ALİ ÜNAL BİR KONUDA HAKLI

ALİ ÜNAL BİR KONUDA HAKLI

Ali Ünal, bir müddetten beri kıvranıyor. Fethullah Gülen’in aleyhine tek kelime etmeyen, ihanet örgütünün tek yanlış yaptığına kanaat getirmeyen, sanki “doğruluk teminatını” Allah ve Resulünden almış gibi hareket eden Ali Ünal, aynaya hiç bakmaksızın başkaları ile ilgili ithamları yazılarının ana teması haline getirmiş durumda. İhanet örgütü mensuplarının, “kesin doğruluk” teminatına sahip ruhi ve zihni altyapıları, kendilerini helak etmek için yalnız başına kafi olsa gerek.

Ali Ünal, 14.07.2014 tarihli, “Parti müftüleri’nin onulmaz cehaleti” başlıklı yazısında, ihanet örgütü karşıtlarının açığını arayan bir çaba içinde görünüyor. Çabasının neticesini de almış, mühim bir nokta bulmuş. Hayrettin Karaman’ın, “recm cezası” ile ilgili hezeyanı takılmış oltasına… Yazıda başka mevzular da var ama isabet ettiği nokta Hayrettin Karaman ile ilgili mesele… Daha doğrusu Hayrettin Karaman’ın recm cezası ile ilgili savruk düşünceleri.

Sitemizde (www.fikirteknesi.com) Hayrettin Karaman’ın “recm cezası” ile ilgili hezeyanını tenkit etmiştik. Hayrettin Karaman, Yeni Şafak gazetesindeki köşe yazısında recm cezasının İslam’da olmadığına dair reformist görüşler ileri sürmüştü ve o yazıları yayınlandığında biz tenkit etmiştik. Sitemiz yazarlarından Nurettin Saraylı, “Hayrettin Karaman-Fikrini beyan ederken kendini tekzip eden adam” başlıklı yazısında tenkit etmişti. Nurettin beyin yazısı, sitemizde 29 Kasım 2011 tarihinde yayınlanmıştı, o yazıda işaret edildiği gibi, Hayrettin Karaman’ın “Recim Yoktur” başlıklı yazısı, 27 Ağustos 2010 tarihinde Yeni Şafak gazetesinde yayınlanmıştı. Meseleye vakıf olduğumuzda tenkit yazısı yazılmış ve sitemizde yayınlanmıştı. Tenkit yazısının linki; “https://www.fikirteknesi.com/?s=kendini+tekzip+eden+adam%2C+hayrettin+karaman”

Ali Ünal, hakikat kaygısı çeken bir adam değil, öyle olsa zamanında bu meseleyi gündemine alır ve tenkit yazısı yazardı. Ali Ünal, bugünlerde ihanet örgütünü savunmak için eski defterleri karıştırıyor. Nazari çerçevede hakkını teslim etmek lazım, Hayrettin Karaman’ın “recm cezası” ile ilgili hezeyanlarını tenkit etmesi isabet olmuş ama bunu hakikat kaygısı çeken bir adamın zamanında yapması lazım. Şimdi kavga başlayınca eski defterleri karıştırması, hakikat kaygısından kaynaklanmıyor, ihanet örgütüne malzeme bulmak için sinsi şekilde eski defterleri karıştırmak kaygısıyla yapıyor.

Ali Ünal bu tenkidi zamanında neden yapmadı? Hayrettin Karaman hala aynı görüşte midir bilinmez ama eskiden reformist (hatta oryantalist) görüşleri olduğu, kendi köşe yazılarında tescillidir. Ali Ünal’ın zamanında bu hezeyanları tenkit etmemesinin sebebi ise, olsa olsa aynı türden reformist görüşlere ihanet örgütünün de sahip olmasıdır. Öyle ki ihanet örgütü, reformculukta Hayrettin Karaman’ı o kadar aşmıştır ki, şehadet kelimesinden Fahri Kainat Aleyhisselatü Vesselam Efendimizi çıkarmış ve sadece “Lailahe illallah” kısmını bırakmıştır. Hayrettin Karaman’ın reformculuğu, ihanet örgütünün reformculuğu yanında, ak sütten çıkmış ak kaşık gibi kalır.

Tabii ki Hayrettin Karaman’ın “recm cezası” ile ilgili hezeyanını savunmuyoruz, biz böyle bir garabeti işleyemeyiz. İhanet örgütüne karşı mücadele ediyor olmamız, hakikati katledeceğimiz veya umursamayacağımız anlamına gelmez. Ama Ali Ünal’ın, bu tenkidi zamanında yapmamasının sebebini biliyoruz, geçmişte Hayrettin Karaman ile reformculukta yarıştıklarını, şu anda ise reformculuk konusunda Hayrettin Karaman’ı fersahlarca geçtiklerini göz ardı edemeyiz, etmeyiz. Bizim için Allah’ın beyanları ve Resulünün beyan ve tatbikatları, tüm kainattan daha kıymetlidir ve onlarla ilgili en küçük ölçüsüzlüğü hayatımızdan daha mühim biliriz. Hakikati ise Ali Ünal ve ihanet örgütü gibi eğip bükmeyiz.

Bir hareketin istikametini şaşırmasının neticeleri işte budur. Ali Ünal, doğru bir iş yaparken bile hakikati savunmak derdinde değil, ondan mensubiyet içinde olduğu örgüt için fayda devşirmek çabasındadır.

Hükümeti desteklemek konusunda Hayrettin Karaman ile aynı cephede yer alıyor olmamız, Hayrettin Karaman’ın geçmişte ve halde yaptığı veya beyan ettiği yanlışları savunacağımız anlamına gelmez. Ama böyle bir hakikat kaygısını ve cesaretini Ali Ünal’dan beklemeyiz. O, hala ihanet örgütünün cenneti garantilemiş olduğu düşünce ve edasıyla sağa sola sataşıyor.

Ali Ünal’ın samimiyet testi, en azından Hüseyin Gülerce kadarcık bir nefs muhasebesi yapmasıdır. İhanet örgütünün hiçbir yanlış yaptığını kabul etmeyen, küçücük bir yanlışını yazılarında bir paragraflık da olsa konu edinmeyen tavrını sürdürdüğü müddetçe hakikat kaygısı taşıdığına kimseyi ikna edemez.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir