“BAŞARI İNSANI KÖR VE SAĞIR YAPAR”

“BAŞARI İNSANI KÖR VE SAĞIR YAPAR”
Fethullah Gülen, Akparti kongresi esnasında, sitesine bir video koymuş, videoda; “güç insanı kör ve sağır yapar, başarı insanı kör ve sağır yapar” diyor. İnsan tabiatına ait bu teşhis tabii ki doğru… Diline sağlık… Bu veciz sözün ne manaya geldiğini, güç ve başarının insanın psikolojik dünyasında nasıl etkiler oluşturduğunu uzun uzun izah etmek gerekmez. Sanırım herkes az çok bu etkiyi, etkinin neticelerini biliyor olmalıdır.
Videodaki konuşmayı Akparti ve Tayyip Erdoğan için yaptığını düşünmek doğru olur mu? Böyle düşünmek için kafi derecede ipucu var mı? Sakin bir şekilde değerlendirildiğinde Akparti ve Tayyip Erdoğan için yaptığına dair alametler olduğunu kabul etmek gerekiyor. Videonun yayınlanma zamanı, konuşmanın muhtevasındaki “idare”, idarecinin yardımcıları (vezirleri) gibi konular, Akparti adresine çıkıyor.
Konuşmanın muhtevasının Akparti ve Tayyip Erdoğan’ı işaret etmesinde bir sakınca mı var? Hayır… On yıldır ülkede iktidarı elinde tutan, hala de güçlenmeye devam eden bir parti ve onun genel başkanı ve başbakan hakkında bunun gibi değerlendirmeler yapılabilir, hatta ikazlarda bulunulabilir. Bunun yapılması da gerekir, yapılmalıdır ki iktidar sahipleri “dengelerini” muhafaza edebilsinler, fayda yerine zarar verecek noktaya varmaları engellensin.
İktidar olmak, başarılı olmak, güç sahibi olmak gerçekten de kor ateşi avuçlamak gibidir. Eğer kor ateşten eliniz yanmaz olmuşsa, cehennemin kapısını açmış ve oraya girmiş ama bundan haberiniz olmamış demektir. Üstelik bir de “kor ateşi elimde tutabiliyorum” diye afra tafra satmaya başlarsınız. Bu sebeple azami dikkat, azami hassasiyet, azami ihtimam gerekir. İktidar olmak, başarılı olmak, güç sahibi olmak, on saniye sonra ağır bir düşman saldırısı olacakmış gibi “teyakkuz”da olmayı gerektirir, üstelik buradaki düşman kendinizsinizdir, nefsinizdir, şeytandır. İnsanın ne büyük ve güçlü düşmanı kendisidir ve en zor tedbiri alınan düşman da budur. İnsanın kendisi teyakkuzda olduğu gibi dışarıdan da ikazlar olması gerekir. İnsan, kendi kendini dizginlemekte, dengelemekte, zaptetmekte zorlanır, başkaları tarafından ikaz edilmesi aslında bir nimettir.
Akparti kadrolarının ve Tayyip Erdoğan’ın da bu çerçevede ikaz edilmesi, hem kendilerini muhafaza etmek hem de halkı kendilerinden muhafaza etmek için tabii ki lazım. Bu noktada Fethullah Gülen’i tenkit etmek gerekmez.
Fakat…
Bir problem var. Fethullah Gülen, bu tür bir ikaz, ihtar, ihbar konuşmasını, öncelikle kendine, kendi cemaatine, kendi etkisindeki insanlara yapmalıdır. Otuz yılı aşkın süredir başarılı olan, güç sahibi olan cemaat, cemaatle ilişkili kuruluşlar ve şahıslar, neredeyse geri döndürülemez hale gelen bir “körlük”, “sağırlık” hastalığına yakalanmışlardır. Kendisi de dahil olmak üzere “cemaat”, görmez, duymaz, hissetmez hale geldiler, biraz daha zaman geçerse geri dönülemez sınırı da aşacaklar. Cemaatine yönelik mahrem toplantılarda böyle konuşmalar, ikazlar yapıyor mu bilinmez ama kamuoyuna açık şekilde cemaatini ikaz etmesinde azami fayda var. Kapalı kapılar arkasında yaptığı ikazlar (yapıyorsa eğer) iç denetim olarak işe yarayabilir belki ama kamuoyu bunları bilmediği için, kendine, kendi cemaatine dönük bir ikazda bulunmadığı düşüncesiyle, “sen ne halt ediyorsun” diye tepki gösterir. Özel olarak seçilmiş bir zamanda, Akparti’nin kongre vaktinde böyle bir video yayınlamak, en azından adaba aykırıdır. Cemaatin duyarsızlığı, hoyratlığı, dikkatsizliği dağları aşmış, başkalarına ikazda bulunmak ne demek?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir