Kategori arşivi: ELEŞTİRİ

CHP Hakkında Kısa Bildiri “CHP TASFİYE EDİLMELİDİR”

CHP TASFİYE EDİLMELİDİR

TAKDİM
Osmanlı, İslam Medeniyet silsilesinin son halkası ve Sahabe-i Kiram’dan sonraki zirvesidir. Osmanlı, Batılılaştırarak asli hüviyetinden koparılmak istenmiş, bu gerçekleştirilemediği için yıkılması tercih edilmiştir.
Osmanlıyı yıkmak isteyenlerin İngiltere başta olmak üzere Batılı güç merkezleri olduğu malumdur. Bu operasyonu dahilde gerçekleştiren örgütün adı ise CHP’dir. CHP, yeni bir devlet kuran siyasi parti değil, dünyadaki son “medeniyet devleti” olan Osmanlıyı tasfiye eden örgüttür.
Osmanlı sadece bir devlet değil aynı zamanda bir medeniyettir; daha veciz bir ifadeyle Osmanlı, bir “medeniyet devleti”dir. Hedef, sadece Osmanlı devletinin yıkılmasından ibaret değildir, esas maksat İslam Medeniyetinin tasfiyesidir.
Osmanlının yıkılması, Türk-İslam tarihini durdurmuştur, bu kadar büyük bir felakettir. Türk-İslam tarihinin yeniden başlaması ve tarihi akışın asli mecrasına avdet etmesi için CHP’nin tasfiyesi şarttır.

*
CHP ile ilgili yazılacak tenkitler bir külliyat çapına ulaşır, burada temel teşhisleri ifade ettik.

CHP’NİN İLKELERİ

CHP’nin asli hüviyetini teşhis ve hedeflerini tespit için kullanılacak on sekiz ilke mevcuttur; bunların altısı husumet, altısı muhabbet, altısı ise hareket ilkeleridir… CHP’nin “altı ilkesi-oku”, kendini tarif etmeye kafi değildir, altı oktan mülhem, üç sahada sahip olduğu altışar temel ilke tespit edilmiştir.
Husumet ilkeleri; İslam düşmanlığı, millet düşmanlığı, devlet düşmanlığı, tarih düşmanlığı, gelenek düşmanlığı ve aile düşmanlığıdır.
Muhabbet ilkeleri; yobaz Batıcılık, sapkın laiklik, suni ideoloji, sahte kahramanlık, bohem hayat ve müfsit akıldır.
Hareket ilkeleri; ezberci kadro, ithal kibir, ahlaksız tavır, zalim idare, yıkıcı hareket ve kültür ajanlığıdır.

Husumet ilkeleri

1-İslam düşmanlığı
CHP’nin asli hüviyeti İslam düşmanlığıdır. Varoluşunu İslam düşmanlığı ile göstermiş, bunun için elinden gelen her şeyi yapmıştır. Yapmak istedikleri yaptıklarından ibaret değildir, yapmadıkları yapamadıklarıdır, yani güç yetiremedikleridir. Kuvvet ve fırsat bulduklarında İslam’ın tasfiyesi için yapabilecekleri işler, İslam tarihinde görülmemiş derecede ağır ve vahşidir. Hilafet ve Şeriat’ın ilga edilmesi, İslam tarihinde emsali olmayan bir husumettir.
CHP ve arkasındaki karanlık mahfiller, İslam’ı tasfiye edemeyeceklerini anladıkları için onu tahrif etmeye yönelmiş, asli mihrakından koparmayı ve anlamsızlaştırmayı tercih etmiştir. Kur’an-ı Kerim’in ve ezanın bile asli hüviyetinden koparılarak tahrif edilmesi maksadını ifşa etmiştir.
CHP’nin asli hüviyeti İslam düşmanlığıdır. İslam dışındaki tüm husumetleri, İslam’a olan düşmanlığının tezahürü ve tatbikatıdır.

“Sen onların dinlerine-milletlerine tabi olmadıkça ne yahudiler, ne de hıristiyanlar senden asla hoşnud ve razı olmayacaklar.” (Bakara suresi, 120. Ayet)

CHP Hakkında Kısa Bildiri “CHP TASFİYE EDİLMELİDİR” yazısına devam et

Kur’ân, Hz. Peygamber ve Osmanlı’sız Türklük olmaz

Kur’ân, Hz. Peygamber ve Osmanlı’sız Türklük olmaz

“Türk milleti” derken üç şeyi dimağ ve kalbinizde tutmalısınız: Kur’ân, Hz. Peygamber ve Âl-i Osman. Bu üç unsur olmadan Türk milleti olmaz.

Kavimler üstü kültürel, medenî ve siyasî bir hüviyet olan Türklüğün fikir ve inşa merkezi, bizi dört başı mamur ölçülerimizle temsil etme kabiliyet ve idrakini haiz olmayan Asya Türklüğü değil, Anadolu’dur.

Türk milleti lafzını, amigo ve futbol seyircisi seviyesinde ağzında sakız gibi çiğnemekten başka mârifeti olmayan ulusalcı bâtıl Türkçülere deriz ki:

Alparslan Gâzi Hazretleriyle bütünüyle islâmlaşan, Osman Beyle irfan ve fütüvvet ehli olan, Yavuz Sultan Selim’le Mekke ve Medine’nin hâdimi olan şanlı asırların mayaladığı Türk milletinden olduğumuzu gökle yer arasında her varlık “bildim ve kalbimle kabul ettim” diyecek ve dahi her amel ve fikrimizin yüreğimizden fışkıran İ’lâ-yi Kelimetullah üzere olduğunu gür nâramızdan işitip duyacak.
Kur’ân, Hz. Peygamber ve Osmanlı’sız Türklük olmaz yazısına devam et

İstiklâl Marşı’nın başına gelenler

İstiklâl Marşı’nın başına gelenler

Ezanı Türkçe okutan, Kur’an-ı Kerîm’den laikliğe aykırı sûreler çıkarılıp, yerine uydurma sûreler ilâve edilmesini Millet Meclisi’ne sunan, Türkçe ibadet için “dinde reform” hazırlayan Atatürkçü Cumhuriyet’in, “laikliğe aykırı olduğu” gerekçesiyle yeni bir İstiklâl Marşı yazılması için tâlimat verdiği resmî tarih kitaplarında anlatılmaz.

Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphânesi Müdürü Bekir Şahin’in “Mehmet Âkif Ersoy Araştırmaları Merkezi” sitesindeki “İstiklâl Marşı’nı Değiştirme Girişimleri ve Belgeleri (1925)” adlı yazısına göre, Cumhuriyet oligarşisi Âkif’in yazdığı İstiklâl Marşı’ndan pişmanlık duyar. Cumhurbaşkanı M. Kemal, Başbakan İnönü ve Maarif Vekili Mustafa Necati Bey’in imzalarını taşıyan tâlimatın ardından, Maarif Vekâleti Hars Müdürü Dr. Hamit Zübeyir Koşay tarafından “Yeni İstiklâl Marşı için Yarışma Şartnâmesi” hazırlanır.

M. KEMAL’İN ADININ GEÇMEMESİ KUSUR SAYILIYOR
İstiklâl Marşı’nın başına gelenler yazısına devam et

Bâtıl Türkçünün Hakk’a tapan Türk’e zararları-3

Bâtıl Türkçünün Hakk’a tapan Türk’e zararları-3

Asya’daki Türkî soydaşlar Göktanrı ifadesiyle tek Allah’ı kastediyor ve inanıyor olabilirler. Âmenna!

Fakat Türkiye’deki bâtıl Türkçüler, kendi iddiaları olan “Arap İslâmlığına bulaşmış Türkleri” güya aydınlığa kavuşturmak için İslâm’ın tevhid ve akaid anlayışının hilafına, Göktanrı inancı ile Kur’an ve Sünnet gibi iki temel kaynaktan koparılmış İslâm’ı “Türk’ün inancı” olarak yayıyorlar. Meselenin tehlikeli olan tarafı budur.

Bâtıl Türkçü şöyle düşünüyor:

Türklerin dini en eski dönemlerden beri “Gök Tanrı” dinidir. Orkun Yazıtlarında açıkça bellidir: “Gökleri, yeri, kişioğlunu Tanrı yaratmıştır”… Tanrı Tek’tir, Tanrı Bir’dir, Tanrı Mengü’dür (Ebedi)… Gök Tanrıya yakın olan ve iyi eylemlerde bulunan kurtulmuştur. Tanrı Sonsuz Gök’tür. Yani varlığın tamamı… Görünen ve görünmeyen; bilinen ve bilinmeyen…

“BÜTÜN DİNLER TÜRK İNANCINDAN DOĞMUŞTUR”
Bâtıl Türkçünün Hakk’a tapan Türk’e zararları-3 yazısına devam et

Bâtıl Türkçünün Hakk’a tapan Türk’e zararları-2

Bâtıl Türkçünün Hakk’a tapan Türk’e zararları-2

(Evvel emirde belirteyim ki gayem, Hadiümü’l Harameyn olan ve İslâmlaşınca millet olmak vasfını kazanan Türklerin idrakini bir asırdır ve hâlen karıştıran bâtıl ve seküler Türkçülüğün ârızalarını göstermektir. Bu mevzuda yazdıklarımızda Türklük hüviyetine asla karşı bir anlayışımız söz konusu olamaz. Aksine, mensubu olmaktan şeref duyduğumuz hilafet sahipliği yapan Hakk’a tapan Türklerin bâtıl, yâni İslâm dışı tesbit ve târiflerden, ideoloji ve fikirlerden korunması çabası taşımaktadır)

Türkiye’nin geleceğindeki ideolojik tehlikelerden biri de bâtıl Türkçülüğün zararlı fikirleridir. Bâtıl Türkçünün hülâsa ettiğimiz aşağıdaki düşünceleri, İslâmlaşınca millet hüviyetine sahip olan Hakk’a tapan Türklere zararlı olmadığını kim söyleyebilir? Aşağıdaki satırlar ara başlıklar da dâhil Türklüğü yozlaştırmaya çalışan bu gürûhun düşünceleridir:
Bâtıl Türkçünün Hakk’a tapan Türk’e zararları-2 yazısına devam et

Bâtıl Türkçünün Hakk’a tapan Türk’e zararları-1

Bâtıl Türkçünün Hakk’a tapan Türk’e zararları-1

(Evvel emirde belirteyim ki gayem, Hadiümü’l Harameyn olan ve İslâmlaşınca millet olmak vasfını kazanan Türklerin idrakini bir asırdır ve hâlen karıştıran bâtıl ve seküler Türkçülüğün ârızalarını göstermek. Bu mevzuda yazdıklarımızda Türklük hüviyetine asla karşı bir anlayışımız söz konusu olamaz. Aksine, mensubu olmaktan şeref duyduğumuz hilafet sahipliği yapan Hakk’a tapan Türklerin bâtıl, yâni İslâm dışı tesbit ve târiflerden, ideoloji ve fikirlerden arındırılması çabası taşımaktadır.)

Hakk’a tapan Türk gençlerinin Batıl Türkçülerin ifsad edici ve zehirleyici düşüncelerine kapılmaması için bu gürûhun dediklerinin arka plânını anlamak gerek. Birikimi olmayan gençler Türk kelimesinin cazibesi altında dehşet verici şu düşüncelerle kandırılıyor. Yorum yapmadan son paragrafa kadar hülâsa ettiğimiz ifadeler bu gürûha aittir:

BÂTIL TÜRKÇÜYE GÖRE DİN YOK İNANÇ VARDIR
Bâtıl Türkçünün Hakk’a tapan Türk’e zararları-1 yazısına devam et

Bâtıl Türkçüye göre din değişebilir, milliyet asla!

Bâtıl Türkçüye göre din değişebilir, milliyet asla!
Müslüman Türklüğü ifsad eden Bâtıl Türkçü’ye göre millet târifinde İslâm’ı esas aldığımızda Şaman, putperest, Budist, Musevî, Hıristiyan ve hattâ dinsiz olan Türkleri bu dairenin dışında tutmak gerekecektir.

Diyor ki bâtıl Türkçü: Orta Asya veya Asya’nın kuzey bölgelerinde Şaman ve putperest denilebilecek Türkler olabildiği gibi, Moğolistan ve Çin gibi ülkelere yakın yerlerdeki Türkler arasında az da olsa Budizm’e veya bu ülkelerdeki diğer dini inançlara mensup Türkler vardır. Bugün Azerbaycan’da bile Musevîlik dinine mensup olup, Hazar İmparatorluğu’nun bakayası olan Karaim Türkleri yaşamaktadır. Moldova’daki Gagavuz, yâni Gökoğuz Türkleri ise Hıristiyan’dır. Şu halde, din unsuru bir milleti millet yapan asli bir unsur değildir, olsa olsa tâli bir unsurdur.
Bâtıl Türkçüye göre din değişebilir, milliyet asla! yazısına devam et

Kemalizm’in ihânetini yazan Türkçe’nin hasbî müdâfii D. Mehmet Doğan

Kemalizm’in ihânetini yazan Türkçe’nin hasbî müdâfii D. Mehmet Doğan

Yıl 1978. İdeolojilerin kol gezdiği yıllar… “Kabukta kalmış” ham bir Türk milliyetçisi olarak mensubu olduğu Türkiye’nin asıl kimliğini ve yakın tarihini arayan Anadolu’da bir genç…

Vurdulu kırdılı, içi doldurulmamış ham hamaset dolu kitaplardan Türk milliyetçiliğini, bu ülkenin yakın tarihini ve millet kimliğini ezber etmeye çalışan toy bir insan “Batılılaşma İhâneti” adlı kitapla buluşuyor ve bir gecenin sabahına varmadan okuyup bitiriyor.

O geceye kadar okuduğu Türkçü-milliyetçi düşünceyi ve yakın tarihi anlatan kitapların hepsi boşa çıkıyor… Bu kitap uyandırıyor onu. Okuduğu kitapların eksik ve Atatürkçü tarih anlayışı zemininde yazılmış “milliyetçi düşünce” kitapları olduğunu fark ediyor.
Kemalizm’in ihânetini yazan Türkçe’nin hasbî müdâfii D. Mehmet Doğan yazısına devam et

KUMARBAZ CUMHURİYET’İN MURDAR MİLLÎ (!) PİYANGOSU

KUMARBAZ CUMHURİYET’İN MURDAR MİLLÎ (!) PİYANGOSU

İnsanımızın ahlâkını yozlaştıran bir mihrak arıyorsanız “Millî Piyango İdaresi” ne gidin. Cühelâ zümresinin parasını murdar eden “yasal” bir kumar odağıdır, devlet eliyle kumar oynatmanın adıdır “Millî Piyango Çekilişi.”

Dinimizce haram sayılan piyango çekilişi Kumarbaz Cumhuriyet eliyle resmîleştirilmiş bir kumar türüdür. Kemalist devletin şarlatanlıklarından biridir. “Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Türkiye Ansiklopedisi” nin 4. cildinin “Cumhuriyet dönemi kültür sanat ve sosyal hayat” bölümünü sürerek anlatalım:

Millî Piyango İdaresi, M. Kemal tarafından projelendirilmesinin ardından 5 Temmuz 1939’da Hava Kuvvetleri’ne sözde yardım maksadıyla kurulur ve ilk çekiliş Cumhuriyet şeflerinin tâlimatıyla 19 Mayıs 1940 Törenleri’nde yapılır. Sonra “Şans Oyunu” reklâmlarıyla bütün cemiyete musallat edilir.
KUMARBAZ CUMHURİYET’İN MURDAR MİLLÎ (!) PİYANGOSU yazısına devam et

İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi

İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi

İlk Amerikancıların Chp’liler, yâni Kemalistler olduğunu bu kez de Mustafa Armağan’ın “Efsaneler ve Gerçekler” kitabından iz sürerek anlatalım.

26 Kasım 1920’de Samsun limanına gelen Amerikan Gemisi’nin komutanı, Vali Ethem Bey’e İstanbul’daki ABD Komiseri Amiral Bristol’un teklifi gereğince “Samsun’da resmî sıfatla görev yapmasına müsaade verilebilir mi?” diye sorduğunda “hayır” cevabı alır.
İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi yazısına devam et

İsrail ve Amerika’nın işbirlikçisi Suud devleti

İsrail ve Amerika’nın işbirlikçisi Suud devleti

Koca İslâm âlemi üç buçuk İsrail devletiyle niye baş edemiyor suali İslâm devletlerinin izzet ve haysiyetini kıracak ağır bir sual. Şeytanın dölü İsrail, gâvurun “alçak sarısı” Amerika bir yandan Kudüs’ü “başkent” ilân ederken, bir yandan yeni katliamlara yol açacak tahriklerini sürdürüyor.

Buna rağmen ölü toprağı atılmış, birbirine düşmanlık etmekle meşgul Suudi Arabistan, Bahreyn, Mısır gibi bazı Müslüman devletler İsrail’le ittifak hâlinde olmayı elan sürdürüyorlar.

Mefluç hâlde olan İslâm âleminin üç buçuk İsrail’le niye baş edemediğinin cevabı, bazı İslâm devletlerinin katliamcı İsrail’le ittifak içinde olmalarıdır. En başta Suudi Arabistan kralları ve veliahtları Ortadoğu’daki katliamların elebaşı Amerika ve İsrail’in Kudüs’ü “başkent” olarak ilân etmelerini zımnen destekliyorlar.

HZ. PEYGAMBERİMİZİN YÜZÜNE NASIL BAKACAKSINIZ SUUDLAR!
İsrail ve Amerika’nın işbirlikçisi Suud devleti yazısına devam et

Milletle iktidar olan yorulunca değil, Atatürkçülüğe özenince yıkılır

Milletle iktidar olan yorulunca değil, Atatürkçülüğe özenince yıkılır

İktidar yanlısı televizyon ve gazetelerde köpürtülen “Milletimizin gönlündeki Atatürk ile sonradan kavramlaştıran Atatürkçülük farkı ortaya çıkmıştır. Sorun bir zihniyetin Mustafa Kemal’i kendi ideolojik amaçlarının simgesine dönüştürmüş olmasıdır” şeklindeki sözler yakın tarihte yaşanan gerçeklere göre son derece fahiş bir hatadır!

“Atatürk aslında şöyleydi böyleydi…” şeklinde gerçeklikten uzak, sun’i ve saçma sapan yazılar ve konuşmalar nezdimizde pespayelikten başka bir şey değil. “Atatürk ayrı, Atatürkçülük ayrı” iddiası çok gülünç ve gerçeklerden uzak. Atatürkçülüğün temellerini M. Kemal uygulamalarıyla bizzat kendisi atmıştır.

İktidar mensubu muhafazakâr-mukaddesatçı bilinen bâzı gazeteci, yazar, milletvekili ve parti başkanları tarafından yapılan “Atatürk’ü Kemalistlere ve CHP’ye bırakmayalım” yollu konuşmalar gündemi hayli işgal etti ve zihinlerde soru işareti bıraktı. Milletle iktidar olan yorulunca değil, Atatürkçülüğe özenince yıkılır yazısına devam et

Türkçülerin meylettiği müelliflerin medeniyet fikrindeki arıza ve farklılıklar

TÜRKÇÜLERİN MEYLETTİĞİ MÜELLİFLERİN MEDENİYET FİKRİNDEKİ ÂRIZA VE FARKLILIKLAR

Medeniyetin İslâm’ın maddî ve mânevî olarak tecessüm ettiği Medine modelinden neşet ettiğine, böyle bir medeniyetin varlığında siyaset ve toplum yapısının fıkıh ahkâmına göre seyreden bir tekâmül olduğuna inandığımızı ölçü alarak Türkçü akımın meylettiği bazı müelliflerin medeniyet fikrindeki ârıza ve farklılıkları tahlil ve tenkid denemesi yapmak istiyoruz.
Evvel emirde belirtelim ki Türkçü ifadesinden kastımız, Türklüğe dair dünya görüşlerini laik / seküler zeminde sürdüren anlayış etrafında hareket eden cemiyetlerdir.
*Türkçüler Gökalp’ten tevarüs eden medeniyet fikrinde sabit… Türkçülerin meylettiği müelliflerin medeniyet fikrindeki arıza ve farklılıklar yazısına devam et

“Doğru Atatürk” de “Yanlış Atatürk” de aynı kapıya çıkar

“Doğru Atatürk” de “Yanlış Atatürk” de aynı kapıya çıkar

Bütün “Atatürk” târifleri aynı kapıya çıkar. “ Doğru Atatürk” diyen de “Yanlış Atatürk” diyen de aynı yerde duruyor ve farklı sesler çıkarıyorlar. Nihayetinde temelden reddettiğimiz yahut İslâm’la var olan Türk milletinin temelden reddetmesi ve kendi hâline bırakılması gereken, dahası kendi taraftarlarınca beğenilmesine karışmamak lâzım gelen Atatürkçülük, onlarca defa söylediğimiz üzere lâdinî-pozitivist ve Protestan bir İslâm düşüncesini muhtevî bir dünya görüşüdür.

O devrin yazarlarınca yapılan her cihetten M. Kemal tasviri öyle durup dururken, M. Kemal’den habersiz, ona rağmen yapılmış değildir. Bizim yukarı satırlarda ileri sürdüğümüz lâdinî-pozitivist M. Kemal, bizzat kendi görüş ve siyasetinden neş’et ettiği, bizzat kendisinin böyle bir zemini hazırladığı, zaman zaman sessiz kalsa da benimsediği bilinen bir gerçektir.
“Doğru Atatürk” de “Yanlış Atatürk” de aynı kapıya çıkar yazısına devam et

Cumhuriyet Millî Mücadele’nin devamı değildir

Cumhuriyet Millî Mücadele’nin devamı değildir

Cumhuriyetin, Millî Mücadele’nin devamı olmadığı tek cümleyle dahi anlaşılabilir: “Vatan-ı İslâmiyye ve hilafeti kurtarmak için millî cihad ilân edilmiştir…”

Millî Mücadele’nin ruhu İslâm, 1925 sonrası Cumhuriyet’in ruhu lâdinî ve pozitivisttir. Kemalist ilke ve inkılâplarından, diğer adıyla Chp programlarından teşekkül eden Cumhuriyeti Millî Mücadele’nin devamı zannedenler yanılıyorlar.

Millî Mücadele bir başka adıyla “Millî Mücahede / Mücahede-i Milliye” Birinci Dünya Savaşı’nda ardından Heyeti-i Temsiliye’nin ve sonraki teşekkülüyle Birinci Meclis’in fetvalarla aldığı millî cihadın ikincisidir.

Bu sebeple Türkiye dışından cihad ilânının dâvetine koşup gelen diğer Müslüman ülkelerin kanaat önderlerinden Şeyh Ahmed Senusî gibi birçok zât Millî Mücadele için canla başla çalışmıştır.

MİLLÎ MÜCADELE CİHATTAN İBARETTİR
Cumhuriyet Millî Mücadele’nin devamı değildir yazısına devam et

MEDENİYET AKADEMİSİ NİÇİN KURULAMIYOR?

MEDENİYET AKADEMİSİ NİÇİN KURULAMIYOR?

(Terkip ve İnşa dergisi 9. sayı)

Medeniyet akademisinin neden ihtiyaç olduğu muhtelif yazılarda izah edildi. Niçin kurulamadığı üzerinde derinliğine bir tahlil ve muhasebe yapmak gerekiyor. Niçin kurulamadığı sorusu sıhhatli, doğru ve derinliğine cevaplanabilirse, nasıl kurulması gerektiği bahsi de vuzuha kavuşur zannındayız.
Medeniyet akademisinin kurulamamasının sebeplerini, nazari ve tatbiki sahada ayrı ayrı tetkik etmeliyiz. Nazari ve tatbiki sahanın birbirini derinden etkilediği, bu sebeple birbirinden tefrik etmenin zorluğunu biliyoruz, bu hususa dikkat ederek meseleye bakalım.
*Nazari (fikri) sahadaki kifayetsizlikler
Ümmetin meselelerinin ne kadar hacimli, girift, çetin olduğuna dair idrak zafiyeti yaşadığımız malum. Her şeyimizi kaybettiğimiz bir çağda, her şeyimizi tekrar keşfetmek, yeni hal için yeniden inşa etmek, bu çalışmaları sıfırdan başlayarak değil kadim müktesebatımızı tedvin ederek yürütmek ihtiyacı içindeyiz. Kadim müktesebatın tedvin edilmesi, ümmetin keşif ve telif faaliyetlerinin ne olduğunu ve nerede kaldığımızı tespit için zarurettir. Nerede kaldığımızı bilmeden nereden başlayacağımızı bilmemiz muhal… Bu manada sadece kadim müktesebatın tedvini bile medeniyet akademisinin kurulmasını ihtiyaç olmanın çok ötesinde bir zaruret haline getiriyor. MEDENİYET AKADEMİSİ NİÇİN KURULAMIYOR? yazısına devam et

“CUMHURİYET BAYRAMI”NI KİMLER NİÇİN KUTLAR?

“Cumhuriyet Bayramı”nı kimler niçin kutlar?

Üdeba’dan bir dost bu fakire mesaj yollamış ve demiş ki:
“29 Ekim 1923’de Cumhuriyet ilân edildiğinde anayasamızda ‘devletin dini dinî İslâm’dır ibaresi bulunuyordu. Binaenaleyh bir İslâm Cumhuriyetimiz olmuştur. Kemalist inkılâplar İslâm Cumhuriyeti’ni elimizden aldı. Biz Kemalizm’e karşı çıkarken Cumhuriyetimize ve devletimize düşmanlık edenlerden olmayacağız.
Bu bağlamda Cumhuriyet Bayramı’nızı tebrik ederim.”

Hayli uzun ve çatallı bir mevzu olan içinde yaşadığımız Cumhuriyet yahut bir devlet şekli olarak Cumhuriyet sistemi, asırlardır İslâm medeniyetinin temsilcisi ve mazlumların hâdimi olmuş nice devletlerin kurucusu necip Türk milletinin derûnunda pek önem arz etmez.

TÜRK MİLLETİ “BİR CUMHURİYETİMİZ VAR” DİYE SEVİNMEZ
“CUMHURİYET BAYRAMI”NI KİMLER NİÇİN KUTLAR? yazısına devam et

ÂKİF, İSLÂM; GÖKALP, BATI MED ENİYETİNDEN YANADIR

ÂKİF, İSLÂM; GÖKALP, BATI MED ENİYETİNDEN YANADIR

(Terkip ve İnşa dergisi 8. sayı)

Mehmed Âkif, İslâm medeniyetinden yanadır. Safahat’ın “Süleymâniye Kürsüsünde” dile getirdiği mısralarında İslâm medeniyetini fazilet ve insanî değerleri üstün tutan bir medeniyet olarak tavsif eder:
“…Gömerek dipdiri evlâdını kum çöllerine / (…) / Önce dağdan getirip yonttuğu taş parçasını /Sonra hâlık tanıyan bir sürü vahşî yığını / Nasıl olmuş da, otuz yılda otuz bin senelik / Bir terakki ile dünyâya kesilmiş mâlik? / Nasıl olmuş da o fâzıl medeniyyet, o kemâl / Böyle bir kavmin içinden doğuvermiş derhal? / Nasıl olmuş da zuhûr eyleyebilmiş Sıddîk!/ Nereden gelmiş o Haydar’daki irfân-ı amîk? / Önce dehşetli zıpırken, nasıl olmuş da, Ömer / Sonra bir adle sarılmış ki: Değil kâr-ı beşer?/ Hâil olsaydı terakkiye eğer şer’-i mübîn / Devr-i mes’ûd-i kudûmuyle giren asr-ı güzîn / En büyük bir medeniyyetle mi eylerdi zuhûr?”
Hülâsa bir ifadeyle, câhiliye dönemlerinde kızlarını diri diri toprağa gömecek kadar vahşî ve câhil bir kavimden Hz. Ebubekir Sıddık, Hz. Ali, Hz. Ömer gibi medeniyet inşacılarının çıkması, İslâm medeniyetinin fâzıl bir medeniyet olduğunun delâletidir diyor. ÂKİF, İSLÂM; GÖKALP, BATI MED ENİYETİNDEN YANADIR yazısına devam et

Musul / Kerkük’ün başına gelenlerin müsebbibi Lozancılardır

Musul / Kerkük’ün başına gelenlerin müsebbibi
Lozancılardır

“Atatürk şöyleydi böyleydi” hurafesi yine hızlandı. İktidara mensup faal bir milletvekili de yalan söyleyen Atatürkçüler gibi konuşmuş:

“…Atatürk ve arkadaşları Lozan’da bir anlaşma yaptılar. Bana göre o günkü şartlar içinde yapılan en iyi anlaşmadır. Devletin tapusudur. Lozan’dan gelenler Ankara’ya gelince ağladı. Artık 100 yıl savaşmayacağız geleceğimizi kurtardık diye. Mustafa Kemal ölmeden önce Hatay’ı da memleketimize dâhil etti. Ömrü yeterse Musul ve Kerkük’ü de vatan topraklarına katacaktı fakat ömrü yetmedi.”

Bu beyanata aklın ola da inanasın. “Lozan o günkü şartlar içinde iyi anlaşmadır” demek bir fasaryadır. Beyan sahibi kafadan atmış. Lozan anlaşmasını bilmediği veya zamâneye uyarak popülizm yaptığı açık.

Haçlıların, yâni Avrupalıların Lozan’da verdiği sertifikaya “Devletin tapusudur” demek, Türk millet ve devletine ağır saygısızlıktır, cehalettir, tarih bilmemektir. Devletimizin tapusu 1071’de tescil edilmiştir. 1453’de ve 1920 İstiklâl Harbiyle de devletimiz tapusunun tescili şüheda kanlarıyla tescili bir daha yapılmıştır. Musul / Kerkük’ün başına gelenlerin müsebbibi Lozancılardır yazısına devam et

Hürriyet’ten “domuzcuk” üstüne masal kitapları

Hürriyet’ten “domuzcuk” üstüne masal kitapları

Kemalist ve altı ok’çuluğu tescilli, zina ve ahlâksızlık propagandacısı Hürriyet’in domuz reklâmcılığında da sabıkası çok. 2010’lu yıllarda yayın hakkını aldığı Egmont Yayıncılığın çocuklar için hazırladığı kitaplarda domuz sevimli ev hayvanları olarak gösteriliyor.

İslâm düşmanlığı aşılayan bu kitaplardan sadece biri olan “Tanrıya Nereden Gidilir?” masalı insanı dehşete düşürüyor. Hülâsa ettiğimiz şu satırları okurken irkiliyor insan:
Hürriyet’ten “domuzcuk” üstüne masal kitapları yazısına devam et