BÜYÜK REİS BÜYÜK SUİKAST

BÜYÜK REİS BÜYÜK SUİKAST
Merhum şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun bende bıraktığı en derin ve en bariz intibaı, yiğitliği ve samimiyetidir. Şahadetinden önce kendisini sevdiğimi bilirdim, şahadetinde ne kadar çok sevdiğimi anladım. Kendi kendime, “hayatında bu kadar büyük bir yer işgal etmemişti, nasıl oluyor da bu kadar sevmişsin” diye sorup sevgimin sebebini, ruh labirentlerimde aradığımda, yukarıdaki hususlara ulaştım. Yiğitlik ve samimiyet… Şöyle bir hayata, Türkiye’ye ve dünyaya baktım da, en fazla eksik olan ve en fazla ihtiyaç duyduğumuz mizaç ve iman hususiyeti, yiğitlik ve samimiyet. Bu hususiyetlerinden dolayıdır ki tarifsiz bir sevgiyi içimde yeşertmişim.
Sevmek, mesuliyettir.
Öyleyse şahadetinin takipçisi olmak gerek. Katillerini, mezara kadar takip etmek şart… Eğer bu dünyada yakaları elimize geçmezse, mahşerde davacı olmak lazım.
Helikopter düşmedi, bir şekilde düşürüldü. Gazetenin bu sayısında okuyacağınız mülakatta görüleceği üzere, hadisenin kaza olduğuna inanmak için dünyanın ne ahmak insanı olmak gerekir. Hem de öyle bir suikast ki, “kesin neticeli” bir operasyon ile gerçekleştirilen bir suikast… O kadar çok hadisenin silsile halinde birbirini takip etmesi, bir plan çerçevesinde gerçekleştirildiğini göstermeye kafi. Diğer taraftan Devlet Denetleme Kurulu (DDK) raporundaki tespitler de aynı istikamette. Yani dedikodulardan bahsetmiyoruz, suikast derken… Artık anladık ki, hadise büyük bir operasyon, büyük bir suikasttır.
Anlamak mesuliyettir.
Suikast olduğunu anladığımıza göre, ucu nereye çıkarsa çıksın, kime dokunursa dokunsun, bu işin peşini bırakmamak gerekiyor. Muhsin YAZICIOĞLU’NUN şehit edilmesinin görünür sebepleri ne olursa olsun, görünmeyen (belki de görünen) sebeplerin sebebi, Müslüman olmasıdır. Bunu anlamış olmak, Müslümanlar üzerine bir mesuliyet yükler.
Dosyayı hukukçu gözüyle tetkik etmek ayrıca ıstırap verici. Soruşturmanın idari ayağı birçok noktada inkıta uğratılmış, deliller imha veya kaybedilmiş, birçok talep görmezden gelinmiş veya kasıtlı olarak yerine getirilmemiş. Bir hukukçu olarak ciğerim yanıyor dosyaya bakınca…
Meslek mesuliyettir.
Bu tür hava kazalarında soruşturma yetkisi ulaştırma bakanlığına verilmiş durumda. Savcılık makamı, doğrudan hadiseyi soruşturamıyor. Dolayısıyla kaza kırım ekibi ve kaza soruşturma kurulu, ulaştırma bakanlığı tarafından kendi bünyesinde teşkil ediliyor. Buraya kadar savcılık makamı konuya müdahil bile olamıyor. Ulaştırma bakanlığı gerekli işlemleri yaptıktan sonra (aslında yapmadıktan veya eksik yaptıktan veya deliller heba ettikten sonra) sıra savcılık makamına geliyor.
Ulaştırma bakanlığı bünyesinde teşkil edilen kurul ve ekiplerin neler yaptığı ve neler yapmadığı hususları, Kemal Yavuz ile yaptığımız mülakatta görülecektir. Kısaca ifade etmek gerekirse, tam bir vahamet… Bir avukat olarak tüm bunlara bakınca, çıldırmamak mümkün değil.
*
Merhum Muhsin Yazıcıoğlu, Türkiye’nin namusudur. Ülke namusunu kaybetti. Kendimi kirlenmiş hissediyorum. Ülkenin ve milletin kirlendiğini görüyorum. Devletin iki yüz yıldır kirli olduğunu zaten biliyorum. Bu duygu ve bu bilgi ile yaşanmaz. Ülkenin, milletin ve devletin ayıkması, arınması ve ayıklanması gerek. Özellikle devletin kendini mutlaka temizlemesi şart…
Ülkenin ve milletin tekrar iffetine kavuşması ve devletin de son iki yüzyıldır artık iliklerine kadar nüfuz etmiş kiri temizlemesi için, suikastı gerçekleştiren failleri tespit ve derdest etmesi lazım. Son üç-beş yıldır arınma sürecine giren devlet, bu fırsatı kaçırmamalıdır. Suikastı gerçekleştiren terör örgütünü ve tetikçilerini bulmak, milletin işi değil elbet. Salahiyet ve imkan cihetiyle failleri bulmak devletin işi. Lakin millet, devletin bu işi savsaklamaması, ihmal etmemesi ve özellikle de faillerin yakalanmasına mani olmaması için ne gerekiyorsa yapmalıdır. İhtiyaç duyulursa milyonluk nümayişler yapmak dahil her ne yapılacaksa, mutlaka yapılmalıdır. Yapılmaması gereken tek şey, yetkili mercileri kendi hallerine bırakmak… Yetkililer bilmeli ki, millet bu işin peşindedir, millet namusunun peşindedir. Bu milletin namus için neler yaptığını da hiç unutmadan…
*
Suikastın büyüklüğü karşısında insanın kanı donuyor. O kadar büyük çaplı bir operasyon ki, içinde sayısız silahlı ve silahsız bürokrat var. Suikast planının çapına bakınca insan, Merhum Muhsin YAZICIOĞLU’NUN büyüklüğünü görüyor.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir