“BÜYÜKLERE” SORULAR-7-BİRİNCİ KISIM DÖRDÜNCÜ SORU

“BÜYÜKLERE” SORULAR-7-BİRİNCİ KISIM DÖRDÜNCÜ SORU
SORU
4-Her şey yaratılmıştır, başı olanın sonu da vardır. Ruh bunun istisnası mıdır? Başı olan (yaratılan) ama sonu olmayan, sonsuza kadar varolmaya ve yaşamaya devam edecek tek varlık mıdır? Böyleyse, varlığı kesintisiz midir? Varlığın her an yeniden yaratılması hakikati ruh için de cari midir, yoksa ruh kesintisiz olarak varolmaya devam mı etmektedir? Varlığın her an yeniden yaratılması hakikati izah edilirken “küllü şeyin” ifadesi, ruha şamil değil midir, değilse o ifadenin dışında bulunmasının (istisna olmasının) delili ve hikmeti nedir?
SORUNUN AÇIKLAMASI
Her şeyin yaratılmış olması, tevhid düsturudur, yaratılmamış halde, dolayısıyla ezeli olarak varolma iktidarına malik bir varlık kabulü, başka bir ilahın daha (haşa) olduğuna inanmaktır. Tüm varlığın kaynağı, Allah Azze ve Celle’nin “yaratma iradesidir”. O iradeye muhatap olmamak, varolamamaktır.
Ruhun baki olduğu biliniyor, baki olmasından dolayı (baki olmasını mümkün kılan tabiatından dolayı) alemler arasında seyahat eden varlık olmalıdır. Ölmüyor, ölüm dediğimiz hadise ruhun bedenden ayrılmasıdır, yani ölen bedendir. Ruh, bu dünyaya gelmeden başka bir alemde, bedenden ayrıldıktan sonra da başka bir alemde yaşamaya devam ediyor, nihayet ahirette sonsuza kadar yaşamaya devam edecek.
Bu şekilde biliyoruz, buraya kadar naklettiklerimiz tamamen doğru mudur? Temelde doğrudur da bazı noktalarda yanlışlığı veya eksiği mi var?
*
Her şeyin yaratılmış olması hakikat, her şeyin her an yeniden yaratılıyor olması varlığın bizatihi varolma kudreti olmadığını göstermesi bakımından marifettir ve tevhid ile imtizaç etmiş haldedir. Öyleyse varlık-yokluk deveranının mütemadiyen devam ettiği ve edeceği anlaşılabilir hale gelir.
Ruhun kesintisiz varlığa sahip olduğu, varlık-yokluk deveranının dışında bulunduğu doğru ise, bu mevzuun “ihsan” dışında bir izahı var mıdır?
Ruhun varlık-yokluk deveranına tabi olması ile o deveranın dışında olması arasındaki fark, birbirinden çok farklı iki “varlık telakkisi” manasına gelir. İslam varlık telakkisi (ontolojisi), bu sorunun cevabı alınmadan kurulamaz. Bu mevzuu çok temel bir meseledir, bu kadar mühim ve esaslı bir mesele vuzuha kavuşturulamadan “varlık telakkisi” inşa etmek kabil midir?
Varlığın ve insanın izahı, ruhun mevcudiyetini kesintisiz devam ettirmesi halinde bir istinat noktası kazanmış olur. Bu durumda nizami bir anlayış mimarisi inşa edilebilir. Diğer ihtimalde varlık ve insan izahı, tamamen müphemleşir, istinat noktası yakalanamaz. Bu halde varlık telakkisinin merkezi mevzuu, “tecelli” haline gelir. Tecelli mevzuu her ihtimalde merkezi meseledir ama ruh kesintisiz varlık ise tecelli ile istinat noktası olan ruh sarmaş dolaş hale gelir. Hal böyleyse ruh tecelligah haline gelir, tecellinin muhatabı ve mevzii olur.
Hakikat hangisidir veya bunların dışında bir hal ve ihtimal midir?
*
Sorunun açıklamasını yaparken aslında cevabını veriyor gibi görünüyoruz. Böyle anlaşılması doğru olmaz, asla cevabını vermiyoruz, sadece bazı halleri ve ihtimalleri kurcalıyoruz, bunu yaparken de azami dikkat ve hassasiyet göstermeye çalışıyoruz. Soruların açıklanması kısmında, nakil mahiyetinde olan metinlerin dışındaki hiçbir beyanımız “hüküm” şeklinde terkip edilmemiştir. Beyanlarımızın “hüküm” olarak anlaşılmamasını hassasiyetle talep ederiz.
Sorunun açıklanması başka şeydir, cevaplanması başka şey… Soruların açıklanması faslındaki beyanlarımız, dil ve üsluptan dolayı “hüküm” ifade ediyor gibi görünürse, bu durum ifade ve izah zafiyetimize verilmelidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir