AMERİKA ÇÖKÜYOR-3 (İŞSİZLİK SORUNU)

AMERİKA’DA İŞSİZLİĞİN DÜŞTÜĞÜ YALANI

Başta Amerikan medyası olmak üzere batı medyasının ABD ekonomisinin güya iyileşmekte olduğuna işaret olarak gösterdiği son işsizlik oranları koca bir yalandan başka birşey değil. Aslında birazdan açıklayacağımız verilerden de anlaşılacağı üzere işsizlik oranlarında herhangi bir değişme yok.

Öncelikle işsizlik oranlarının nasıl hesaplandığıyla ilgili kısa bir bilgi verelim.

ABD de, her ülkede olduğu gibi belli bir yaş aralığı “iş gücü nüfusu” olarak belirleniyor. İş gücü nüfusu şöyle açıklanıyor;

“İş gücü çalışabilme yaşında olan kişilerin sayısıdır.[1] Bu da genel olarak 16 yaş üstü ve 65 yaş altı olarak belirtilir. Bunların içinden öğrenci olanlar, emekliler, ev hanımları, mahkumlar ve iş bulmaktan ümidini kesmiş olanlar(discouraged workers) gibi kişiler bu sayıdan düşülür.” Kalan sayı iş gücüne dahil olan kişilerin sayısını verir.[2] Bu sayı içinde bir işi olmayan kişilerin sayının[3] da iş gücü tabir edilen sayıya([2])  oranı işsizlik oranını verir.(İşsizlik oranı = [3]/[2] olarak ifade edilebilir bu durumda.) Bu sayıdan arta kalanlar([2]-[3]) ise çalışan toplam kişi sayısıdır[4].

*Buradaki dikkat edilmesi gereken nokta “discouraged workers” şeklinde ifade edilen “uzun süre iş bulamadığı için iş bulmaktan ümidini kesmiş kişiler” noktasıdır.

Bahsimizi formüle edelim;

[1]-) 16 ile 65 yaş arasında bulunan kişiler
[2]-) [1] de elde edilen sayıdan emekliler, mahkumlar, iş bulmaktan ümidini kesenler v.b. kişilerin çıkarıldığında elde edilen sayı
[3]-) [2] de elde edilen sayı içinde biş işi olmayan kişilerin sayısı.
[4]-) [2] de elde edilen sayı içinde biş işi olan(çalışan) kişilerin sayısı.(Bu sayının içinden, daha önce tam zamanlı olarak çalıştığı halde şu anda yarı zamanlı olarak çalışan kişiler düşülmemiştir.)

Bu sayılar eşlişinde hesaplamamıza devam edelim;

ABD merkezli olarak yaşanan son mali krizden beri iş gücüne dahil olan kişilerin([2]) çalışabilme yaşında olan kişilerin sayısına oranı([2]/[1]) %63 den %59 a düşmüştür. Ek olarak, 2009 Eylül ayına baktığımızda çalışma yaşındaki tüm kişilerin([1]) %58.7’si istihdam edilmişken, bu oran 2012’nin Kasım ayında da yine %58.7 dir. Buradan, geçen 39 ay içinde çalışan kişi sayısının değişmediği sonucuna ulaşıyoruz. Yani resmi veriler biraz dikkatli incelendiğinde bile ulaşılan sonucun 3 yıldan fazla süredir çalışan sayısında hiç bir şeyin değişmemiş durumda.

Peki bu verilere rağmen, işsizlik oranlarının düştüğü nasıl söylenebiliyor? Her ay binlerce kişi iş gücü sayısından([2]) çıkarılıyor. Sadece 2012 Kasım ayında 350.000 kişi iş gücüne dahil olan kişilerin dışına çıkarılmış. Bu şu anlama geliyor, Kasım 2012 de 350.000 kişi ya hapse girmiş ya emekli olmuş ya ben dizimi kırıp evimde oturacağım demiş ya da (dikkat) iş bulmaktan ümidini kesmiş. Son 4 yıldaki sayılara baktığımızda ise tam 8.500.000 kişinin iş gücü sayısından çıkarıldığını görüyoruz ki bu sayı 1980 ile 1989 arasında geçen 10 yılda bile 2.5 milyon artmıştı, fakat son 4 yıldaki fark 8.5 milyon. Bu noktadaki takdir sizin.


Grafik, 2002 den bu yana açıklanan resmi işsizlik oranlarını gösteriyor. Tabloya göre resmi işsizlik oranı şu anda %7.7

Eğer gerçek oran bu şekilde olsaydı, çalışan sayısının da aynı şekilde artıyor olmasını beklerdik fakat öyle olmadığı görülüyor.

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi çalışan sayısı so 39 aydır hemen hiç değişmediğini, %59 da sabitlenmiş olduğunu da alttaki grafikten görüyoruz.


Grafik, 2002 den bu yana halihazırda çalışan kişi sayısının toplam çalışma yaşında kişilerin sayısına oranını gösteriyor.

2. Dünya savaşından bu yana, yaşanan bir kriz bittikten sonra çalışan sayısının artmadığı ilk defa gözlemleniyor.

Yeni iş bulan kişi sayısı’nın Eylül Ekim aylarında da düştüğünü gösteren yeni bir araştırma da dikkatimizi çekiyor.

Çok daha enteresan olan bir bilgiyi daha paylaşalım; CNSNew.com tarafından yapılan bir araştırmaya göre son 5 ayda kaydedilen “yeni iş” lerin %73’ü devletin bizzat yaptığı istihtam. Bir başka ifadeyle, son 5 ayda gözlemlenen 847 bin “yeni iş” in, 621 bini devletin bizzat yaptığı alımla(değişik kadrolarda yapılan mamur alımları) oluşmuş durumda.

Tüm bunlardan sonra bile hala Amerika’nın çöktüğüne ikna olmayanlar varsa birkaç şeyden daha bahsedelim.

Mali uçurumun gittikçe artması yetmiyormuş gibi, ABC Haber‘e göre, Nisan 2013 te 3.000.000 kişi işsizlik sigortasını kaybedecek.

2013’ün Amerika için çok daha kötü olacağı şimdiden kendini gösteriyor. Fakat ana akım medya, orta sınıfın nasıl yok edildiğinden ya da mesela vaktiyle en çok endüstrileşmiş şehirlerden olan Detroit’in bugün nasıl hayalet şehir olduğundan hiç bahsetmiyor.

Bugün insanların bankalardan kullandığı ihtiyaç kredileri toplamı 2.75 trilyon dolar seviyesinde. 2008 yılında bu miktarın 1.03 trilyon dolar olduğunu ifade edersek durumun vehameti daha net anlaşılır. Kasım(2012) ayındaki borç miktarının Ekim ayına göre %17 daha fazla olduğu gerçeği de gidişatın bu günkü durumunu ortaya koymaya yetiyor.

Daha vahim olanı ise Amerikan devletinin ulusal borcu. Tam 16.3 trilyon dolar ve gittikçe de artıyor. 16.3 trilyon dolar tam olarak nasıl bir meblağdır sahi? Bir video… Anlatmaya çalışıyor…

Daha fazlasını merak edenler için, Amerika’nın artık herkes için iş üretemediğini ve bir daha da asla üretemeyeceğini anlatan bir makale.

Diğer bir makale ise, “Çöküşün 34 İşareti” nden bahsediyor.

Tüm Dünya’yı uyandırmak için yazılan yüzlerce makale internette uyanan bilinçleri bekliyor.

Ana akım medya(buna Türkiye medyası da dahil) dünya sayfalarında Mısır’dan bahsedip duruyorlar. Çırpınıyorlar adeta. Mısır konusu çoktan kapandı, bugün için geri dönüşü olmayan devrimini tamamladı. Suni yöntemlerle, provakatif hareketlerle, oturma eylemleriyle karşı devrim yapmaya çalışacak kadar aciz batı Mısır’da.

Obama garibim, son seçimden sonra seçmenlerine duygusal bir konuşma yaptı. Özetle, biz bir Amerikan ailesiyiz, hepimiz biriz, hep birlikte uzun bir yolculuk yapıyoruz ve kendimizi hazırlamamız lazım dedi. Bu, bir farenin kediye yalvarması gibi bir şey. Çaresizliğin son göstergesi. Bir anne bir baba ve çocuklar olduğu halde 3-5 kişilik bir aile bile olamayan, tamamen bireyselleşmiş bir Amerika’nın tek bir ulus olduğuna kediler bile güler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir