CAHİLLİĞİN UFKU FATİH ALTAYLI

Cahilin kuşanabileceği en asil tavır, cehlini bilmesi ve ona göre davranmasıdır. Cahilin en iğrenç edası ise, fikir adamı havalarında nutuk atması veya yazı yazmasıdır.
Cehaletin çağımızdaki en yaygın türü, “alim cahilliği”dir. Alim cahilliği, bir sahada uzman olan kişinin (profesörler de dahil) her konuyu bildiğini zannetmesi ve bu vehmiyle yaşamasıdır. Çağımız dünyasında uzmanlık alanları artmış ve derinleşmiştir. Bir kişi ömür boyunca neredeyse sadece bir sahada uzmanlaşabilmektedir. “Kişi bilmediğinin cahilidir” ölçüsünce, uzman olmadığı diğer alanlarda cahildir. Türkiye’de, insanlar, bir noktaya geldiklerinde, her nedense her konuda konuşmak gibi bir alışkanlık ediniyorlar. Adam profesör ya… Bilmediği konu olmasına tahammül edemiyor, lakin bilmediği konu sayısı, bildiği konu sayısının binlerce katı.
*
Bu mesele bakımından ülkemiz tam bir laboratuar. Özellikle de İslam konusu, bu meseledeki misallerin kahir ekseriyetinin toplandığı bahis. Ateist, Kemalist, çağdaş, solcu ve daha bilmem neci bir sürü adam, İslam ile ilgili bir adet kitap bile okumadığı halde, İslam’ın ne olduğu, Müslümanların nasıl yaşaması gerektiği gibi konularda yüksek perdeden, amir bir tavırla ve pervasız bir eda ile konuşuyor ve yazıyor. Mesleği, uzmanlığı, sahası ne olursa olsun adam İslam’ın cahili… Konuşmasına bakıyorsunuz, yazısını veya kitabını okuyorsunuz, İslam’ın en basit kaidelerini bile bilmiyor. Fakat İslam hakkında hüküm vermekten, fikir beyan etmekten, nutuk atmaktan imtina etmiyor. Bunu da bir hak ve salahiyet olarak görüyor.
Uzmanlığın alamet-i farikası, kişinin, uzman olmadığı sahada, uzmana başvurmasıdır. Kendi uzmanlık alanındaki bilgi hacmi ve anlayış derinliğinin ne olduğu önemli değil. Önemli olan, uzman olmadığı alanlarda uzmana başvuruyor mu başvurmuyor mu? Eğer uzman olmadığı konuda uzmana başvurmuyorsa, kendi alanında da uzman değildir. Zira, kendi alanında uzman olsa bilir ki, her alanın uzmanlığı vardır ve uzman o alanın otoritesidir. Başka alandaki uzmanları umursamayan kişi, kendi uzmanlığını da umursamıyor demektir. Kendi uzmanlığını umursamamasının sebebi de, aslında uzman olmamasıdır. Uzman olsa, uzmanlığın kıymetini bilir. Bu manada ülkemiz, “uzman cahillerle” doludur.
*
Bütün bu izah ne için? Fatih Altaylı nam cahil için…
Cahilliğini nerde gördük? 23.02.2011 tarihli Habertürk gazetesindeki köşe yazısında… Ne yazmış köşe yazısında? Şunu…
“Rumen yazar Cioran’ın bir cümlesiydi galiba ve her şeyi özetliyor gibi duruyor. Cümle şu: “Her insanın içinde bir peygamber uyuklar ve o uyandığında dünyadaki kötülük biraz daha artar.” Biliyor musunuz, bence hiçbir diktatör kötü bir şey yaptığını düşünmez, bilmez, zannetmez. Ne Hitler, ne Mussolini, ne de günümüzün diktatörleri.”
Adam, diktatörler ile peygamberleri, diktatörlük ile peygamberliği birbirine karıştırmış diyeceğim ama o kadar ahmak değil. O kadar ahmak olsa, ahmaklık bir mazeret teşkil edebilir. Gerçi ahmaklık, cahilliğin mütemmim cüzüdür. Hatta ahmaklık, uzmanların, cahili oldukları konuda hava atmaya başladığında zuhur eder. Bu cihetten bakıldığında, Fatih ALTAYLI’YA ahmaklığın ufku diyenler çıkabilir. Hatta bu düşüncelerini izah için birçok malzeme de bulabilirler. Bu teşhislerinde ısrar edeceklerinden de eminim. Teşhislerini çürütmek de her fikir babayiğidinin harcı değil. Fakat ben öyle düşünmüyorum.
Şu sebeple…
Eğer Fatih ALTAYLI hakkındaki “ahmaklığın ufku” teşhisini kabul edersek, ülkedeki ateist, çağdaş, Kemalist, solcu, batılılaşmış aydınların(!) hepsine ahmak demiş oluruz. Zira bunların hepsi İslam konusunda azami derecede cahildir ve İslam ile her şeyi birbirine karıştırırlar. “Öyleyse hepsi ahmaktır” niye yoruluyorsun diyecek olanlara deriz ki, “yahu bir ülkede bu kadar ahmak olabilir mi?”. Daha da kötüsü, bir ülkede bu kadar “itibarlı ahmak olur mu?”.
Hala düşüncesinde ısrar edenler varsa, ne yapayım. Ben o düşüncede değilim.
*
İşin sırrı, “Her insan, bilmediğinin cahilidir” ölçüsünde gizli. Türkiye hakikaten bilmediğini bilmeyenlerin cirit attığı bir ülke… Hem de itibarlı makamlarda… Bunlar, ya dünyadaki bilgi yekununu kendi bildiklerinden ibaret zannediyorlar veya dünyadaki bilgi yekununun tamamını bildiklerini zannediyorlar. Problem bu patolojik ruh halinden kaynaklanıyor. “Tamam da azizim, sen ahmaklığın tarifini yapıyorsun zaten, çünkü ahmaklığın başka bir tarifi de “bilmediğini bilmemektir”” diyenlere karşı hala mukavemetim devam ediyor. Hayır, Fatih ALTAYLI, ahmak değildir. Bu ısrarımın sebebi, Fatih ALTAYLI’YI seviyor olmam değil. Günahım kadar sevmem adamı… Benim derdim sadece “doğru teşhis” yapmak.
Bu sene hac, kurban bayramına denk geldi” diye haber yapanlar, “Hz. Muhammed Kur’an-ı Kerim’de şöyle diyor” diye söze başlayanlar, İslam hakkında dipsiz bir cahilliğe sahiptirler. Tek kusurları, cahil olduklarını bilmemek… Üstelik bunlar bilmem ne koleji mezunudur, bir kısmı Avrupa veya Amerika’da üniversite okumuştur. Bunlara ahmak denir mi? “İlim insanın cehlini alır, ahmaklığı baki kalır” gibi veciz sözlerle direncimi kıramazsınız. Ahmak oldukları konusunda dünya kadar delil ve malzeme getirseniz, yine de kabul etmem.
Neden mi kabul etmem? Eğer bu teşhise rıza gösterirsem, bu kadar “itibarlı ahmak” ile aynı ülkede yaşıyor olduğumu kabul etmem gerekir. Bunu kabul ettiğim anda, “cinnet geçiririm”. Gerçek denilen şey de neymiş? Esas gerçek, insanın ruh sağlığıdır. Bana bu gerçekten daha fazla bir gerçek gösteremezsiniz.
*
Espri bir tarafa, aynı yazıdaki şu ifadeye bakın.
“Milyonlarcasının refahının sürmesi için, milyonlarcasının geleceğinin iyi olması için, 400’ü, 500’ü 1000’i ölmüş ne fark eder. O her diktatör gibi her şeyini ulusuna adamıştır. Kaddafi, kendi halkını katlettirirken bu duygular içindedir. Aynı Mussolini gibi, aynı Hitler gibi, aynı Franko gibi, aynı Stalin gibi. Onun içindeki peygamber uyanmıştır bir kere. Dikkatörlerin bilmediği, peygamberler çağının kapandığıdır.”
Peygamberliği ve peygamberleri kimlerle aynı kategoriye koyuyor? Hitler… Stalin… Mussolini… Franko…
Bu bir misyon… Peygamberliği itibarsızlaştırmak… Bu topraklarda peygamberliği itibarsızlaştırmak, İslam’ı itibarsızlaştırmaktır. Peygamberleri, Hitler, Stalin, Mussolini, Franko gibi katil, cani, vahşi misaller ile aynı kategoride sayarak, İslam’a zekice olduğunu düşündüğü bir manevra ile savaş açıyor. Haa… Gerçekten bu manevranın zekice olduğunu düşünüyorsa eğer, ahmaklığın ufkudur. Çünkü manevra, apaçık gözüküyor.
“Her insanın içinde bir peygamber uyuklar” türünden ifadelerin, tevhide aykırı olduğundan bahsetmiyorum bile. Zira onların tevhid ile kainatın iki ucu arasındaki mesafe kadar bile yakınlıkları yok.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir