ALİ ÜNAL, MÜNAFIK OLARAK FETHULLAH GÜLEN’İ TARİF ETMİŞ

ALİ ÜNAL, MÜNAFIK OLARAK FETHULLAH GÜLEN’İ TARİF ETMİŞ

Ali Ünal, bayramın ikinci günü (29.07.2014), “Nifak ve münafık” başlıklı bir yazı yazmış. Münafık olarak Erdoğan ve Akparti kadrolarının adını anmamış ama bulunduğu mevzi itibariyle onu kastetmiş. “Onu kastetmiş” derken, isimlerini vermediği için bu tespitimizi inkar etme imkanı var tabii ki, gerçekten de onları kastetmemişse eğer hata bize ait olsun.

Son zamanlarda moda olduğu üzere, önce kelimenin sarf ve nahvini (modern dille etimolojisini) yazmış, böylece Arapça bildiğini de göstermiş. Neyse, burada fazla durmayalım, kelimenin kökü ve müştakları tabii ki mühim…

Ali Ünal, bir müddetten beri (belki de baştan beri) feraset, basiret ve idrakini kaybettiği için, isim vermeden nazari çerçevede yazdığı nifak ve münafık mevzulu yazısında Fethullah Gülen’i tarif etmiş. Kendinin maksadı Erdoğan ve arkadaşları olabilir ama yazıdaki tarif, Erdoğan’a yüzde on uyuyorsa, Fethullah Gülen’e yüzde doksan uyuyor.

İhanet örgütü mensupları toplu çıldırma seansları yapıyor olmalılar. Sadece Ali Ünal değil, geçenlerde (21.07.2014 tarihinde) Ekrem Dumanlı da “Ey zalim” başlıklı bir yazı yazmıştı, o yazıda da “zalim” olarak Erdoğan kastediliyordu ama yazının muhtevası ve tertibi, Erdoğan’dan çok daha fazla Fethullah Gülen’e uyuyordu. Ekrem Dumanlı’nın o yazına karşılık, “Ekrem Dumanlı itiraf etmiş” başlığıyla bir yazı kaleme almış ve sitemizde 22.07.2014 tarihinde yayınlamıştık.

Ali Ünal’ın “Nifak ve münafık” başlıklı yazısının muhtevası, Fethullah Gülen’i tarif etmek bakımından daha başarılı, daha isabetlidir. Ali Ünal, “şecaat arzederken sirkatini söylemek” konusunda Ekrem Dumanlı’yı fersahlarca aşmış, hakkını teslim etmek lazım.

*
Ali Ünal’ın yazısını paragraf paragraf değerlendirelim.

Ali Ünal, yazısının başında kelimenin sarf ve nahvine dair bazı nazari tespitler yaptıktan sonra kendi görüşlerini anlatmaya şöyle başlıyor;

“Karanlık yolların yolcusu, karanlık izbelerin adamı olan münafık, İslâm ve Müslümanlar için en tehlikeli olandır. O, İslâm’ı ve Müslümanları içten vurmak için mescidler bile inşa edebilir (9: 107). Görünümü yerinde, konuşması fasih, sözü dinlenir, yapısı itibariyle de görkemli olabilir. Belki, kavmin önde gelenlerinden ve hatırı sayılır kişisidir: “Onları gördüğün zaman cisimleri hoşuna gider, söz söyleseler sözlerini dinlersin. Oysa duvara dayanmış, giydirilmiş odunlar gibidir onlar!” (63: 4) Kur’ân’ın son iki sûresi olan Muavizeteyn’de özellikle onların şerlerine dikkat çekilir: “De: ‘Sığınırım karanlığın yarıldığı demin Rabbi’ne, yarattıklarının şerrinden; üflediği zaman düğümlere üfleyenin şerrinden; ve haset ettiği zaman hâsidin şerrinden.’” “De: ‘Sığınırım insanların Rabbi’ne, insanların Meliki’ne insanların İlâhı’na, fısıldayıcı sinsi vesvesecinin şerrinden.’””

Karanlık yolların yolcusu, karanlık izbelerin adamı… İslam’ı ve Müslümanları içten vurmak için mescidler bile inşa edebilen hain… Görünümü yerinde, konuşması fasih, sözü dinlenir, yapısı itibariyle görkemli de olabilir… Nasıl? Dehlizlerde gezen ihanet örgütü ve başındaki adam… Siz hiç Fethullah Gülen’in bir şeyi açıkça sözlediğini duydunuz mu? Amerika’da yaşar, İsrail ile aşık atar, Avrupa değerlerinden bahseder. Kurduğu örgütün hiçbir şeffaf tarafı yoktur, kimlerle görüştüğü bilinmez, kimlerle dost ve müttefik olduğu anlaşılmaz. Kamuoyu önünde başka türlü konuşur, örgütüne başka türlü talimat gönderir. Kamuoyuna konuşurken İslam’dan bahseder ama bir türlü İsrail’i telin etmez. Zaten tek takiyye yapmadığı veya yapamadığı konu İsrail’dir, çünkü sadakati onlaradır. Onlar hakkında da takiyye yaparsa, onların da şüphesini çeker ve hiç dostu kalmaz.

Oysa Tayyip Erdoğan merttir, nettir, açıktır. Mesela ihanet örgütüne karşı bazen hukuku zorlayacak kadar açıktan konuşur, hesap soracağını açıkta söyler, sormaya başladığını gösterir. Erdoğan, Fethullah Gülen’e göre cam kadar şeffaftır, düşüncesi neyse onu açıkça söyler. Parti teşkilatının toplantısında konuştuğunu, televizyonda da, mitingde de söyler. Şimdi soru şu; Ali Ünal’ın teorik olarak doğru olan yukarıdaki tespitleri Fethullah Gülen’e mi daha çok uyuyor yoksa Erdoğan’a mı? Sokaktan en cahil insanı çevirin, ihanet örgütü ile Erdoğan’ın başında bulunduğu parti veya hükümetin durumunu olduğu gibi anlatın ve sorun, hangisi münafığa daha fazla benziyor diye. Hala ikna olamadıysanız, bir de alim bulun ona sorun…

Şu paragraftaki berraklığa bakın;

“Münafık, karanlık kişidir; fısıldar, düğümler atar, üfler; hasettir. İnsanlardan insan olmayı kibrine yediremez. Tam bir bozguncu olduğu halde, kendisinin ıslahçı olduğunu iddia eder. Gerçekte iman etmediği halde, en iyi mü’min olduğu iddiasındadır. Mü’minlerin yüzüne güler, fakat gizli mahfillerde kendilerini arkadan idare eden “şeytanları”na gerçekte o şeytanların elemanları olduklarına dair teminat verir. (2: 8-16)”

Ne kadar açık ve net bir tarif… Fethullah Gülen, sürekli örgütüne bir şeyler fısıldıyor, Tayyip Erdoğan ise açıkça, ilan ederek konuşuyor. Fethullah Gülen, dinde reform yapacak kadar ileri gidiyor ve adamlarına “Muhammedün Resulullah” demenin şart olmadığını, Hıristiyan ve Yahudilerin de cennete gideceğini söyleyecek kadar “bozguncu” ama “ıslahçı” olduğunu söyleyecek kadar da… La havle ve la kuvvete illa billah…

Şu paragrafı okuduğunuzda refleks halinde diyeceksiniz ki “Allah konuşturuyor”;
“Münafık, ihaneti sebebiyle korkaktır (9: 56); bu bakımdan, fırsat bulduğunda en büyük zalim, fakat güçlüler karşısında ayak yalayan zelil bir firavundur. Münafık, insanların hoşuna gideni söyler, hoşlarına gitmeyecek şeyi yapar. Onun en önemli bir vasfı, yapmadığını, yapmayacağını söylemesi, söylediğinin tersini yapmasıdır (61: 2‒3) Münafığı tanıma adına bir hadis-i şerif bize dört ipucu daha verir: “Kimde dört vasıf bulunursa halis münafık olur. O dört şeyden biri kendisinde bulunan kişide ise onu terk edinceye kadar münafıklıktan bir haslet bulunur. Bunlar: Kendisine bir emanet tevdi edildiğinde ihanet eder; konuştuğunda yalan konuşur, söz verdiğinde yerine getirmez. Bir kimseyle çekiştiği zaman aşırı giderek karşısındakinden fazla kötülük yapar.” (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizî) Münafık bir de, insanları kandıracak şekilde konuşmasıyla tanınır (47: 30). Bütün bunlara rağmen, özellikle şehirlerde, medenî görünenler arasında münafıklıkta kaşarlanmış öyleleri de vardır ki, onları ancak Allah tanır (9: 101).”

Münafık, ihaneti sebebiyle korkaktır; bu bakımdan, fırsat bulduğunda en büyük zalim, fakat güçlüler karşısında ayak yalayan zelil bir firavundur. BM, ABD, AB, İsrail gibi dünya devlerine itiraz eden Tayyip Erdoğan bir tarafta, İsrail ve ABD’nin aleyhine tek kelime sarfetmeyen ama Müslümanların üzerine her türlü hile ve desise ile giden Fethullah Gülen diğer tarafta… Ali Ünal hangisini kastediyor dersiniz?

Neydi o atasözü? Hah hatırladım, “Ahmak dostun olacağına, akıllı düşmanın olsun”…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir