BEN’SİZ SEN ‘NERESİ’ SEN’SİZ BEN NEREDE

ben’siz Sen ‘neresi’ sen’siz Ben nerede

Nedir ki, insan dediğin?

‘Neresi’dir?

Ama şimdi nerede’dir?

Hüsrandadır… Ziyan’da… Kayıp’ta… ‘İşittik ve itaat ettik’ diyebilenler… Ve Ben’i aşarak, Sen’e ulaşabilenler, ben’i Sen’de bulabilenler dışında…

Zira ‘Sen varsan, ben varım’, diyordu üstad Bediüzzaman, ‘Sensiz Ben muhaldir, boşluktadır, boş’tur ve boşuna’dır’ diye sesleniyordu ta derinden…

İNSANIN İKİ BEN’İ VARDIR: ‘BEN’ VE ‘SEN’

İnsan’ın iki ben’i vardır: ‘Ben’ ve ‘Sen’.

İnsanın dış dünyası, Dış Ben’ini oluşturur: Ben’i. İç dünyası ise İç ben’ini: Sen’i yani.

İnsanın görünüşteki Ben’i, Ben’den ibarettir. Ama insanın asıl ben’i, Sen’dir, Sen’de gizlidir.

Dikkat buyurulsun lütfen: Ben’in ben olması, Ben’inin engellerini aşması, ben’de gizlenen Sen’de ve Sen’le mümkündür: ben’in, Sen’in ses’isine ses verebilmesiyle…

Sen, benim iç ben’imsin çünkü. Benimlesin, ben’desin. Benim asıl benimsin.

Sen’siz bu Ben, bedenin kulu kölesidir: Dış Ben’inin, Nefsinin ‘fahişe’si.

SEN’LE BEN, RUH İKİZİ’DİR:

RUHUMUN İKİZ KARDEŞİ…

İnsanın dış dünyası, Ben’in Bedeni, Beden’in Ben’idir.

İnsanın iç dünyası ise, Ben’e göre, Sen’dir, O’dur, orada gizlidir: Keşfedilmeyi bekler. Duyulmayı. Ses’ine kulak kesilmeyi.

Dış ben, nefsin sınırlı ve sınırlayıcı dünyasıdır.

İç ben’se ruhun sınırsız ve bütün sırların sırlarını saklayan, dalındıkça açılan, açıldıkça çiçeklenen, çiçeklendikçe leziz meyveler veren ummanı.

Sözün özü, özlü sözü: Sen’le Ben, ruh ikizidir; ruhumun ikiz kardeşi…

Sen, ben’i, bedenimin Ben’i ve nefsimin kulu kölesi olmaktan kurtaran ruhumsun. Ruh üfleyensin Ben’e…

‘SEN’, ŞİİRDİR; ‘BEN’SE, ŞAİR…

Dış ben’le iç ben arasındaki ses telleri çalıştığında, birbirine ses vermeye, birbirine değmeye başladığında, insan, asıl o zaman insan olma yolunda mesafe kateder.

Dış ben’le iç ben (yani sen) arasındaki medcezir, alış-veriş, gidiş-geliş, akış-bakış Ses’le, sesin nefesiyle gerçekleşir, gerçeğe dönüşür.

İşte şiir, bu medcezirden doğar. Bu gerilimden. Metafizik gerilimden. Fiziği kırarak aşan, kabuğu yararak açan, fizikötesine ‘uçarak’ ulaşan, kabuğun özüne, içine dalan, özsuyunu tadan, tattıran hâl’den.

Bu medcezir, dış ben’i şair yapar; iç ben’i ise şiir. Sen, şiir’dir; ‘ben’se, şair…

Sen, ben’in gizlerinin şifrelendiği giz’sin: Sır’sın sen. Sırdır, sırrımdır iç ben. Sırrımın sırrı’sın o yüzden. Ben’ın sırrı, dış benin varoluş sırrı sen’dedir, sen’de gizlidir.

NEFS’İN BEN’İ, ÇİÇEKLERİ

KURUTUR; RUH’UN ben’İ,

MEYVEYE DURDURUR

Nefsin ben’i bütün çiçekleri kurutur. İnsanı çoraklığa, kuraklığa ve çöle mahkûm eder. O yüzden, azmandır nefsin ben’i, o yüzden azmanlaşır. Dünyayı, cinnet yerine çevirir. Cinayet, tek bildiği eylemdir nefs’in ben’inin, beden’inin ve bencilliğinin.

Ruh’un ben’i ise, insanı meyveye durdurur. Dünyayı, hayatı gül bahçesine çevirir. Ruhun ben’i, cenneti dünyaya getirir. Kendisi için değil, Sen’in için, O’nun için, herkes için. Bütün varlıklar için.

SEN’SİZ BEN, CAN’SIZ VE CANAN’SIZDIR; BEN’SİZ SEN, CANAN’DA CANLANAN CAN’DIR

Sensiz Ben, içine, iç dünyasının enginliklerine, zenginliklerine ve derinliklerine açılamaz, yolculuk yapamaz; cehennemin/in yapı taşlarını döşer.

Bensiz Sen, yollara düşer, bütün yolları Sen’e kavuşmak, Sen’le buluşmak, Sen’de kendine gelmek için kateder.

Sensiz ben, kendine yazık eder; kendini de, sen’i de yok eder.

Bensiz Sen, ‘sen olmadan benim de varacağım yer, ben’ime, beden’ime ve bencilliğime yenik düşmek, kul köle olmaktır’, der ve Sen’in izini sürer yana yakıla…

Sensiz Ben, sonuçta, cansızdır; canan’ı da, canan fikri de yoktur çünkü.

Bensiz Sen, canan’ın can’ını can’ı gibi bilir; can’ından aziz bilir; canan’da canlanır; işte o zaman, canan DA canlanır can’da.

Özetle: Sen’siz Ben, can’sız ve canan’sızdır; Ben’siz Sen’se, canan’da can’lanan, can bulan can’dır; hayat’tır.

‘ANLADIM’ DEMEKLE

YETİNME, KULAK VER SES’E…

Sen olmazsan, ses biter; Bencilleşen Ben, Sen’i de, ben’i de bitirir.

O yüzden Ses’e kulak ver. Ses’in Sahibi’ne: ‘İşittik ve itaat ettik’ diye.

Anladım, demekle yetinme sadece. Duydum ve durdum, de. Durdum ve duydum: o yüzden Harekete geçiyorum, taze yemişler devşirebilmek, ruh üfleyebilmek için… Ben’e ve Ben’inin, beden’inin, bencilliklerinin bende’lerine…

Ben ve Sen meselesi üzerine düşünmeye yarın da devam ediyoruz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir