Bir Devlet Projesi Olarak Anayasa

BİR DEVLET PROJESİ OLARAK ANAYASA
Anayasa özünde “devlet fikridir”. Yeni anayasa (sıfır anayasa) yapmak, devlet kurmaktır. Mevcut bir devletin olması ve onun meclisi eliyle yapılması, bu hükme halel getirmez. Yeni devlet kurmakla, mevcut devlet üzerine yeni devlet kurmak, usul farklılığından başka bir manaya delalet etmez. Milletin mevcut devleti beğenmeyip yeni bir devlet kurma hakkı ile sıfırdan devlet kurma hakkı aynıdır. Eğer devletin sahibi millet ise böyledir. Devlet üzerinde milletten başka bazı şahıslar veya bir takım “teşekküller” mülkiyet hakkı iddia ediyorsa, ortaya çıkan durum, Türkiye’deki vaziyettir.
*
Milletlerarası hukuka göre devlet kurmanın üç temel şartı var. Ülke (vatan), millet (halk) ve siyasi organizasyon yani hükümet… Sınırları muayyen bir coğrafya parçasında yaşayan halk, hükümet kurduğunda milletlerarası hukuk o yapıyı devlet olarak tanınır. Birleşmiş Milletlerin devlet olarak tanıdığı bu yapı, şekil şartlarını yerine getirmiş demektir. Fakat muhteva olarak bu yapı, devlet değildir. Aslında mezkur yapıyı devlet yapan, “devlet fikridir”.
*
Binlerce yıldır dünyanın çeşitli coğrafi bölgelerinde devlet kuran, bu maharetini de cömertçe kullanan bu millet, son doksan yıldır hafızasını sildi ve devlet kurma maharetini sıfırladı. Son devlet olan Osmanlının arşivlerinin bile açılmamış olması, sadece tarihin halktan gizlenmesi manasına gelmiyor. Aynı zamanda adına devlet dedikleri bu ülkedeki örgütün, binlerce yıllık hafızadan faydalanmasına da mani oluyor. Her konu ve alanda sıfırlanan hafıza, “devlet fikri” cihetinden ise geri döndürülemez şekilde silindi. Hafıza silinince bakiye kalan şey, devlet fikri ve kültüründen fersahlarca uzak olan kabile kültürüdür. Ülkenin bir kısmında ağalığın devam ettiğini söyleyenler, Ankara’da, Avrupai kıyafetler giyerek kabile kültüründen uzak olduklarını vehmetti.
*
Ülke, millet ve siyasi iktidarı harmanlayacak, birbiriyle mütenasip bir hayat çerçevesi oluşturacak, birbirini besleyecek şekilde devri daim sistemini kuracak olan düşünceye, “devlet fikri” diyoruz.
Türkiye’de anayasa yapılamamasının temel sebebi, “devlet fikrinin” olmaması… Mevcut statükonun (siyasi rejimin) devlet olduğu zannediliyor. Oysa ülkede Osmanlıdan sonra hala devlet kurulabilmiş değil. Mevcut “fiili durum” devlet zannedilince, bunun devamını sağlayacak bir anayasa yapılmasından bahsediliyor. Fiili durum mütemadi olamaz. Sürdürülebilir olmasının şartı, devlet kurulmuş olmasıdır.
Bir ülkedeki siyasi teşkilatın devlet olabilmesi için, tüm halkı ihtiva etmesi gerekiyor. Halkın bir kısmını muhatap alıp onların haklarını tanıyan, diğer kesimlerini muhatap almadan, “siz de tanıdığımız halk kesimi gibi yaşayın” diyen bir siyasi teşkilata devlet denmez. Halkın bir kısmını esas alıp diğer kesimlerini umursamayan siyasi organizasyonlar, devlet üzerinde “özel mülkiyet” iddiasıdır. Devlet üzerinde mülkiyet kurulabilir ama bu kamu mülkiyetidir. Yani halkın her bir ferdi eşit mülkiyet hakkına sahiptir.
Devlet üzerinde “özel mülkiyet” iddiası, eşkıyalıktır. Çağdaş ifadesiyle söylemek gerekirse mafyalıktır. Bu durumda anayasa da, mafyanın raconu demektir. Zaten darbe anayasası bu millete kesilen racondur.
Millet ilk defa anayasa yapma gücüne ulaştı. Millet ilk defa devlet kurma fikrine bu kadar yaklaştı. Şu anda gündemde olan, yeni bir anayasa yapmak olduğu kadar, yeni bir devlet kurmaktır. Bu asla unutulmamalı ve halkın kendi devletini kurması engellenmemelidir.
Anayasanın maddelerinin neler olacağı ayrı bahislerdir. Fakat ruhunun ne olacağı üzerinde asla tartışmamak ve tartıştırmamak gerekir. Yeni anayasanın ruhu, milletin ilk defa yeni bir anayasa yapması ve ilk defa yeni bir devlet kurmasıdır. Bu hususlar mutlaka anayasada tescil edilmeli ve kati şekilde korumaya alınmalıdır.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir