BEKİR COŞKUN-1-YEMİNLİ HALK DÜŞMANI

BEKİR COŞKUN-1-YEMİNLİ HALK DÜŞMANI
Türkiye’de batı meftunu kalemşorların ilginç psikolojik profilleri var. Batılı deseniz batılı değil, Batılılaşmış doğulu deseniz öyle değil, psikolojik profillerindeki tek sabit esas, İslam düşmanlığıdır. Müslüman ülkede İslam düşmanlığı ise ucube psikolojik organizasyonlar meydana getiriyor.
Bir dünya görüşüne sahip olan insan, halkla kavga etmez. Halk kendinin mensup olduğu dünya görüşüne inanmadığında da kavga etmez. En fazla halkın, kendi “hakikatini” (yani dünya görüşünü) anlamadığını, ondan mahrum olduğunu düşünür ve halka yardımcı olmaya, aydınlatmaya çalışır. Halkın kendi seviyesine çıkamadığını gördüğünde ona merhamet eder, kendi seviyesine çıkarmak için gayret gösterir fakat kavga etmez. Halkla kavga eden insan “fikir adamı” olmaz, olamaz. Çünkü fikir adamlarının bariz hususiyeti, halkın önünde gitmektir ve halkı da kendi istikametine sevketmektir. Halkın kendinden başka inanışlara sahip olmasından dolayı halk ile kavga eden kişi, en iyimser tahminle halkın seviyesindedir. Ki, halk da kendisiyle kavga ediyorsa ancak halkın seviyesindedir. Türkiye’de halk, Bekir Coşkun ve benzeri adamlarla kavga etmez, onları kavga edecek kadar bile kıymetli görmez. Bu sebeple halk, Bekir Coşkun gibilerinden çok daha seviyelidir.
Türkiye’de batı meftunu ama Batılılaşamamış bu adamların halkla kavgasının temel sebebi nedir? Bir fikriniz varsa halka anlatırsınız. Fikrinize ve kendinize güveniyorsanız anlatırsınız ve insanları ikna edersiniz. Ama adamlar bunu yapmıyor, mütemadiyen kavga ediyor. Cumhuriyetin kuruluşundan (hatta tanzimattan) beri böyle devam ediyor. Sürekli halka küfür ediyorlar, aşağılıyorlar, onları insan yerine koymuyorlar. Neden? İhtimalleri gözden geçirelim…
Bu adamların bir fikri yok… Fikir olmayınca halka anlatacak ve onları ikna edecek bir malzeme bulamıyorlar. Bir takım ezberleri var fakat onları da anlamadıkları için halka anlatamıyor ve halkı ikna edemiyorlar. Sebebi bu mudur? Aslında bu ihtimal meseleyi açıklıyor. Fakat bir problem var, bu adamlar asla fikirleri olmadığını kabul etmez, aksine ülkedeki tek fikir sahibi taife olduklarını iddia ederler. O kadar ki, “yeryüzü tanrısı” edalarıyla konuşur, yazar ve caka satarlar. O zaman kendilerini de ikna edecek ihtimallerin peşine düşelim.
Fikirler var (yani muhalfarz) fakat kendileri o fikirleri anlatmaktan acizler. Anlatabilmekten ve halkı ikna etmekten aciz… Gerçekten yüksek bir fikir mevcut olabilir fakat o fikrin her mensubu, o fikri layıkıyla anlatma istidadına sahip olamayabilir. Bekir Coşkun ve benzerleri muhalfarz “yüce fikir” sahibidirler veya “yüce bir fikre” mensupturlar lakin ifade etmekten acizdirler. Bu ihtimale daha yatkın olsalar gerek. Çünkü inandıkları fikir müsveddelerinin, yeryüzünde hakikati bulmuş tek fikir yekunu olduğu vehmine kapılmışlardır. Yeryüzünde hakikati keşfeden tek fikir bu adamlarda ama halkı o fikre ikna edemiyorlar, çünkü anlatma istidadından yoksundurlar. Bu ihtimali kabul ederler mi? Önceki ihtimale göre bunu kabul etmeye daha fazla meyyal olmalılar fakat bu adamların nefsleri o kadar cesamet kesbetmiştir ki bu ihtimali de kabul edeceklerini zannetmiyorum. Öyleyse aramaya devam edelim.
Bu adamların psikolojik profilleri şu olmalıdır. En yüce fikre sahipler, o yüce fikri en güzel, en hikmetli, en anlaşılır şekilde de ifade ediyorlar fakat halk anlamıyor ve ikna olmuyor. Yani fikirlerinde ve kendilerinde bir kusur yok, tek kusurlu olan halkın ta kendisi… Ne kadar yüce fikir anlatırsanız anlatın, o yüce fikri ne kadar mahirane şekilde anlatırsanız anlatın, “halk eşek olduğu” için anlamıyor. Bu adamların kabul edeceği ihtimal bu, psikolojik organizasyonları da tam olarak bu merkezde gerçekleşmiş durumda. Halka niye sürekli küfrettikleri anlaşılıyor mu? En yüce fikri, en mahirane şekilde anlatıyorlar fakat halk dönüp bakmıyor. Böyle bir psikolojik profil ne yapar? Kesintisiz küfreder… Başka bir şey yapma ihtimali var mı?
Bu adamların deliliğin bir çeşidi olan psikolojik profillerini bir tarafa bırakıp işin gerçeğine bakalım. İşin aslı şu; bunların bir fikri yok, aynı zamanda ifade ve ikna maharetleri de yok… Bu neticeye nasıl ulaştık?
Bu adamlar batıyı anlamış değillerdir, felsefedeki derinlikle ilgilenmemişlerdir, felsefenin temel meseleleri olan insan, hayat, varlık bahislerine dair bir tane orijinal cümleleri yoktur. Batıya platonik aşıktırlar, hayata bu aşkla başladıkları için batının çirkinliklerini görmemek konusunda yeminlidirler (yani aşıktırlar). Hiçbir yazılarında ve kitaplarında (kitap yazdığını zannedenler için) temel meselelerle ilgili fikir çilesi çektiklerine dair hiçbir alamet yoktur.
Ülkede iktidara sahip oldukları seksen yıllık dönemde, batıyı kötü şekilde kopyalamaktan başka hiçbir iş yapmamışlardır. Hukuk metinlerindeki tercüme yanlışlarını on yıllarca devam ettirip, onlar üzerine içtihatlar oluşturmuşlardır. Komikliğe bakın, tercüme yanlışları üzerine içtihat geliştiriyorlar.
Halkı ikna etmek için serçe parmaklarını bile kıpırdatmamışlar, adına devrim dedikleri kanunlar yaparak halkın kıyafetlerini değiştirip batılılaştırmaya çalışmışlardır. Bu konuda o kadar ısrarlı, kararlı, iddialıdırlar ki, yarım metre kare kumaş parçası (şapka) için sayısı bellisiz insan asmışlardır. Ülkeyi batılı işgal güçlerinden kurtardık diye caka satan adamlar, işgal ordularının yapmadığı/yapamadığı katliam ve zulümleri, batılı değerleri yerleştirmek için yapmışlardır.
Seksen yıllık zulümden sonra hala bu ülkede Müslümanların mevcut olması ve İslam’ın yok edilememesine tahammül edemiyorlar. Tüm alimleri katletmelerine rağmen, ülkenin tüm servetini batılılara ve Batılılaşanlara peşkeş çekmelerine rağmen hala bu ülkede Müslümanların iktidara gelmesini anlamıyor ve çıldırıyorlar. Seksen yıldır evrim teorisini tek hakikat olarak anlattıkları okullardan mezun olan çocukların kendileri gibi düşünmüyor olmalarına dayanamıyorlar. Yüce fikirlerini(!) seksen yıldır tüm müfredatını kendilerinin tespit ve tayin ettiği okullarda, altı yaşında başladıkları eğitim-öğretim sürecinde bu ülkenin insanlarına benimsetememelerini kavrayamıyor ve deliriyorlar. Düşünebiliyor musunuz, bir gecede dil devrimi dedikleri ucube ile halkın tamamını “cahil” hale getirdiler ve her şeye yeniden kendi istedikleri gibi başladılar fakat bu milletin zihni ve kalbi evrenlerine kendi zehirlerini akıtamadılar. Siz olsanız ne yapardınız, çıldırmaktan başka bir şey geliyor mu aklınıza?
*
Adamın 17.05.2012 tarihli “Çok Maaş İyi Değil…” başlıklı yazısına bir göz atın. Göreceksiniz ki adam bir şeyler anlatmıyor, sadece yeminli düşmanı olduğu halka hakaret edip, psikolojik mastürbasyon yapıyor. Bir şey anlatma derdi kalmamış adamların artık, sadece psikolojik tatmin peşindedirler. Ümidi de kestiklerinden dolayı halka ihtiyaçları da yok. Seksen yıllık maceradan sonra halkın kendilerine teveccüh etmeyeceğini de o kadar derinden anladılar ve ümitlerinin son kırıntılarını da kaybettiler. Bakiye nedir? Çıldırmanın eşiğine geldiler, halka küfrederek çıldırmaktan kurtulmak istiyorlar. Kendi kendilerini tatmin etmekle meşguller.
Şu ifadelere bakın…
“Çok Maaş İyi Değil…
Devletin memuruysanız; devlet giderken neredeydiniz?..
İktidarın memuruysanız; 3+3 iyidir size…
*
Diyelim ki özelleştirmede…
Yer gök satılırken, iktidara şirin gözükmek için etekleri zil çal çala imzaları çakanların tümü memurdu…
Onlara sorun…
3+3 az mı?..
*
Ya da valiye sorun…
O da memur çünkü…
Kamyonun önüne binip AKP için kömür dağıttıysa, siz memurlara niçin 3+3 zam verildiğini de biliyordur…”
Böyle devam edip gidiyor. Yazılacak çok şey var da, adamların yazılarını okurken, yazılarından taşan psikolojik hallerine tahammül etmek kabil değil. Kısa bir sürede psikolojik tatmin ile idare ederler, bir müddet sonra kendi kendilerini tatmin etmeleri de psikolojik dengelerini korumalarına kafi gelmez ve…
En iyisi kendi hallerine bırakalım adamları…

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir