AMERİKAN KABUSU-4-BÜYÜK İSYAN MAYALANIYOR

AMERİKAN KABUSU-4-BÜYÜK İSYAN DALGASI MAYALANIYOR
İnsanlık çok tuhaf bir psikolojik evrene ulaştı, tarifsiz, izahsız, anlamsız bir zihni evren… Batı dünyası ve Batılılaşmış dünya ise tuhaflıkta en ileri seviyeyi temsil ediyor. Felsefe, bilim, kültür alanlarında dünyanın çok ilerisinde olduğu zannedilen batı ve Batılılaşmış dünya, hurafe, batıl inanç, sapkınlık, sapıklık, gayriinsani düşünce ve davranış kalıpları konusunda zirveye ulaştı. 21 Aralık günü kıyamet kopacağına inanan insanların çoğunluğunun batı dünyasında yaşıyor olması, başka birçok vakıada da müşahede edileceği üzere, “ruhi boşluğu” gösteriyor. Dini ve ilmi çevrelerin, kilisenin ve NASA’nın veya üniversite çevrelerinin yaptıkları açıklamalara rağmen kıyamet inancının devam etmesi dikkat çekici bir alamet… İnsanlar hem dine inanmıyor hem de bilime…
Batıda bir zamanlar din (Hıristiyanlık) vardı, felsefe ve bilim Hıristiyanlığı geriletti ve onun yerine kendini ikame etmeye çalıştı lakin bunu yapamadı. İnsandaki “iman” ihtiyacı çok derinlerdeydi ve felsefe de bilim de o derinliğe asla inemedi ve dinin yerini dolduramadı. Lakin batıda “din” de saçmalıktan ibaretti, bu sebeple felsefe ve bilim dini alt etmişti. Dinin (Hıristiyanlığın) tüm saçmalığına rağmen felsefe ve bilim onun yerini dolduramadı, dinin saçmalığından dolayı hesabını gördü fakat onun yerine kendini ikame edemedi, edemezdi. Neticede ortaya dehşetengiz bir boşluk çıktı.
Boşluk… Meselenin sırrı burada… 21 Aralık günü kıyamet kopacağına inanmak, toplu katliamlar yapmak ve benzeri hadiseler herhangi bir şekilde izah edilebilir değil. İnsanların iç dünyalarında “dev boşluklar” var, bu boşluklar o kadar büyük ve o kadar derin ki, tam bir “karadelik” vazifesi görüyor, her şeyi vakumluyor, imha ediyor, anlamsızlaştırıyor, yok ediyor. En büyük gıdası da “mana” yani “anlam”… Hayatın anlamı, varlığın anlamı, insanın anlamı, her şeyin özünü yani anlamını vakumluyor, yutuyor, yiyor, yok ediyor. Ne var ki gıdası anlam olan ruhi boşluk, ne kadar “anlam” yiyorsa o kadar acıkıyor, asla doymuyor, asla tatmin olmuyor.
21 Aralıkta kıyametin kopacağına dair inancın kaynağını hatırlayalım, fi tarihinde yaşamış ve şimdi yok olmuş arkaik bir medeniyet olan Maya medeniyetinin takvimi… Batılı insanlar bu günün dinlerine, düşüncelerine, bilimlerine inanmıyor ama binlerce yıl önceki bir medeniyetin, bu güne ulaşmış harabelerinden elde edilen bir takvime dayanarak kıyametin 21 Aralıkta kopacağına inanıyor. Bunun bir izahı var mı? 21 Aralıktan sonraki birkaç gün içinde ne çapta saçmaladıklarını görecek ve kısa bir süre ahmaklıklarına hayret edecekler fakat bu hadiseden elde ettikleri (aslında edemedikleri) tecrübe ile “akıllanmayacak” aksine hemen başka bir hurafe aramaya başlayacaklar. Çünkü mesele ne Maya medeniyeti ne Maya takvimi ne de kıyamettir, mesele, ruhi boşlukta mayalanan iman ihtiyacının kültür ve düşünce altyapısını kaybetmiş olmaları ve bir türlü istikametlerini bulamamalarıdır.
Ruhun temel ihtiyacı ve en güçlü hamlesi imandır. İman edemeyen, iman etmenin tüm düşünce ve kültür altyapısını ve kodlarını kaybeden batı dünyası, insanlarını dev bir “hiçliğe” çağırıyor. İman etmenin düşünce ve kültür şartlarının yok edilmesi, insanın zihni ve kalbi evrenindeki dev boşluğu ürettiği gibi, o boşluğun ihtiyacını da teşhis edemiyor. Ruhun tabii temayülü ve temel ihtiyacı olan imanın şartları ortadan kaldırılıp, yolları kesilince, insan iç dünyasındaki boşluk dehşet savrulmalarla tuhaf ve ucube “inançlar” üretiyor. Ruh, iman etmesini engelleyen insandan intikamını alıyor, onu en anlamsız, en saçma, en sapkın, en ütopik inançlara sürüklüyor.
Batıda (ve ABD’de) yaşanan insani savruluşların izahını yapmaya çalışanlar boşuna uğraşıyor. Batı, kendini inşa eden pozitif akılla bu hadiseleri izah edemez çünkü vakıa insan iç dünyasının çok derinlerinde mayalanıyor. Ruhu bile kabul etmeyen, hayvandan geldiğini ve sadece “gelişmiş hayvan” olduğunu düşünen insan cinsinin ruhi derinliklerinde mayalanan gelişmeleri anlama iktidarında değil. Batının ve batılı insanın yaşadığı hadiselerin “batılı izahı” yok.
*
Batı çöküyor, ABD çöküyor… Bu teşhisi sadece iktisadi vaziyetle, iktisadi verilerle yaptığımız zannına düşenler meseleyi anlamıyorlar. Batıdaki “birleşik alanlar krizi”, ruhi derinliklerde mayalanan, oradan kaynaklanan, tezahürlerini ise yirminci asır boyunca tek tek ve yavaş yavaş veren, artık hızlanan ve toplu ve kesintisiz tezahür devrini açan bir “anlam krizi” tarafından tetikleniyor. Bunun çözümü yok çünkü hiçbir kültür ve medeniyet havzası, bizzat kendisi tarafından, kendi düşünce kaynaklarıyla üretilen “anlam krizini” çözemez.
Arap dünyasındaki büyük isyan, anlam krizinden kaynaklanmıyor aksine derin bir imanın (yani İslam’ın) tetiklediği türdendir. Özellikle de batının yaşadığı “anlam krizi” döneminde başlamış olması, istikametinin ve hedefinin asla batı olmasına müsaade etmez. Büyük Arap isyanı, istikametini de hedefini de biliyor, akılla bilmese bile ruhuyla biliyor, düşünceyle bilmese de imanla biliyor. Oysa batıdaki “anlam krizinin” tetikleyeceği büyük isyan, “dev ruhi boşluktan” doğduğu için ne istikamet ne de hedef sahibi… Problemin özü de burası…
Batıda istikametsiz bir büyük isyan geliyor. Bu isyan, anlamsız bir patlama halinde zuhur edeceği için hangi istikamete yöneleceğini, hangi hedefi vuracağını bilmiyor. Şu anda batı insanı, iç dünyasındaki dev boşluğun içine yuvarlanmış halde, orada debeleniyor. Kendi içindeki boşluğa yuvarlandığı için hala büyük tehlikeler zuhur etmiş değil. Esas tehlike ve büyük isyan az sonra ortaya çıkacak.
Batılı insanın büyük yok oluşlarla (kıyamet gibi) ilgileniyor olmasının esas sebebi, içindeki boşluğun ve anlam krizinin büyüklüğüyle ilgilidir. Zihni ve kalbi evreninde kadar büyük bir anlam krizi ve o kadar derin bir ruhi boşluk yaşıyor ki, fiziki evrende de (kainatta da) o çapta bir yok oluş arıyor, batılı bilim çevrelerinin kıyamet kopmayacağına dair açıklamaları, batılı insanın “pozitif aklı” tarafından umursanmıyor. Bunun bir izahı var mı? Tabii ki batıda yok…
*
Büyük isyan başlamak için neyi bekliyor? Kaçınılmaz olan büyük isyan gelmek için neden nazlanıyor? Artık aktüel sorular bunlar…
Arap isyanının özelliği “müspet” olmasıdır, müspet olma hususiyeti istikameti ve hedefi olan bir hamle ve hareket olmasıdır. Batılı insanın isyanı “menfi” olacaktır, menfi olma hususiyeti, anlamsız, istikametsiz ve hedefsiz olmasıdır. Arap isyanını meydana getiren kaynak, halkın siyasi iktidarlardan tarafından baskı altına alınmasına karşılık hürriyet talebiydi, bu sebeple istikameti ve hedefi netti. Batıdaki isyan, hürriyetin genişliğinden meydana gelen ruhi dağınıklık, merkezsizlik, dolayısıyla “hiçlik”ten meydana gelecek. Bu farklılıklar batılı insanın büyük isyanını geciktiriyor.
Sıkışma (baskı) sebebiyle patlamanın tehlikesi, “hiçlik” sebebiyle patlamanın tehlikesi yanında, nükleer bomba ile el bombası arasındaki mukayese gibi çok küçük kalır. İnsanlık, tarihinde hiçbir devirde bu çapta bir hiçlik üretmedi, bu derinlikte bir hiçliğe düşmedi, bu hacimde bir anlam krizi yaşamadı. Batı, birkaç asırdır kesintisiz şekilde “hiçlik” üretti, hayatın her sahasının anlamını boşalttı ve tüketti, artık batıda zombiler yaşıyor. Zombilerin farkedilmemesinin sebebi ise “prezantabl zombi” olmaları…
Hiçlikten kaynaklanan patlama istikametsiz ve hedefsiz olduğu için kendi merkezinden başlamak üzere dalga dalga çevreye yayılacak, her şeyi yıkacaktır.
Bir sonraki yazımızda büyük isyanın hedeflerini yazacağız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir