BİR HABER BİR TESPİT, BAĞIMSIZLIK BÖYLE KAZANILIR

BİR HABER BİR TESPİT, BAĞIMSIZLIK BÖYLE KAZANILIR
Aselsan genel müdürü Cengiz Ergeneman’ın, “dostu düşmanı tanıyacak yazılım” ile ilgili yaptığı açıklama önemli. Star gazetesinin 29.06.2012 tarihli nüshasında gördüğümüz açıklama özetle şunları ihtiva ediyor. Savaş uçaklarında, gemilerde ve füzelerde kullanılacak ve dost ile düşman tarifini kendisi yapacak olan yazılım, bizim mühendislerimiz tarafından yapılmış. Bir müddettir sözü edilen ve savaş uçakları ile gemilere montajı tamamlandığı haberleri gelen bu “yazılım” neden şimdi dikkatimizi çekti. Çünkü haberin içinde bir nokta var, “Türkiye, yeni nesil dost düşman tanıma ve tanıtma sistemini, ABD, Almanya, Fransa, İtayla ve İspanya’dan sonra yapan 6. Ülkedir”. Teknolojideki gelişme seviyeleri tetkik edildiğinde, bu beş ülke ve Türkiye dışında kalan bazı ülkelerin Türkiye’den daha ileri olduğu malum. Demek ki bu yazılımı yapacak toplam altı ülke yok dünyada. Pekala neden milli yazılımlarını gerçekleştirmiyorlar? İşte haberin önemi bu soruda…
Türkiye bir müddettir bağımsızlık sürecini yaşıyor. Bağımsızlık sürecini ise, siyasal meydan okuma şeklinde kabadayılık yaparak yürütmüyor. Siyasal meydan okumanın altyapısını gerçekleştirmeye çalışıyor. Savaş aletlerinde ve silah sistemlerinde kullandığınız yazılımlar, mesela İsrail’i düşman olarak görmüyor. Türk savaş uçağı ile İsrail savaş uçağı karşı karşıya gelse, Türk savaş uçağı İsrail savaş uçağına ateş etmiyor (du). Hadiseye bakar mısınız? Milyonluk ordunuz var ama bir tane İsrail askeri yapmıyor, çünkü ona ateş edemiyorsunuz. Ne kadar komik bir durum.
Dünyadaki beş ülkenin arkasından 6. Ülke olarak bu teknolojiye sahip olmak, bunun için yıllar öncesinden yatırım yapmak, o yatırımı yapmak için gereken siyasi iradeyi gürültüsüz patırtısız beyan etmek… Bunu yapacak başka ülkelerde var ama siyasi irade yok. Her ülke belli bir sistemin parçası haline gelmiş durumda. Buna itiraz eden ülke sayısı ne kadar azmış.
Türkiye’nin bağımsızlık süreci, yıllardır altyapıda hızla devam ediyor. Altyapıdaki yatırımlar tamamlanıp verimleri ortaya çıkmaya başladığı andan itibaren Türkiye dış politika da daha yüksek sesle konuşmaya başlayacaktır.
*
Artık anlaşıldı ki, teknolojik gelişme kolay. Her ülke teknoloji alanında hızlı gelişmeler kaydedebilir. Teknolojinin transferi de kolay, üretimi de… Daha önceki yıllarda, özellikle “soğuk savaş” döneminde teknoloji, dünyada belli ülkelerin tekelindeydi ve dışarı çıkmıyordu. Ülkeler soğuk savaşın iki tarafındaki merkez ülkelerin hakimiyeti altındaydı. Bunun en önemli sebeplerinden biri de teknolojideki tekelcilikti. Dünya sistemine siyaseten isyan eden ülkeler ve liderler çıktı ama teknolojik fark o kadar derindi ki, tam bir Donkişotluk oldu. Bugün teknolojik hakimiyet diye bir şey kalmadı. Varsa yoksa kültürel ve siyasal hakimiyet…
Bir ülke bağımsız olmak istediğinde önüne çıkan en önemli engellerden biri olan bilim ve teknoloji bariyeri, artık yok. Bundan sonra kültürel ve siyasal işgal kaldı. Ülkeler bağımsız olmak istediklerinde, teknolojik altyapıya hızlı şekilde sahip olabiliyorlar. Kültürle ve siyasal hegemonyadan kurtulmak kaldı.
Batı dışındaki ülkeler, bilim, teknoloji, ekonomi gibi alanlarda batıya yetiştiler ve onu geçmeye başladılar. Buna rağmen üzerlerinden atamadıkları etki, batının kültürel etkisidir. Artık batıdan kültür ve siyaset alanında da “arınma” zamanı geldi.
Türkiye, son iki asırdır bağımsızlık imkanını ilk defa bu kadar yüksek seviyede yakaladı. Dünyadaki gelişmeler, batının hızlı şekilde çökmeye ve çözülmeye başlaması, doğunun yükselmeye başlaması, iki kutup arasında denge noktasında bulunması… Batı çöküş sürecinde olduğu için fazla baskı yapamıyor, doğu yükseliş sürecinde olduğu için daha baskı yapma gücüne ulaşamadı. Yeni denge tam olarak oluşana kadar Türkiye gelişmeli ve bağımsızlaşmalıdır. Bu istikamette hızla yol aldığı görülüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir