BİR HABER VE GAZETECİLİK

BİR HABER VE GAZETECİLİK
Sabah gazetesinin internet sitesinde 29.11.2011 tarihinde yayınlanan bir haber vardı. “Dünyanın gözünde Türkler”… Resimli haber şeklinde verilmiş. 14. Sırasındaki haber şuydu.
“Türkler ölmeyi biliyorlar, hem de iyi biliyorlar. Ben de ölmeyi bilen bir milletin yenilmeyeceğini bilecek kadar tecrübeliyim. Burada hiç yoktan ordular kurmak ve bu orduları ölüme sürüklemek mümkün. Bu imkanlardan bol bol faydalanıyorum. Fakat, meydana getirdiğim orduları sendeleten bir engel var: Türklerin yaşayan hatıraları!
Üç-dört yüzyıl önce her kudreti ve her milleti yenen Türkler, şimdi de silinmez hatıralarıyla her teşebbüsü sendeletiyorlar. Hemen her yürekte bu korkuyu seziyorum. Demek ki yalnız Türkleri değil, onların tarihini de yenmek lazım. Bu durumda ben, Türklerin düzinelerle milleti idare etmelerindeki sırrı da anlıyorum. Onlar milletleri bir kere yeniyor fakat kazandıkları zaferleri ruhlara ve nesillere nakşedebiliyorlar.”
M. Montecuccoli (Avusturyalı Komutan)
Bu haberde iki konu dikkatimizi çekti. Birincisi gazetecilik tarzıyla ilgili husus, ikincisi ise haberin bizzat kendisi…
Araştırmacı gazetecilik dedikleri cinsten bir haber… Haberi sadece içinde yaşadıkları günde meydana gelen olaylar arasından seçen gazetecilik anlayışı, haberciliğin zaman boyutunu sıfırlıyor. Haberin geriye doğru kökleri ve sebepler, ileriye doğru gelişmeleri ve tesirleri hiç dikkate alınmıyor. Gazetecilik bu ise artık gazeteleri çöpe atma zamanı geldi. Çünkü haber ajansları haberi servis ediyor ve internet siteleri de aynı anda yayınlıyor.
Haberin içeriğine gelince, çok dikkat çekici… Avusturyalı bir komutanın Türkler ile ilgili tespiti, isabet kaydetmiş. Hakikaten tarih, milletleri yoğura yoğura bu günkü hale getirmiştir. Türk milletinin sahip olduğu şanlı tarih, onu DNA’sına kadar etkilemiştir. En zor zamanlarında bile tarihin itmesiyle “imkansız” denilen zaferlerin kazanıldığı vakadır.
Avusturyalı komutanın isabetli tespiti, cumhuriyet projesinin arka planını da gösteriyor. “Türkleri yenmek için tarihlerini de yenmek lazım” ifadesinden hareketle, cumhuriyet dönemindeki tarih katliamı Avusturyalı komutana, Türklerin tarihini yenme imkanı sağlamıştır.
1919 veya 1923 yılından başlatılan ve daha öncesini yok sayan bir tarih anlayışı, bu milleti, birinci dünya savaşından sonra istiklalini kazanan herhangi bir Afrika ülkesindeki halkın seviyesine indirmiştir. Çünkü onların tarihi de bir asırlıktır. Olaydaki dehşetengiz noktayı anlatabiliyor muyum?
Bir asırdan beri bu milleti yenmek isteyenler, yenmeyi düşünenler, bir şekilde savaşmak durumunda kalacağını hesap edenler, artık Türklerin tarihini yenmek zorunda kalmadılar. Çünkü bu milletin tarihi, Kemalist siyasi rejim tarafından seksen yıl önce yenildi ve tasfiye edildi. Tarihe (kendinden önceki devletlere, Osmanlıya) küfrederek ve yok sayarak meşruiyet üretmek ve ayakta kalmak derdine düştü. Anlamadı ki bu kadar kısa bir tarihi olan milletin tepesine kurduğu rejimin de ömrü kısa olur. Özet olarak tarihiniz ne ki, ömrünüz ne olsun.
Sabah gazetesine bu haberinden ve gazeteciliğinden dolayı teşekkür ediyorum.
İBRAHİM SANCAK
İbrahimsancak2011@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir