe dönüşmüş olmayacak mıdır? İki kalitesizlikten birini tercih etmek için bu kadar kavga neden? Bir kalitesizliği yıkıp başka bir kalitesizliği inşa etmek, devleti, yıkılan kalitesizliğin sahiplerinden alıp yeni kalitesizliğin sahiplerine vermek manasına gelmez mi? Kalitesizlik bizim kaderimiz mi?
Akparti’nin yaptığı birçok işin daha önceki sistemden daha kaliteli olduğu doğru. Fakat yapılan işler Kemalist siyasi rejimin kalitesine nispet edilirse, çok düşük bir çıta esas alınmış olur. Kemalist siyasi sistemin çürümüşlüğü çok açıktı. Bu kalitesizliği herkes görüyordu da, arkasına yığılan milyonluk ordu sebebiyle cesaret eden çıkmamıştı. Dikkat… Akleden değil, cesaret eden çıkmadı. Akparti demirin üzerindeki pası almaktan ibaret kalacaksa, bilmeli ki bizim bahsettiğimiz konu, demirin değiştirilmesi ve paslanmaz bir element kullanılmasıdır. Demirdeki pasın alınması tabii ki kıymetlidir ama sadece onunla iktifa edecekse buna devrim filan denmez. Olsa olsa pansuman türünden bir faaliyettir.
Birçok alanda Kemalist siyasi sistemden çok iyi işler yapan Akparti, şimdi esas imtihanı ile karşı karşıyadır. Akparti’nin bu gün sahip olduğu güç, mazeretleri ortadan kaldırmıştır. Artık derinliğine devrimler yapmanın veya yaptıkları gerçekten devrim ise o devrimleri derinleştirmenin zamanı geldi. Bu güne kadar yaptığı işlerle halkı ikna ettiğini, bu günden sonra da aynı istikamette yapacağı işlerle halkı ikna edebileceğini biliyoruz. Mesele sadece kafi oranda oy almak mıdır yoksa hakikaten doğru işler yapmak mıdır? Eğer doğru işler yapmaktan bahsediyorsa, halkı ikna etmiş olmak Akparti’yi ikna etmemelidir.
Acilen yapılması gereken işlerden birisi, “zeka merkezi”ni kurmaktır. Ülkenin zeka kaymağını toplamalı ve onlara özel eğitim vermelidir. Bunun hızlı şekilde müesseseleri, müfredatı, kadroları oluşturulmalıdır. Zeka, kamu malıdır, buna yapılacak yatırım en karlı kamu yatırımıdır. Maliyet ve masraf hesabı yapılmaksızın işe başlanmalıdır.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

AKPARTİ TENKİDİ-1-ZEKA MERKEZİ VE ZEKA İSRAFI” hakkında 4 yorum

  1. üstadım başlangıç çok güzel olmuş, daha çok güzel konular güncelleştirip gündeme sokacağına inanıyorum, allah yar ve yardımcın olsun , kalemine sağlık, başarılar dilerim

  2. Ah Kemalciğim…
    Yüksek zekalı öğrencileri toplayıp, normal zekalı öğretmenlere ders verdiriyorlar. Çok komik… Müfredat aynı, öğretmen aynı… Bu hadise bambaşka bir şey… Fethullah Hocanın okullarında da yapıyorlar aynı şeyi. Adı da olimpiyat hazırlığı… Tek fark, ders kitapları yüksek sınıfların kitapları. Bizim küçük bey de gidiyor, 7. sınıftaki çocuklara lise birin matematik derslerini öğretiyorlar, başka bir özelliği yok. Tek bir faydası olabilir o da, yüksek zekalı çocukların bir arada bulunması, içtimai çerçeve ihtiyacını giderebilir, başka bir faydası yok. Zararlarını ise saymayayım, buraya sığmaz.

  3. temel problemlere geçici, göstermelik ve noktasal çözümler üretmek toplumsal olarak bize sirayet eden bir hastalık galiba…anladığım kadarıyla üstün zekalı çocuklar için takip edilen yol da maalesef aynı..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir