BÜLBÜLZADE VAKFI-2-SURİYE İÇİN ADALET MÜZAKERELERİ

BÜLBÜLZADE VAKFI-2-SURİYE İÇİN ADALET MÜZAKERELERİ
G.Antep’te, 28.02.2013 tarihinde Bülbülzade Vakfı organizasyonuyla “Suriye İçin Adalet Müzakereleri” çalışması düzenlendi. Çalışma toplantısına yazarlarımızdan Haki Demir’de katıldı. Çalışma toplantısı, Suriye’de, cephede ve cephe gerisinde bulunan hukukçuların (avukatlar, hakimler, savcıların) katılımı ile gerçekleştirilmiş. Aldığımız bilgilere göre, iç savaşın uzaması sebebiyle, Müslüman (ve muhalif) hukukçular, kurtarılmış bölgelerde hukuki emniyeti sağlamak, insanların ihtilaflarını hukuk marifetiyle ve adil şekilde çözmek için teşebbüse geçmişler. Bu nokta çok önemli…
İç savaş tabiatı gereği kaotik bir ortamdır. Hayatın altyapısı ve düzeni bozulduğu için herkes her istediğini yapabilecek duruma gelir. Herkesin silahlandığı veya silahlanma imkanının olduğu böyle ortamlarda ilk katledilen hukuk ve adalet olur. Özellikle de baskıcı bir siyasi rejimin mengenesinden boşalan insanlar, hürriyet sarhoşluğuna kapılır ve kaosa katkıda bulunur. Devrim süreçlerinin veya iç savaşın uzun sürmesi durumunda kaos kangrenleşme istidadı kazanır. Bu nokta devrim süreçlerini inkıtaa uğratan en önemli sebeptir. Devrim süreçlerinin en belalı safhası tam olarak burasıdır.
Tarih, devrim süreçlerinde bu safhayı aşamadığı için başarıya ulaşamamış siyasi hareketlerle dolu. Tarih başarılı olanları yazdığı için bu tür siyasi hareketler pek bilinmez. Müslümanların devrim tecrübesi pek yok, bu sebeple devrim süreçlerini fazla bilmezler. Özellikle Suriye’de uzayan süreç, ek problemler ortaya çıkardı, Mısır ve Tunus gibi kısa sürede neticelenen devrimin birinci safhası, Suriye’de yaşanan bu safhanın tecrübesini üretmedi. Müslümanlar gerçekten bu konularda tecrübesizler lakin İslam’ın Müslümanlara yüklediği mesuliyetler listesinin ilk sıralarında adaletin bulunması, Müslümanların bu tür tecrübelere sahip olmamasına rağmen akıl ve şuurlarının meseleyi doğru teşhis ettiği görülmektedir.
Suriye için adalet müzakereleri, Suriyeli Müslüman ve muhalif hukukçuları, cephede (mücadele süreçlerinde) ve cephe gerisinde ilk yapmaları gereken işin “mahkeme teşkili”, yani adaletin ikamesi olduğunu anladıklarını gösteriyor. Tecrübe olmasa bile İslam’ın mana haritası, adalet meselesini merkezi bir noktaya yerleştirdiği için, Müslümanların akıl ve şuurları ilk olarak ona yöneliyor. Bu durum, bir taraftan devrim süreçlerinin sağlıklı işlediğini gösterirken diğer taraftan muhaliflerin kafi tecrübeye sahip olmamasından dolayı yaşanan tereddütleri de izale ediyor.
Müslüman muhalif hukukçular, (Haki Beyin bize naklettiğine göre) bulundukları yerlerde mahkemeleri kurmuş ve zor şartlar altında da olsa çalıştırmaya başlamış. Meselelerin hukuk ve mahkeme marifetiyle çözülmesi, bu imkanın temin edilmesi ve halkın da buna rıza göstermesi harikulade. Muhalefetin, teorik olarak bu noktaya ulaşması ve tatbikatta da bunu göstermesi fevkalade ümit verici… Hayatın nizami altyapısını kuracak olan ilk müessese mahkemedir, muhaliflerin bunu gerçekleştirmesi çok güzel. Güzel çünkü bunu yapmakla, bir taraftan kaosu nizama çeviriyorlar diğer taraftan devlet kurabileceklerini gösteriyorlar. Bu nokta devrim süreçleri için çok önemli, muhaliflerin devlet kurma ehliyet ve liyakatine sahip olduğunu halkın görmesi gerekiyor aksi takdirde (özellikle de uzayan devrim süreçlerinde) halk devrime sahip çıkmaktan vazgeçebilir.
*
Bülbülzade Vakfı, G.Antep’i, Suriye devriminin cephe gerisindeki sivil karargahı haline getirmiş. Yapılan çalışmaların kıymetine ve faydasına bakıldığında, Bülbülzade Vakfı, Suriye devriminin fikir ve tatbikatta birinci derecede ortağıdır. Suriye için adalet müzakereleri, Suriye’de bulunan farklı hukukçu guruplarının bir araya geldiği, bir üst çatı kurduğu, birleşmelerine vesile olduğu bir çalışma olmuş. Suriye’deki savaş şartları gözönüne alındığında bu tür çalışmaların cephe gerisinde ve emniyetli sahalarda yapılması ihtiyacı açık. Bülbülzade Vakfı, bu ihtiyacı karşılayan bir anlayış ve tatbikat derinliğini gerçekleştirmiş halde.
Bülbülzade Vakfının himayesinde, Halep için yapılacak seçimlerin G.Antep’te yapılması, bunun için adalet müzakereleri toplantısında “heyet teşkili” gibi mühim kararlar alınan çalışma toplantısında, sadece mahkeme ve adalet meselesinden ibaret olmayan bir ufuk görünüyor. Çok güzel… İstanbul denen bayatlamış ve ihtiyarlamış kafa ve bedenin inadına, Anadolu çok daha geniş bir ufuk, çok daha derin bir idrak, çok daha güçlü bir faaliyet içine girmiş halde.
*
Adalet müzakereleri toplantısında yazarımız Haki Demir, anayasa meselesinde kısa bir konuşma yapmış, dünyadaki ve Türkiye’deki mevcut anayasa anlayış ve tatbikatlarının İslam devleti anayasasıyla hiçbir ilgisinin olmadığını, anayasa anlayışının bizde çok farklı olması gerektiğini, Esed sonrası için kabul ve tatbik edilecek olan İslam Devleti Anayasasını hazırlamak için bir komisyon kurulmasını teklif etmiş, teklif, çalışmaya katılanlar tarafından hüsn-ü kabul ile karşılanmıştır. İnşallah komisyon hızlı şekilde kurulur ve Müslüman dünyaya emsal olacak “İslam Devleti Anayasası” hazırlanır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir