ASTRAL SEYAHAT-1-ASTRAL SEYAHAT NEDİR?

ASTRAL SEYAHAT-1-ASTRAL SEYAHAT NEDİR?
Ruhun bedenden ayrılarak seyahat etmesi şeklinde ifade ediliyor. Ruh bedenden tamamen ayrılmıyor ve bir irtibat bağı kalıyor. İstediği hızda (ışık hızının da çok üstünde) seyahat edebiliyor. O kadar ki, nerede olmak isterse anında orada olabiliyor. Hala fizikte ışık hızından yüksek bir hız olmadığını iddia etmeleri ilginçtir.
Bu tecrübeyi yaşayanların bir kısmı kendini bulutsu bir varlık halinde hissettiklerini bir kısmı bedenin şekline sahip olduklarını, bir kısmı daha başka şekiller halinde hissettiklerini söylüyor. Sahip oldukları şekli görmüyor, hissediyorlar fakat gördüklerini zannediyorlar. Burası ilginç fakat anlaşılabilir bir durumdur.
Bedenden ayrılan ruhun (kendileri çeşitli isimler verdikleri ikinci bedenlerinin) beden ile bağları olduğunu ve kesintisiz bu bağın devam ettiğini gördüklerini söylüyorlar. Farklı ifadele r var bu bağ ile ilgili. “Elastiki ip veya kablo” gibi ifade edenler, “ışık sütunu veya doğrudan ışık” gibi veya bir “tesir cereyanı” gibi beyanlar var. Her ne ve her nasıl olursa olsun ruh ile beden arasında bir bağ var ve bu bağ, ruh nereye ve ne kadar uzağa giderse gitsin devam ediyor.
Ruh latif bir varlık olduğu için beden ile bağını kendine has şekilde kuruyor. Aradaki mesafe ne kadar uzak olursa olsun bu bağı muhafaza etmeye devam ediyor ve edebiliyor. Aradaki mesafenin uzaklığının problem olması, maddi varlıklar için sözkonusudur, ruh için değil.
Seyahat şuurlu yapıldığı için seyahat esnasında yaşananlar hatırlanıyor. Normal hayatta yapılanlar ve öğrenilenler nasıl hatırlanıyorsa astral seyahatte de hatırlanıyor.
Astral seyahatte cisimlere dokunamıyorlar, müdahale edemiyorlar, normal hayattaki insanlarla konuşamıyorlar, cisimleşemiyorlar. Bunlar tabii ki bu zamana kadar elde edilen tecrübeler. Aslında ise bundan çok daha ilerisi mümkün… Cinlerin bedenlenebildiklerini (cisimleşebildiklerini) biliyoruz. Ruh cinlerden çok daha ileri hususiyet ve maharet ile mücehhezdir. Öyleyse cisimleşememesi (bedenlenememesi) imkansız değil başarılamamış bir olaydır.
*
Astral seyahat konusunda bir nokta dikkat çekici. İnsanın farklı ve birden çok bedeninin olduğundan bahsediyorlar. Birden çok beden konusu, bir yanılma. Ruh bedende durduğu müddetçe onun şekline aşina hale geliyor ve bu bir alışkanlık yapıyor. Ruh bedenden ayrıldığında başka bir bedene girmiyor, başka bir beden yok. İnsan aklı kendini (insanı) bedenli haliyle öğrendiği ve hatırladığı için, ruhu da bir bedene sahipmiş gibi görmeye çalışıyor ve o hisse kapılıyor. Ruhun da bedenin şeklini alışkanlık haline getirdiği için o şeklin görüntüsünü vermesi mümkün. Tüm bunlar başka bir bedenin olduğu anlamına gelmez. İnsanlardaki zihni alışkanlıklar devam ettiği için bir beden ihtiyacı içine giriyorlar ve bedenin varlığını hissediyorlar. Oysa başka bir beden yok.
Astral seyahat tecrübesini yaşayanların bazıları, herhangi bir bedeni şekil görmediklerini, kendilerini, sadece düşünce (veya şuur) olarak hissettiklerini söylüyorlar. Bu tecrübe gerçeğe daha yakın.
*
Astral seyahat konusunda bir problem var. Bu olayı yaşayanların tecrübeleri sübjektiftir. Dolayısıyla sistematize etmesi zor oluyor. Çünkü bu olayı yaşayanların elde ettikleri tecrübeler (veya yaşama şekilleri) kendi ruhlarının münhasır hususiyetlerine, akıl ve şuur seviyelerine, zihni gelişmişlik ve donanım hacimlerine göre farklılıklar arzediyor. Bu kadar sübjektif olan olaylardan bir sistem kurmak zor oluyor. Mümkün olan (mümkün olduğu belli olan) bir olay çeşidini standart hale getirememek ve onun bilimini geliştirememek ilginçtir. Astral seyahat yapan herkesin anlattıkları, genel hatlarıyla aynı gibi görünse de birçok farklıklar içeriyor. Dolayısıyla bir ilmi disiplin oluşturmak ve tekrarlamak kolay olmuyor. Olay tekrarlanıyor ama her insanda farklı şekilde tekrarlanıyor.
Her insanda mümkün olan fakat her insanda farklı şekillerle mümkün olan astral seyahat, “metafizik ilimlerin” enfüsi (sübjektif) özelliğini gösteriyor. Parapsikolojinin patinaj yaptığı noktalardan biri de bu. Müspet bilimlerde (mesela fizikte) varolan kesin kanunları burada da arıyorlar. Bu hedef yanlışlığı, metafizik bilimlerin kurulmamış ve anlaşılmamış olmasından kaynaklanıyor. Müspet bilimlerdeki gelişmelerde de artık yavaşlama olduğuna ve patinaj yapmaya başladığı anlaşıldığına göre “metafizik bilimlerin” kurulması zarureti apaçık ortaya çıkmaktadır. (Kaynak Haki Demir)
*
Ruhu bilmiyoruz, bilmediğimiz için anlamıyoruz, anlamadığımız için keşfedemiyoruz. Oysa ruhta dehşete düşürecek çapta kuvvet ve maharetler vardır. Ruhu inceleme imkanını bulamayanlar, ruhun varlığını ancak bilgi olarak kabul ediyor ve üzerinde durmuyor. Oysa ruh ile ilgili bazı bilgilere sahip olanlar, dünyadaki en büyük kuvvet kaynağının o olduğunu biliyorlar.
Astral seyahat denilen olay, ruh için fevkalade bir şey değil, çok tabii ve normaldir. Ruhun bundan çok daha ileri derecede maharetleri vardır. Astral seyahati fevkalade bulanlar, hayatı ve varlığı sadece madde tabanlı olarak anlayan ve kabul edenlerdir. Maddi gerçekliğe göre astral seyahat, hakikaten fevkalade bir olaydır. Işık hızından daha yüksek hız yok denen bir fizik alem ve fizik bilimine göre olaya bakıldığında, astral seyahat yapan kişi teorik fizikçilerden daha fazla şey biliyor demektir.
SELEHATTİN ADANALI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir