BİRBİRİNİZE BAĞLANIRSANIZ BİRLİKTE ÇÖKERSİNİZ

BİRBİRİNİZE BAĞLANIRSANIZ BİRLİKTE ÇÖKERSİNİZ
Avrupa, tek kültür havzasının farklı kavim ve devletlerden oluşan coğrafyasıdır. Avrupa Birliği kurulmadan önce de her ülke birbirine yakın seviyelerde kalkınıyordu. Sovyet blokuna bağlı ülkeler ayrı tutulursa, ülkelerin kalkınmaları birbirine fevkalade benziyor ve birbirinden fazla geri kalmıyordu. Bu durum, aynı kültür havzasına ait olmalarının tabii neticesiydi. Aynı kültür havzasında olmak, birbirinden etkilenme konusunda tereddüt etmemektir. Birbirlerinden çabuk ve kolay etkilendikleri için birbirine benziyorlar ve aynı hayatı küçük değişikliklerle yaşıyorlardı. Bir ülkedeki felsefi, siyasi ve ekonomik gelişmeler hızla diğer ülkeler sirayet ediyordu. Neticede beraber kalkındılar. Kalkındıktan sonra birlik kurmaya teşebbüs ettiler.
Gelişir ve büyürken cari olan bu durum, geriler ve çökerken de cari değil midir? Beraber kalkınmalarını ve zenginleşmelerini mümkün kılan kültür ve akıl formunu, çökerken bırakacaklar mı? Bırakmak gerektiğini düşünseler hatta buna inansalar, bırakabilirler mi? Bu ruhundan vazgeçmek gibi bir şey değil mi? Bazen (aslında çok zaman) insan, yanlışı ve doğruyu bilir ama doğruyu yapamaz, yapmaya güç yetiremez. Yanlışı bile bile yaparız çok zaman. Bilseler o akıl formunu bırakmak gerektiğini, bırakamazlar.
Tüm coğrafyanın ve yüz milyonlarca insanın kısa sürede bırakması beklenmez ama mesela siyasetçilerin bunu hızlıca yapmaları mümkün değil mi? Mümkün… Ülkelerini başka bir akıl formuyla yönetmeyi düşünebilirler ve hızlı geçişler yapabilirler. Fakat mesele, topyekun bir değişimdir. Halk aynı kültür ve akıl formuyla devam ettiği müddetçe, karar vericilerin ve yöneticilerin akıl formunu değiştirmesi, fayda değil zarar meydana getirir. Başı köpek başı, gövdesi inek gövdesi gibi bir garabet meydana gelir. Türkiye’nin kuruluşunda yaşanan sahnelerin bir benzeri yaşanır.
Hepsi bir bırakamaz mı mevcut kültürlerini ve akıl formlarını? Şüphesiz bırakabilirler. Fakat bir kültürü bırakmak ve başka bir kültürü kuşanmak asgari birkaç asır sürer. Bizim coğrafyamızda bir asrı Osmanlı da bir asrı Cumhuriyet döneminde olmak üzere iki asır sürdü. Sizce Avrupa’da ne kadar sürer? Bu süreç içinde Avrupa yerle bir olur.
Ne yaparlarsa yapsınlar, çözümü yok. Batacaklar, başka şansları yok. İçlerinde akıllı birileri varsa eğer, batış sonrası neler yapabileceklerini düşünmeye başlamalılar.
İşin enteresan ve vahim tarafı, hala dünyanın silah gücü en yüksek ülkeleri… Hem en güçlü olacaksın hem de çökeceksin… Bu olacak iş değil… Dünya tarihinde bunun misali yok. İnsanlık ilk defa böyle bir hadiseyi yaşayacak ve tecrübe üretecek. Güçlü ve fakir veya gelişmiş ve çökmüş bir coğrafya… Dünyanın her türlü çılgınlığa hazır olması lazım… Çünkü bu çapta bir çelişki yaşanmadı. Tecrübesi olmadığı için neticelerinin neler olacağını kimse kestiremez.
Birlikte büyümek için birbirinize bağlanmıştınız. Avrupa Birliğini filan icat etmiştiniz. Şimdi birlikte çökeceksiniz. Avrupa Birliği fikrini ortaya atanlara lanet okuyacaksınız. Her yıl mezarları başında lanet ayinleri düzenleyeceksiniz. Bunu asgari birkaç asır yapacaksınız. Başınız belada… Birkaç asırdır dünyaya o kadar zulmettiniz ve sömürdünüz ki, asla dost bulamayacaksınız. Cenazenizi bile kaldıracak biri çıkmayacak. Leşleriniz ortalıkta kalacak…
Güle güle batı… İyi batışlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir