BAŞYÜCELİK HÜKÜMETİ-İHTİYAT HÜKÜMETLERİ AZALARININ SEÇİMİ-

BAŞYÜCELİK HÜKÜMETİ-İHTİYAT HÜKÜMETLERİ AZALARININ SEÇİMİ

Yüceler Kurultayı azalarının insan kaynaklarını arayıp bulacak müessese, Yüceler Kurultayı bünyesinde ihdas edilmiş olan bir müessesedir. Bu müessese, “Vatan ileri gelenlerinden en layıklarına Yüceler Kurultayına namzet unvanı altında, sayıyla kayıtlı olmayarak, manevi bir derece verir”.

Yüceler Kurultayı teşri mercii ve meclisi olduğu için esas mevzuu, kanun yapmaktır. Teşri vazifesi (kanun yapmak), nazari boyutu, ameli (tatbiki) boyutundan daha kesif bir faaliyettir. Teşri faaliyetinin bu hususiyeti, İslam’ı, namütenahi derinlik güzergahında uçsuz bucaksız bir mesafe alışla ve asgari kainat genişliğindeki muhitini kuşatışla idrak etmeyi ilzam eder. Bu manada teşri meclisinin (Yüceler Kurultayının) azası olabilmek için alim olmak bile kafi değil, allame olmak zarurettir.

Teşri faaliyeti, nazari boyut kesafetine rağmen tatbiki bilgiler, ihtiyaçlar ve maharetlerden hali değildir. Hayatın cereyan edişi, deveran havzaları, akış mecraları, ferdi ve içtimai ihtiyaçlar gibi birçok husus, teşri faaliyetinde bulunacak zevatın ruhi ve akli teçhizatları arasındadır. Yüceler Kurultayı azalarını bu istidat ve maharetlerle teçhiz etmenin yolu, onları, “Yücelik Namzedi” safhasında tatbikatın içine almaktır. “Yücelik Namzedi” nişanı verilen şahsiyetler, “ihtiyat hükümetlerinin” insan kaynaklarını oluşturmalı, orada tatbikat temrinleri yapmalıdır.

İhtiyat hükümetlerinin azalarını Yücelik Namzetleri arasından seçmek, hem Yüceler Kurultayı (teşri meclisi) azalarının maharet ve istidatlarını artırır hem de ihtiyat hükümetlerinin insan kaynakları ihtiyacını karşılar. “Yüceler Kurultayı azaları eksildiğinde, yüce namzedi nişanı verilenler arasında ikmal edilir” hükmü varlığını muhafaza eder, “Yüce” seçimi için ihtiyat hükümeti azalığı yapma şartı getirilmez lakin bu vazifede istihdam edilenler tercih edilir.

Yüceler Kurultayı azaları hakkında hiçbir meslek ve ihtisas tasnif ve takdiri yapılmamıştır. Üstad, mevzuun esasını tespit edip, devamını Büyük Doğu mefkuresini idrak eden manevi mirasçılarına bırakmıştır. Yüceler Kurultayınca muayyen ihtisas sahalarına hasredilmiş azalıklar olmalıdır, bunlar dikkatle tespit edilmeli, dikkatle tertip edilmelidir. Bu zaviyeden bakıldığında Yüceler Kurultayının eksilen azalıklarını ikmal etmek, yücelik namzedi nişanı almış kadroların, ihtiyat hükümetlerinde vazife almayanları arasından naspedilmesi ihtiyacı hasıl olabilir. Bu cihetle Yüceler Kurultayı azalarının sadece ihtiyat hükümetlerinin muvazzaf kadroları arasından naspedilmesi kaidesi yanlış olur.

***
Büyük Doğu’da, Yüceler Kurultayı azalarının naspedilmesinde ihtiyaç duyulan hassasiyet ve dikkat, “yücelik namzet” nişanı ile temin edilmiştir. Üstadın, mevzuun ruhun vermek gayreti, meselelerin aşağıya doğru (teferruata) inildikçe çeşitlenme ve çoğalması hakikatini görmediği manasına gelmez, aksine, aşağıya doğru inildikçe zuhur edecek ihtiyaçların “zaman” ile daha yakın irtibatta olmalarından dolayı sürekli değişebilme imkan ve ihtimalini açık tutma hassasiyetinden kaynaklanır.

Yüceler Kurultayının insan kaynaklarını temin edece “namzet” müessese ve unvanı, Başyücelik Hükümeti azaları için yoktur, daha doğru bir ifade ile bu sahayı açık bırakmıştır. Bu sahanın Üstad tarafından tanzim edilmemesi, başıboş bırakılacağı manasına gelmez, sadece mevzuun bize (Büyük Doğuculara) emanet edildiğini gösterir.

Yüce Namzetliği müessesesi, teferruatlı tetkiklere, hassas tertip ve tanzim çabasına mevzu olmalıdır. İslam Devlet Nizamı Büyük Doğu zaviyesinden bu müessese üzerine bina edilmiştir. Yüceler Kurultayı ideal vasıf ve şartlarda azalarla bir defa tesis edilmiş olsa bile, devamını temin edecek ana mecra ve müessese, insan kaynaklarını arayıp bulacak bir havza oluşturmakla mümkündür. Yücelik namzetliği müessesesi tam olarak budur.

Mevzuat (Yüceler Kurultayı) ile tatbikat (Başyücelik Hükümeti) arasındaki mesafenin açılmaması, her iki müessese arasındaki nazari ve ameli vahdetin temini, kitapta yazılı olanın hayata nakil ve tatbikinde istismarlara mani olunabilmesi için, Yüceler Kurultayı ile Başyücelik Hükümeti arasında geçişi mümkün kılacak bir mecra ihtiyacı sarihtir. Teşri meclisinin yüceliği, tatbikattaki sayı ve çeşit kesretinin içinde boğulmasına ve itibarını harcamasına manidir, bu sebeple iki müessese arasındaki mecranın Yüceler Kurultayından Başyücelik Hükümetine doğru akması tercih edilmemelidir. Yüceler Kurultayından Başyücelik Hükümetine doğru akan, mevzuattır, manadır, hikmettir, irfandır, tefekkürdür. Bu kıymetler tabiatları gereği yukarıdan aşağıya doğru akar, talebe müderrise hikmet öğretemez, usta mimara “mimari plan” sunamaz. İnsan ise aşağıdan yukarıya doğru akar, çünkü insan hayat sıfır ile başlar ve mütemadiyen irtifa kazanmakla mesuldür. Öyleyse iki müessese arasındaki mecra iki yönlüdür, yukarıdan aşağıya doğru hikmet ve irfan akar, aşağıdan yukarıya doğru ise insan akar.

Çift akışı mümkün kılacak gidişli gelişli iki yöne sahip bir yol inşası şarttır. Üstadın “yücelik namzedi” müessesesi, Yüceler Kurultayı ile Başyücelik Hükümeti arasındaki çift yönlü akışı mümkün kılan yoldur. Bu yol aynı zamanda Başyücelik Hükümeti azalarının mayalandığı havzadır.

***
Başyücelik Hükümetleri, azalarını, “Yücelik Namzedi” nişanı almış kadro arasından seçer. Yücelik namzedi nişanı almış şahsiyetler, ihtiyat hükümeti azalığını kabul etmek mecburiyetinde değildir, ihtiyat hükümeti reisi teklifini yapar, namzet kabul veya reddedebilir. Kabul etmesi lehine, reddetmesi aleyhine bir mana ve kıymet ifade etmez.

***
İhtiyat hükümeti azalığı ve bu azalıktaki faaliyetler, “Yüce” seçilmesine katkıda bulunmaz, sadece Yüceler Kurultayında eksilen azanın, ihtisas alanından olması halinde dahli vardır. Bu halde, o ihtisas sahasının mütehassısı olan ihtiyat hükümeti azası ve yüce namzedi tercih edilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir