HAKİ DEMİR tarafından yazılmış tüm yazılar

ŞARKİ TÜRKİSTAN BİLDİRİSİ

ŞARKİ TÜRKİSTAN BİLDİRİSİ

TAKDİM
Şarki Türkistan, kadimden beri Türklerin anavatanına dahil bir bölgedir. Türklerin Müslüman olmasıyla birlikte İslam beldeleri arasına girmiştir. Hiçbir zaman Çin ülkesine dahil olmamış, Çin, sadece işgalci olarak bulunmuştur.
Şarki Türkistan, milletlerarası hukuka göre Osmanlı Devletinin bir parçasıdır. Şarki Türkistan’da 1864 tarihinde kurulan “Kaşgariye Devleti”, Osmanlıya katılmış, Sultan Abdülaziz tarafından “sancak” gönderilmiştir. Kaşgariye Devleti, Osmanlıdan ayrılmamış, Çin tarafından işgal edilmiştir.
“Doğu Türkistan halkı, 1863 yılında Yakup Beg Bedevlet önderliğinde direniş başlatmış, bu direniş başarıya ulaşmış ve “Kaşgariye Devletini” (1864-1878) kurmuştur. Yakup Beg Bedevlet, Osmanlı’ya biat ederek Kaşgariye Devletinin Osmanlı Devletinin parçası olmasını kabul etmiş, devrin Osmanlı Sultanı Abdülaziz tarafından kendisine sancak gönderilmiş, askerî ve eğitim alanında yardımlar yapılmıştır. Kaşgariye Devleti, Osmanlı, İngiltere ve Rusya tarafından resmen tanınmıştır. İstilâcı Çin kuvvetleri, 1878 yılında Osmanlı devletinin bir parçası durumunda olan Kaşgariye Devletini ortadan kaldırmıştır.” (Alimcan Bugda)
Osmanlıdan sonra Şarki Türkistan, Çin’e karşı tekrar istiklal hareketi başlatmış, “12. 11. 1933 tarihinde Doğu Türkistan’ın Kaşgar ilinde “Şarkî Türkistan İslam Cumhuriyeti” kurulmuştur.” (Alimcan Bugda) Şarki Türkistan’ın Osmanlı sonrası siyasi ve hukuki temsiliyeti “Şarki Türkistan İslam Cumhuriyeti”ne aittir. Vahşi Çin tarafından bu devlet de işgal edilmiştir.
İşgal ve esarete razı olmayan Şarki Türkistan halkı, vahşi Çin işgaline karşı; “1943 senesinde büyük din adamı Alihan Töre önderliğinde başlatılan yeni istiklâl mücadelesinde, Osman Batur gibi mücahitlerin gayretleriyle Çinlilere karşı yine galip gelinmiş ve 12 Kasım 1944 yılında Gulca’da “Şarkî Türkistan Cumhuriyeti” kurulmuştur. 12 Kasım 1933’te Kaşgar’da kurulan Şarkî Türkistan İslam Cumhuriyeti’nin devamı mahiyetindeki bu devlet, yine ayyıldızlı gökbayrağı istiklâl sembolü olarak kabul etmiştir.” (Alimcan Bugda)
Açıkça anlaşılmaktadır ki Şarki Türkistan işgal edilmiştir. Şarki Türkistan halkı olan Müslüman Uygurlar, hiçbir zaman Çin’e dahil olmamış ve Çin işgaline rıza göstermemiştir.

BİLDİRİ

1-Manevi kıymetler, maddi kıymetlerden sonsuz kere daha yücedir.
2-İstiklal, kainat dolusu altına feda edilemez.
3-Müslüman kadınlara tecavüz edenlere destek olmak, İslam ile irtibatını kesmektir.
4-Soykırıma sessiz kalmak, insanlık ile irtibatını koparmaktır.

***

5-Şarki Türkistan coğrafyası, barbar Çin tarafından işgal edilmiş Müslüman-Türk vatanıdır.
6-Şarki Türkistan halkının ve vatanının meşru temsilcisi olan; “Kaşgariye Devleti”, “Şarki Türkistan İslam Cumhuriyeti” ve “Şarki Türkistan Cumhuriyeti” devletleri, vahşi Çin tarafından yıkılmıştır.
7-Şarki Türkistan’daki devleti yıkan, vatanı işgal eden vahşi Çin, şimdi de soykırım yapmaktadır.
8-Şarki Türkistan meselesi, bir istiklal davasıdır. Çin vahşeti; yaşamak için istiklalden vazgeçmenin yanlış olduğunu açıkça göstermektedir.
9-Şarki Türkistan davası, zalim Çin tarafından yürütülen soykırıma karşı bir isyan hareketidir.

***

10-Çin, işgal hareketini Şarki Türkistan coğrafyası ile başlatmış, bugün ise küresel işgal hareketini başlatacak cürete ulaşmıştır.
11-İnsanlık, barbar Çin tehdidi ile karşı karşıyadır, büyük Çin istilası başlamıştır.
12-Şarki Türkistan, insanlığın Çin istilasına karşı ilk müdafaa hattıdır.

***

13-Türkiye, Türk dünyası ve İslam alemi; Şarki Türkistan davasında, Çin’in yanında yer almakla tüm İslami ve insani iddialarından vazgeçmiştir.
14-Türkiye, Türk dünyası ve İslam alemi; Şarki Türkistan’ı, Çin’in vahşetine ve Batının istismarına terk etmiştir.
15-Şarki Türkistan mutlaka istiklalini kazanacaktır; Türkiye, Türk dünyası ve İslam alemi, Şarki Türkistan’ın istiklal mücadelesine destek vermediği takdirde, tarih boyunca utanç içinde yaşayacaktır.
16-Türkiye’nin, Türk dünyasının ve İslam aleminin; Şarki Türkistan davasında, acilen asli hüviyetine dönmesini talep ediyoruz.

MEDENİYET AKADEMİSİ BAŞKANI
HAKİ DEMİR

CHP Hakkında Kısa Bildiri “CHP TASFİYE EDİLMELİDİR”

CHP TASFİYE EDİLMELİDİR

TAKDİM
Osmanlı, İslam Medeniyet silsilesinin son halkası ve Sahabe-i Kiram’dan sonraki zirvesidir. Osmanlı, Batılılaştırarak asli hüviyetinden koparılmak istenmiş, bu gerçekleştirilemediği için yıkılması tercih edilmiştir.
Osmanlıyı yıkmak isteyenlerin İngiltere başta olmak üzere Batılı güç merkezleri olduğu malumdur. Bu operasyonu dahilde gerçekleştiren örgütün adı ise CHP’dir. CHP, yeni bir devlet kuran siyasi parti değil, dünyadaki son “medeniyet devleti” olan Osmanlıyı tasfiye eden örgüttür.
Osmanlı sadece bir devlet değil aynı zamanda bir medeniyettir; daha veciz bir ifadeyle Osmanlı, bir “medeniyet devleti”dir. Hedef, sadece Osmanlı devletinin yıkılmasından ibaret değildir, esas maksat İslam Medeniyetinin tasfiyesidir.
Osmanlının yıkılması, Türk-İslam tarihini durdurmuştur, bu kadar büyük bir felakettir. Türk-İslam tarihinin yeniden başlaması ve tarihi akışın asli mecrasına avdet etmesi için CHP’nin tasfiyesi şarttır.

*
CHP ile ilgili yazılacak tenkitler bir külliyat çapına ulaşır, burada temel teşhisleri ifade ettik.

CHP’NİN İLKELERİ

CHP’nin asli hüviyetini teşhis ve hedeflerini tespit için kullanılacak on sekiz ilke mevcuttur; bunların altısı husumet, altısı muhabbet, altısı ise hareket ilkeleridir… CHP’nin “altı ilkesi-oku”, kendini tarif etmeye kafi değildir, altı oktan mülhem, üç sahada sahip olduğu altışar temel ilke tespit edilmiştir.
Husumet ilkeleri; İslam düşmanlığı, millet düşmanlığı, devlet düşmanlığı, tarih düşmanlığı, gelenek düşmanlığı ve aile düşmanlığıdır.
Muhabbet ilkeleri; yobaz Batıcılık, sapkın laiklik, suni ideoloji, sahte kahramanlık, bohem hayat ve müfsit akıldır.
Hareket ilkeleri; ezberci kadro, ithal kibir, ahlaksız tavır, zalim idare, yıkıcı hareket ve kültür ajanlığıdır.

Husumet ilkeleri

1-İslam düşmanlığı
CHP’nin asli hüviyeti İslam düşmanlığıdır. Varoluşunu İslam düşmanlığı ile göstermiş, bunun için elinden gelen her şeyi yapmıştır. Yapmak istedikleri yaptıklarından ibaret değildir, yapmadıkları yapamadıklarıdır, yani güç yetiremedikleridir. Kuvvet ve fırsat bulduklarında İslam’ın tasfiyesi için yapabilecekleri işler, İslam tarihinde görülmemiş derecede ağır ve vahşidir. Hilafet ve Şeriat’ın ilga edilmesi, İslam tarihinde emsali olmayan bir husumettir.
CHP ve arkasındaki karanlık mahfiller, İslam’ı tasfiye edemeyeceklerini anladıkları için onu tahrif etmeye yönelmiş, asli mihrakından koparmayı ve anlamsızlaştırmayı tercih etmiştir. Kur’an-ı Kerim’in ve ezanın bile asli hüviyetinden koparılarak tahrif edilmesi maksadını ifşa etmiştir.
CHP’nin asli hüviyeti İslam düşmanlığıdır. İslam dışındaki tüm husumetleri, İslam’a olan düşmanlığının tezahürü ve tatbikatıdır.

“Sen onların dinlerine-milletlerine tabi olmadıkça ne yahudiler, ne de hıristiyanlar senden asla hoşnud ve razı olmayacaklar.” (Bakara suresi, 120. Ayet)

CHP Hakkında Kısa Bildiri “CHP TASFİYE EDİLMELİDİR” yazısına devam et

MÜSLÜMAN MÜNEVVERLERİN MÜDAFAASI

MÜSLÜMAN MÜNEVVERLERİN MÜDAFAASI
Müslümanların birinci vazifesi İslam’ı asli hüviyetiyle muhafaza etmektir. Zira tahrif edilmiş bir İslam’ın tatbik edilmesi (ve yaşanması) zaten ilahi murada mugayirdir. İslam’ın asli hüviyeti Ehl-i Sünnettir ve on dört asırdır İslam’ı tüm iç ve dış saldırılara karşı Ehl-i Sünnet kadroları muhafaza etmiştir.
Türkiye’de, birçok şeyin “dokunulmaz” kabul edildiği ve büyük kuvvet yığınaklarıyla koruma altına alındığı malumdur. Hukuk, medya, para ve siyaset tarafından koruma altına alınan birçok şeye mukabil, İslam’ın “dokunulmazlığı” sağlanamamıştır. İslam’ın dokunulmazlığı (ve muhafazası), önce Hz. Allah Azze ve Celle’ye sonra da Müslümanların dirayet ve cesaretle yürütecekleri mücadeleye emanettir.
İslam’dan ve İslami hakikatlerden bahsetmek, insan ve hayata dair meselelere İslami zaviyeden bakmak ve izah etmek, İslami hayatın ihtiyaçlarını ve taleplerini dile getirmek, medyada galiz küfürler ve hakaretlerle karşılaşmakta, siyaset ise tüm unsurlarıyla birlikte Müslüman Münevverleri linç etmek için seferber olmaktadır. Müslüman Münevverlere saldırmak için tüm kuvvet merkezlerinin ittifak etmesi hazindir ve sabır sınırını aşmıştır.
Müslüman milletimizin ve İslam’ın ana vatanı olan Anadolu’nun muhafızları, Müslüman Münevverlerdir. İlim, irfan ve tefekkür kadrolarının İslam’ı muhafaza cehdi (cihadı), cephede canını namlunun önüne atan yiğitlerden daha mukaddes bir faaliyettir. İslam muhafaza edilemediğinde hiçbir kıymetin muhafazası kabil değildir, zira İslam, bütün kıymetlerimizin nihai ve yegane kaynağıdır.
Milletimizin “Akl-ı Selim”ini temsil eden Müslüman Münevverler, İslam’ın dokunulmazlığının temin ve muhafazası için mücadelenin sancaktarlarıdır. Onların müdafaası, aynı zamanda İslam’ın müdafaasıdır.
*
İslam’da reform yapmaya teşebbüs eden, hatta Kur’an-ı Kerim’in Allah Azze ve Celle’nin kelamı olmadığını iddia edecek kadar cüretkar saldırganlar korunmakta, İslam’ı asli hüviyetiyle müdafaa edenler tahkir ve tecrit edilmektedir.
Saldırıların hedefi şahıslar değil bizzat İslam’ın kendisidir. Saldırıların Müslüman Münevverlere yönelmesi, İslam’ın asli hüviyetini müdafaa etmelerinden kaynaklanmaktadır. Ehl-i Sünnet kadrolarına yönelmiş her saldırıyı, İslam’ı tahrif etmek isteyen yerli ve yabancı mahfillerin yaptığından eminiz.
*
Bu hissiyat ve fikriyat ile milletimizi; İslam’ın ve imanın mücadelesini yürüten Müslüman Münevverlerin çevresinde kenetlenmeye, onları dirayet ve cesaretle müdafaa etmeye çağırıyoruz. 20.12.2020
MEDENİYET AKADEMİSİ BAŞKANI
HAKİ DEMİR

KÜLTÜREL KAPİTÜLASYONA HAYIR-İSTANBUL SÖZLEŞMESİNE REDDİYE-

KÜLTÜREL KAPİTÜLASYONA HAYIR
-İSTANBUL SÖZLEŞMESİNE REDDİYE-

TAKDİM

“Kadınlara karşı şiddetin önlenmesi” gibi bir başlık, muhtevasından bağımsız olarak ele alındığında çok masumdur. Hem dünyada hem de ülkemizde böyle bir meselenin olduğu aşikârdır. Bu meselenin üzerinde tetkik ve tefekkür faaliyetlerinin sürdürülmesi, “içtimai meseleler” üst başlığı altında lüzumlu ve faydalıdır. Fakat unutulmamalıdır ki tüm ifsat teşebbüsleri, meşru ve makul meseleler üzerinden sürdürülmekte, özellikle meşru başlık altında ifsat edici muhteva neşredilmektedir. Meseleler slogan seviyesinde ele alındığında sadece başlıklara dikkat edilmekte, muhtevanın tetkik ve tahlili ihmal edilmekte, böylece muhtevadaki ifsat operasyonu maksadına ulaşmaktadır. Malumdur ki en tehlikeli yanlış, “doğru” ile harmanlanmış olandır. KÜLTÜREL KAPİTÜLASYONA HAYIR-İSTANBUL SÖZLEŞMESİNE REDDİYE- yazısına devam et

RAPOR-10-KEŞİF ÜNİVERSİTESİ

TAKDİM

Keşif Üniversitesi, mevcut üniversitelerden çok farklıdır. Derslerinden tedrisat usulüne, bilgi haritasından talebe kabul şartlarına kadar tamamen başka bir üniversiteden bahsediyoruz. Bu sebeple, Keşif Üniversitesini, mevcut üniversite şablonlarıyla değerlendirmek doğru olmaz.
Keşif Üniversitesi; varlık alemindeki (kainattaki) tabii ve inşai her ihtimal ile insan ve hayattaki tabii ve ahlaki tüm ihtimalleri keşfetmek, keşfi ilme tahvil etmek, ilmi hayata nakletmek üzere kurulan üniversitedir. Mevcut üniversitelerle mukayeseli olarak değerlendirmek ve tenkit etmek kabil değildir.
*
Dünyada nevi şahsına münhasır bir “Keşif Üniversitesi” kurmalıyız. Hiçbir ülkenin üniversitelerini esas alma ihtiyacı duymadan, kadim müktesebatımıza istinat eden, beynimizi çatlatırcasına düşünüp her meselesini derinliğine izah ettiğimiz bir üniversite…
Dünyada emsal olacak, kendi mecrasını açacak, o mecranın prototipi olacak ve yüksek itibarla insanlığın kaşiflerini kendinde toplayacak bir üniversite kurmalıyız. Emsal (prototip) inşa etmek, misaller ve teşbihlerle yürütülecek bir tefekkür ve tatbikat süreci değildir.
Keşif Üniversitesi, emsalsiz olur, olmalıdır. Emsalsiz bir üniversite kurmak, yüksek tefekkür mahareti ve faaliyetiyle mümkündür. Akademya’nın, bugüne kadar tahsil ve iktisap ettiği bilgi ve bilim yekunu, en fazla batıdaki misallerini taşır, oysa Keşif Üniversitesi kurmamızın sebebi, batı kopyacılığını bitirmek içindir. Muhakkak ki Akademya’nın içinde; Keşif Üniversitesinin kuruluş sürecine ve kurulduktan sonra çalışmalarına katılacak kıymetli akademisyenler mevcuttur. Fakat bunların sayısının fazla olmaması, dikkatli seçilmelerini şart kılar. RAPOR-10-KEŞİF ÜNİVERSİTESİ yazısına devam et

RAPOR-18-FETÖ’NÜN ŞİFRELERİ

TAKDİM

Raporumuz dört ana başlıktan oluşmaktadır; zihni örgütlenme, fiili örgütlenme, yeniden doğuş rezervi ve teklifler… Zihni örgütlenmeyle fiili örgütlenme meselenin teşkilat ve hareket cihetini, yeniden doğuş rezervi ise mücadelenin tamamlandığı kanaati ile bitirilmesinden sonra yeniden örgütlenebilme becerisini, teklifler kısmı ise neler yapılması gerektiğini ifade etmektedir.
Dini, siyasi, içtimai, iktisadi her yapı, temelde iki örgütlenmeye sahiptir ve iki örgütlenme şemasının birbiriyle mutabakat nispeti aynı zamanda teşkilat ve hareketin kuvvetini gösterir. Bunlar, zihni örgütlenme ve fiili örgütlenmedir. Meselenin esası, zihni örgütlenmedir, zihni örgütlenmede ne kadar mesafe alınmışsa, fiili örgütlenme o nispette gerçekleşir ve güçlenir.
Meselenin özü zihni örgütlenme olmasına rağmen, devlet sadece fiili örgütlenmeye karşı mücadele yürütmektedir. Zihni örgütlenmeye karşı mücadele yürütülmez ve başarılı olamazsa, fiili örgütlenmeye karşı yürütülen mücadelenin başarılı olma şansı yoktur. Fiili örgüt yapısı çökertilse bile zihni örgütlenme devam ettiği müddetçe hareketin ruhu devam eder, ruh devam ederse beden bulması zor değildir. RAPOR-18-FETÖ’NÜN ŞİFRELERİ yazısına devam et

RAPOR-5-KARZ-I HASEN MÜESSESESİ

TAKDİM

Karz-ı Hasen, ihtiyacı olana borç vermek, borçluyu rahatsız etmemek, mali durumu iyi olmayan borçluya ihtiyacı kadar mühlet tanımak, onun şahsiyetini rencide etmemek… Istılahta bu ve benzeri şekillerde tarif ve ifade ediliyor. Kaynakları Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye’dir. Her iki kaynakta zikredilen, tavsiye ve teklif edilen ahlaki, iktisadi, içtimai bir ibadettir.
Kuşatıcı (üst) mefhumlardan olan “İnfak” çeşitlerinden biridir. Günümüzde unutulmuş görünen infak türüdür. Günümüzde infak mefhumu sadece karşılıksız yardımlar (sadaka) şeklinde anlaşılır hale geldi. Bu durum, sistem çapında düşünme zafiyetinden kaynaklanan bir neticedir.
İnfakın çeşitlerinden biri olan “karşılıksız yardım” mahiyeti taşıyan sadaka, mağdur insanlar için söz konusudur. Çalışma imkanı olanlara karşılıksız yardım yapmak, ataleti (tembelliği) davet eder. Oysa atalet, İslam’ın şiddetle reddettiği bir mizaç ve ahlak özelliğidir. İslami müesseselerin içinde hususi bir yeri olan sadaka ile ataletin yaygınlaşmasını temin etmek, İslam ile İslam’a aykırı neticeler üretmektir. Buna sebep olmak, İslam’ı en seviyesiz ve en kötü şekilde anlamaktır. İslam’ı en çirkin şekilde anlamanın misali, İslami ölçülerle, İslam’ın maksadına muhalif neticeler elde etmektir. RAPOR-5-KARZ-I HASEN MÜESSESESİ yazısına devam et

AHLAK VE İSTİKLAL BEYANNAMESİ-İNGİLİZCE-

DECLARATION OF INDEPENDENCE & MORALITY

1. The world has been captivated by a “Dark Mind” that betrays the human race.
2. The Dark Mind takes decisions in the hazy climate of circles that has no divine light, and injects the people in the dark laboratories of parapsychology and rules the world from dark tunnels.
3. The Dark Mind has invaded and destroyed people’s souls, minds, intellects, morals and eventually lives, and then placed the animal instincts of its satanic nature in their stead.
4. The mind of every person infiltrated by the Dark Mind is rapidly demonised and becomes the adversary of the “human”. People who have the dark mind are fooled by the disillusion that they have freedom and independence and they do not realise that they are in fact submitting to the owners of the Dark Mind.
5. The Dark Mind presents itself as doing what is required by animal instincts as freedom and independence. The animal instincts that have been injected by the Dark Mind into the concepts of rights, freedom and independence cause continuous conflicts and war among people.
6. The Dark Mind gains strength and power from the inevitable war of animal instincts and enslaves humanity through those who have been turned by the Dark Mind into violent gunmen that can kill people for a hundred dollars.
7. The Dark Mind has entered all secluded parts of humanity, infiltrated into all the important institutions of states, and invaded countries by military or cultural means.
8. By encouraging same-sex relations, the Dark Mind wants to cause humanity’s extinction; by ensuring that wars occur outside the regions it rules continue uninterruptedly, it wants to make an attempt against humanity, and; by exploiting all values and resources of humanity, it wants to sentence them to poverty and eventually make its own sovereignty permanent.
9. The Dark Mind has separated men and women, individual and society, people and the state and injected all of them with the idea of being an entity on its own. Through these, it has planted the seeds of continuous conflict. By turning each of these notions/concepts into individual ideologies, it has flooded the world with blood.
10. Humanity is facing the deepest invasion and threat in history.
11. Humanity is dying.
12. “The Dark Mind” is deepening its satanic rule.
13. You cannot fight the Dark Mind by weapons, because bullets cannot harm the mind. The only way one can fight the Dark Mind is by forming a new mind, that is to say forming the “Moral Mind”.

So then listen O Mankind…
AHLAK VE İSTİKLAL BEYANNAMESİ-İNGİLİZCE- yazısına devam et

AHLAK VE İSTİKLAL BEYANNAMESİ-ARAPÇA-

إعْلَاَنُ الْأخْلَاقِ وَالْاِسْتِقْلَالِ
١- الدُّنْيَا: تَمَّ أَسْرُهَا مِنْ قِبَلِ ” عَقْلٍ مُظْلِمٍ ” يُهِينُ الْجِنْسَ الْبَشَرِيِّ.
٢- عَقْلٌ مُظْلِمٌ: يَأْخُذُ قَرَارَتِهِ فِي الْمَحَافِلِ الضَّبَابِيَّةِ الْمُظْلِمَةِ، وَيَحْقِنُ أَفْكَارَهُ مِنَ الْمُخَتَبِرَاتِ التَّخاطَرِيَّةِ السَّوْدَاءِ لِلْبَشَرِيَّةِ، وَيُدِيرُ الْعَالَمَ مِنَ الْمَمَرَّاتِ الْمِطْلِمَةِ.
٣- عَقْلٌ مُظْلِمٌ: اِحْتَلَّ روحَ وَعَقْلَ وَأخْلَاقَ الْبَشَرِ وَدَمَّرَ حَيَاتَهُمْ، وَاِسْتَبْدَلَهَا بِطَبِيعَتِهِ الشَّيْطانِيَّةِ وَغَرَائِزِهِ الْحَيَوَانِيَّةِ.
٤- سُرْعَانَ مَا تَتَشَيْطَنَ الْعُقُولُ الْمُخْتَرِقَةُ مِنْ ” الْعَقْلِ الْمُظْلِمِ ” وَتَتَحَوَّلُ إِلَى عَدُوٍّ ” الْإِنْسَانِ”. إِنَّ الْأَشْخَاصَ ذَوِي الْعَقْلِ الْمُظْلِمِ مَوْهُومُونَ بِأَنّهُمْ أَصحَابُ حَرِيَّةٍ وَاِسْتِقْلَالٍ، وَلَا يُدْرِكُونَ أَنّهُمْ يُطِيعُونَ مَالِكِي ” الْعَقْلِ الْمُظْلِمِ ”
٥- وَإِطَاعَةِ الْغَرَائِزِ الْحَيَوَانِيَّةِ، تُقَدَّمُ عَلَى أَنّهَا حَرِيَّةَ وَاِسْتِقْلَالٌ. وَتَتَسَبَّبُ الْغَرِيزَةُ الْحَيَوَانِيَّةُ الَّتِي حَقَنُوهَا فِي مَفَاهِيمِ الْحَقِّ وَالْحُرِّيَّةِ وَالْاِسْتِقْلَالِ فِي حُروبٍ وَصِراعَاتٍ دَامِيَةٍ بَيْنَ الْبَشَرِ.
٦- الْعَقْلُ الْمُظْلِمُ: يَكْتَسِبُ الْقُوَّةَ وَالسُّلْطَةَ مِنَ الْحُروبِ النَّاتِجَةِ عَنِ الْغَرِيزَةِ الْحَيَوَانِيَّةِ، مُسْتَغِلًّا المُحَفِزَات ِ الْوَحْشِيَّةِ الَّتِي أَوْصَلَتْ الْبَعْضُ لِقَتْلِ إِنْسَانٍ مِنْ أَجْلِ مِائَة دُولَارٍ فِي اِسْتِعْبَادِ الْإِنْسَانِيَّةِ.
٧- العقل المظلم : دخل إلى جميع النقاط الحساسة للإنسانية، تسلل إلى المؤسسات الهامة للأمم، واحتل الدول بالوسائل العسكرية والثقافية.
٨-الْعُقُلُ الْمُظْلِمُ: يُشَجِّعُ عَلَى الشَّذُوذِ الْجِنْسِيِّ لِتَجْفِيفِ الْعِرْقِ الْبَشَرِيِّ، يُحَافِظُ عَلَى نِيرَانِ الْحَرْبِ فِي الْمَنَاطِقِ الَّتِي لَا يَحْكُمُهَا مُشْتَعِلَةً مُسْتَهْدِفًا بِذَلِكَ الْجِنْسَ الْبَشَرِيِّ وَالْإِنْسَانِيَّةِ، يَسْتَعْمِرُ قِيَمَ الْبَشَرِ وَيَحْتَلُّ مُصَادِرُهُمْ لِيُقَوِّدَهُمْ إِلَى الْعَدَمِ الْمُحَتَّمِ، سَاعِيَا بِكُلِّ ذَلِكَ لإدَامَةِ هَيْمَنَتِهِ.
٩-الْعَقْلُ الْمُظْلِمُ: فَرَّقَ بَيْنَ الرَّجُلِ وَالْمَرْأَةِ وَبَيْنَ الْفَرَدِ وَالْمُجْتَمَعِ وَبَيْنَ الشَّعْبِ وَالدَّوْلَةِ وَفَصْلِهِمْ عَنْ بَعْضِهِمْ الْبَعْضَ لِيَحْقِنَ بَيْنهُمْ فِكْرَةَ الْوُجُودِ الْفَرَدِيِّ، وَيَزْرَعُ بِذَلِكَ نُوَاةَ الصِّراعَاتِ طَوِيلَةَ الْأَمَدِ، وَحَوَّلَ الْعَالَمَ إِلَى مَجْرَى دَمٍ بِنَشْرِهِ لِلْإيدُيُولُوجِيَّاتِ الْفَرْدِيَّةِ.
١٠- الْإِنْسَانِيَّةُ: تَحْتَ أَعْمِقِ اِسْتِعْمَارٍ وَأُخْطِرِ تَهْدِيدٍ فِي التَّارِيخِ.
١١- الْإِنْسَانِيَّةُ تَمُوتُ.
١٢-” الْعَقْلُ الْمُظْلِمُ ” يُرَسِّخُ الْحُكْمَ الشَّيْطَانِيَّ.
١٣- ” الْعَقْلُ الْمُظْلِمُ ” لَا يُحَارِبُ بِالسِّلَاحِ، لِأُنَّ الْعَقْلَ لَا يَتَعَامَلُ مَعَ الرَّصَاصِ، إِنَّ النِّضَالَ مَعَ الْعَقْلِ الْمُظْلِمِ مُمْكِنٌ بِإِنْشَاءِ عَقْلٍ جَديدٍ، عَقْلٍ ذُو أَخلَاقِ.

لِذَا اِسْمَعْ يا بَنِي الْإِنْسَانِ…

AHLAK VE İSTİKLAL BEYANNAMESİ-ARAPÇA- yazısına devam et

15 TEMMUZ PROGRAMININ TAKDİMİ

15 TEMMUZ PROGRAMININ TAKDİMİ

15 Temmuz destanının fikriyatını konuşmak, insanlığın istiklali için bir beyanname yayınlamak, milletlerarası bir ŞURA oluşturmak için çağrı…

A-İnsanlığın istiklali için batının karanlık işgal ordularını deşifre etmeliyiz
1-Milletimizin, 15 Temmuz tarihindeki mukavemeti, istiklal mücadelesidir fakat bu mücadele, milletimizle sınırlı değildir, insanlığın istiklalinin bidayetidir
2-Bu çerçevede, batının karanlık işgal ordularının Türkiye şubesi olan FETÖ’ye karşı mücadele, insanlığın istiklal mücadelesinin bir şubesidir
3-Her ülkede, batının karanlık işgal ordularının farklı kisvelerle örgütlenmiş şubeleri vardır
4-Türkiye’de FETÖ ile diğer ülkelerde karanlık işgal ordularının tamamını konuşmak üzere bir sempozyum tertip edilmektedir

B-İnsanlığın istiklali için bir beyanname yayınlanmalıdır
1-Müzakere başlangıcı olmak üzere bir “Ahlak ve İstiklal Beyannamesi” hazırlandı
2-Bu metin üzerinden, 01.07.2018 tarihine kadar müzakere süreci devam edecek ve nihai metin hazırlanacak
3-Nihai metin, imza sahipleriyle birlikte basın toplantısıyla dünyaya duyurulacak
15 TEMMUZ PROGRAMININ TAKDİMİ yazısına devam et

15 TEMMUZ PROGRAMI MEVZU HARİTASI

15 TEMMUZ PROGRAMI MEVZU HARİTASI

A-“Karanlık Akıl” çeşidi olarak Fetö
*Fetö’nün karanlık itikadi altyapısı
*Fetö’nün karanlık zihni altyapısı
*Fetö’nün karanlık örgüt yapısı
*Fetö’nün ihanet derecesi
*Fetö’nün “yabancılık” derecesi
*Fetö’nün ahlaksızlaştırıcı tesiri

B-15 Temmuzun Türkiye için anlamı
*Fetö’den arınma bakımından anlamı
*Darbe geleneğinden arınma bakımından anlamı
*Millet hakimiyetinin tesisi bakımından anlamı
*Yeniden kuruluş sürecini başlatması bakımından anlamı
15 TEMMUZ PROGRAMI MEVZU HARİTASI yazısına devam et

AHLAK VE İSTİKLAL BEYANNAMESİ

AHLAK VE İSTİKLAL BEYANNAMESİ

1-Dünya; insan cinsine ihanet eden bir “Karanlık Akıl” tarafından esaret altına alınmıştır.
2-Karanlık Akıl; nursuz mahfillerin puslu ikliminde karar almakta, parapsikolojinin karanlık laboratuvarlarında insanlara zerk edilmekte, dünyayı karanlık dehlizlerden yönetmektedir.
3-Karanlık Akıl; insanların ruhunu, zihnini, aklını, ahlakını ve nihayet hayatını işgal ve imha etmiş, yerine kendi şeytani tabiatının hayvani içgüdülerini yerleştirmiştir.
4-Karanlık Aklın nüfuz ettiği her insan zihni, hızlı şekilde şeytanlaşmakta ve “insan” düşmanı haline gelmektedir. Karanlık akla sahip olan insanlar, hürriyet ve istiklal sahibi oldukları vehmine kapılmakta, karanlık aklın sahiplerine itaat ettiklerinin farkına varmamaktadır.
5-Karanlık Akıl; hayvani içgüdülerin gereğini yapmayı, hürriyet ve istiklal olarak sunmaktadır. Hak, hürriyet ve istiklal mefhumunun muhtevasına zerk ettiği hayvani içgüdüler, insanlar arasında mütemadi çatışma ve savaşın sebebi olmaktadır.
6-Karanlık Akıl; hayvani içgüdülerin kaçınılmaz savaşından kuvvet ve iktidar devşirmekte, yüz dolar için insan öldürecek hale getirdikleri vahşi tetikçilerle insanlığı köleleştirmektedir.
7-Karanlık Akıl; insanlığın tüm mahrem noktalarına girmiş, milletlerin mühim müesseselerine sızmış, ülkeleri askeri veya kültürel yolla işgal etmiştir.
8-Karanlık Akıl; hemcinsler arası beraberliği teşvik ederek insan neslini kurutmak, hakim olduğu coğrafyanın dışında savaşların kesintisiz devamını sağlayarak insanlığa kastetmek, insanlığın tüm kıymetlerini ve kaynaklarını sömürerek onları yokluğa mahkum etmek ve nihayetinde kendi hükümranlığını daim kılmak arzusundadır.
9-Karanlık Akıl; erkek ile kadını, ferd ile cemiyeti, halk ile devleti birbirinden ayırmış, her birine yalnız başına varlık iddiası zerk etmiş, böylece mütemadi çatışmanın tohumunu atmıştır. Bunları tek tek ideoloji haline getirerek dünyayı kan deryasına çevirmiştir.
10-İnsanlık; tarihin en derin işgal ve tehdidi altındadır.
11-İnsanlık ölüyor.
12-“Karanlık akıl”, şeytani hakimiyetini derinleştiriyor.
13-Karanlık Akla karşı silahla mücadele edilmez, zira akla mermi işlemez. Karanlık Akla karşı mücadele, yeni bir akılla, “Ahlaklı Akıl” ile mümkündür.

Öyleyse dinle, ey insanoğlu…
AHLAK VE İSTİKLAL BEYANNAMESİ yazısına devam et

İSTİKLAL BEYANNAMESİ-ÖZET-

MİLLETE HİTAP

1-Ey Millet-i Necibe-i İslamiye, vaktine hazır ol.
2-1400 küsur seneden beri Hz. Allah’ı ve Peygamber-i Zîşan’ını hizmetine razı ettiğin İslam ölüyor.
3-Ecdadının kanı pahasına fethettiği kalelerin burçlarındaki “Medeniyet Sancağın”, bugün Batı tarafından indirilip, yerine kendi sancağı çekildi.
4-Medeniyet Sancağını burçlara tekrar dikecek hiç mi İslâm gayreti yok!
5-Korkma, korkma seni Batının bütün kuvvetleri birleşse kıramaz.
6-Sen mütevekkilen Alellah kendi mevcudiyetini gösterecek olursan, değil Batının kültür ajanları, nükleer füzeleri bile yıkamaz.

MİLLETİN CEVABI

1-İmanımız ve sadakatimiz Allah’a ve Resulünedir; itaatimiz Allah’a ve Resulüne sadık olanlaradır.
2-İnanırız ki; Müslümanlar muhakkak muzafferdir; dünyada veya ahirette… İSTİKLAL BEYANNAMESİ-ÖZET- yazısına devam et

ŞEHİR VE MEDENİYET

ŞEHİR VE MEDENİYET

Bir şehirle medeniyet olmaz ama bir şehirde olmayan medeniyet hiçbir yerde olmaz. Şehir, medeniyetin nüvesidir, numune-sidir, timsalidir. Şehrini inşa edemeyen bir mefkure, medeniyetini inşa edemez, bir medeniyet tasavvuruna sahip olduğunu iddia edemez. Bu manada her İslam Şehri, bir medeniyet timsalidir, böyle olmalıdır.
İslam medeniyet tasavvuru muhakkak ki bir şehre sığmaz. Şehrin büyüklüğü bu meselede ehemmiyetsizdir, mevzuu, medeni-yet tasavvurunun bir şehirle sınırlandırılamayacak olmasıdır. İslam medeniyet tasavvuru, bir şehri, o şehrin içinde olduğu ülkeyi, o ülkenin içinde olduğu İslam coğrafyasını ve nihayet tüm dünyayı kuşatacak hacimdedir. Ne var ki medeniyet tasavvurunun ilk inşa edeceği (veya ilk imtihan sahası) şehirdir, bu manada bir ülkedeki siyasi sistem de değildir. Bir ülkede İslam’ın hukuku, siyaseti, ahlakı devlet çapında kurulsa bile, o ülkede İslam medeniyetinin kurulduğunu söylemek kabil olmaz, ta ki İslam şehri inşa edilene kadar. ŞEHİR VE MEDENİYET yazısına devam et

TERKİP VE İNŞA DERGİSİ 29. SAYI FİHRİSTİ

TERKİP VE İNŞA DERGİSİ 29. SAYI FİHRİSTİ
(KAPAK KONUSU; İNŞA FİKRİ)

FİHRİST
Takdim Editör 3
İnşa fikri ve usulü Haki DEMİR 5
Büyük Doğu ve İnşa fikri Prof. Dr. Veysel ASLANTAŞ 10
Medrese-inşa-tatbikat Ebubekir Sıddık KARATAŞ 12
İnşa fikrine neden ihtiyacımız var Ömer Faruk SANCAKTAR 14
İhtilal fikri Mehmet Emin KONYALI 17
İnşa fikri ve ihtilal fikri Hasan Hüseyin TUNÇ 19
İnşa fikri, çağın fikridir Ayhan KARATAY 22
İnşa fikrindeki temel savrulma Cahit KARADEMİR 24
İrfanımızda hüma kuşu yahut himmet hümaları Ahmet Doğan İLBEY 26
Mazi, hal ve istikbal tasavvurunda inşa fikri A. Bülent CİVAN 28
İnşa fikri ve kurucu şahsiyet Ünal YILMAZ 30
Kurucu şahsiyet Necip Fazıl TOPRAK 32
Dünya görüşü ve kurucu şahsiyet Osman Kürşat BUHARALI 35
Kurucu şahsiyette yirminci asır çıkmazı Baybars OĞUZHANOĞLU 37
Anlama gayreti yahut problemi Büşra Nur DEMİR 39

İDRAK KAYNAĞI OLARAK KALB

İDRAK KAYNAĞI OLARAK KALB

(Terkip ve İnşa dergisi 4. sayı)

“İnsan, madde ve ruhtan mürekkeptir” gibi ifadeler, ruhun varlığına işaret etmek içindir, yoksa özü itibariyle eksik bir bakıştır. İnsan, madde (beden) ve madde ötesi (üstü) varlıkların terkibidir. Ruh, insandaki madde üstü tek varlık değildir. Kalb, madde ötesi anasırın ve vakıanın havzası ve özet ifadesidir.
Kalb, yürek kelimesiyle ifade edilen et parçası olmayıp, uçsuz bucaksız bir evrendir. İnsanı ifade eden en harikulade hikmet, “alem-i sağir” olduğudur. “Küçük alem” olması ise bedeni cihetiyledir, kalbi ve ruhu cihetiyle “alem-i kebir”dir. İDRAK KAYNAĞI OLARAK KALB yazısına devam et

MEDENİYET DEVLETİ ANAYASASI

MEDENİYET DEVLETİ ANAYASASI

HAKİ DEMİR

FİHRİST

Takdim 4

ANAYASA FİKRİYATI
Medeniyet telakkisi 8
Devlet tasavvuru 13
Cemiyet anlayışı 19
Şahsiyet terkibi 22
Anayasa fikriyatı 27
İnşa süreci anayasası 33
Nihai anayasa 42
Manevi mesuliyete dair endişeler 45
Tatbik edilebilirlik meselesi 49

ANAYASA TEKLİFİ
Beyanname 53

BİRİNCİ KİTAP-ŞAHSİYET
Tarif, tavsif ve hedef 57
Hakiki şahsiyet 61
Hükmi şahsiyet 66
Hak ve hürriyetler 72
Mükellefiyetler 93
MEDENİYET DEVLETİ ANAYASASI yazısına devam et

DARBENİN SEBEPLERİ

DARBENİN SEBEPLERİ
Bir ülkede darbe neden olur? Herkes yoğun şekilde darbe tedbirlerini konuşuyor, darbenin sebeplerini teşhis etmeden tedbiri mi olur? Mesele, Fetöcüler darbe yaptı, Kemalistler darbe yaptı, filanlar darbe yaptı cinsinden ele alındığı sürece, tedbirler de şöyle olur, Fetöcülerin kökünü kurutacaksın, mesele kalmaz… Hangi ideolojik gurubun kendine has hangi sebeplerle darbe yaptığından önce, bir devlet ve devlet tasavvuru meselesidir. Bir ülkede hakiki manasıyla devlet varsa, o ülkede kırk tane darbe niyetli örgüt olsa bile yine de darbe yapamaz. Öyleyse meseleyi kaynağından ele alıp tek tek tetkik edelim. Zira darbe sebepleri anlaşıldığında, darbenin tedbirleri de ortaya çıkacaktır.

*Devlet tasavvuru ve müesses devlet DARBENİN SEBEPLERİ yazısına devam et

AKL-I SELİM MEKTEBİ 5. CİLTTEN…

16.MEVZU: TECRİT GÜZERGAHI
1.Ders
*Tecrit istikameti nedir?
2.Ders
*Tecrit istikametinin vahdeti
3.Ders
*Tecrit istikametinin vahdeti, külli idraki mümkün kılar
4.Ders
*Tecrit istikametinin vahdeti, tevhide ulaşmanın ön şartıdır
5.Ders
*Tecrit güzergahı nedir?
AKL-I SELİM MEKTEBİ 5. CİLTTEN… yazısına devam et

KADRO VE HAREKET DERGİSİ

KADRO VE HAREKET DERGİSİ
Milyonlarca hamiyetperver insan hareket halinde… Ülke ve ümmet için bir şeyler yapmaya çalışıyor. Ne var ki, lider-kadro-teşkilat, fikir-müessese-tatbikat, itaat-itiraz-isyan, nüfuz-telkin-tesir, fikir hareketi-içtimai hareket-siyasi hareket, hareketin tabiatı-hareketin meşruiyeti-hareketin merhaleleri, şahsiyet-cemiyet-devlet, mücadele fikri-strateji fikri-taktik fikri, ricat fikri-manevra fikri-tedbir fikri, müdafaa fikri-taarruz fikri, gibi daha birçok mevzuda kitap ve dergi yok, yani tetkik ve telif çalışması yok. Fikri olmayan bir mevzuun fiili, tatbikatı, hareketi olur mu, olursa netice ne olur?
Dergi, müşterek fikir üretim ve neşir vasıtasıdır. Yukarıda sayılan ve sayılamayan yüzlerce mevzuda fikir üretmek, neşretmek, gerektiğinde talim ve terbiye müesseselerini ihdas etmek için öncelikle bir dergi çıkarılması şart. Dergiyle meselenin fikriyatı ortaya konulduktan sonra talimi ve tatbikatına dair Müslümanların yol alması mümkün olabilir.
Terkip ve İnşa dergisi kadrolarının fikir üretim hacmi ile bunları tatbik etme imkanı arasında uçurum var. İmkanlarımız fikrimizi taşıyacak kadar fazla değil. BU SEBEPLE, DERGİYİ ÜSTLENECEK, ŞAHSI VEYA KURULUŞU ADINA ÇIKARACAK OLANLARLA İŞBİRLİĞİ YAPMAK İSTİYORUZ.
Hazırladığımız mevzu haritasının bir kısmını teferruatlı, bir kısmını başlık olarak aşağıda yayınlıyoruz. Mevzu haritasının tamamı burada yayınlanandan ibaret değil, malum olsun. Tamamını teferruatıyla yayınlamıyoruz zira meseleden anlamayanlar alıyor, istismar ediyor ve en kötüsü muhtevasını tahrip ediyor.

MEVZU HARİTASI

BİRİNCİ YIL
KADRO VE HAREKET DERGİSİ yazısına devam et