ÇATI KURULUŞ İHTİYACI-2-TEŞKİLAT YAPISI

ÇATI KURULUŞ İHTİYACI-2-TEŞKİLAT YAPISI
İstanbul veya Ankara’da (tercihen İstanbul’da) kurulacak bir vakıf veya dernek, sadece merkez teşkilatı ile iktifa eder ve şube açmaz. Bu teşkilat, bir federasyon şeklinde de olabilir, gönüllü kuruluşların çatı örgütü şeklinde teşkil edilebilir. Federasyon şeklinde olması tercih edilir ama tatbikatta problem olması mümkündür. Federasyon çatısı altında toplanmak, uzvi (organik) teşkilat yapısına girmek şeklinde anlaşılacağı için gönüllü kuruluşların uzak duracağı öngörülebilir. Yapılacak müzakereler neticesinde federasyon şeklinde kurulması kabul görürse ne ala aksi takdirde sadece merkez teşkilatını oluşturacak bir dernek veya vakıf şeklinde kurulması doğru olur.
Merkez teşkilatı, resmi kurulları dışında şu müesseseleri oluşturur; Medeniyet Şurası, İstişare Şurası, Adalet Divanı, Takip Merkezi…
Medeniyet Şurası, İslam’ı medeniyet çapında anlamak, medeniyet tasavvuru oluşturmak, medeniyet müesseseleri fikri geliştirmek, bunları tatbik edilebilir projelere tahvil etmek, medeniyet inşasını başlatmak gibi temel meseleler üzerinde çalışan fikir, ilim ve sanat insanlarını bir araya toplar. Bu şura, tüm İslami cemaat, tarikat ve gurupların ilim, fikir ve sanat insanlarını bir araya getirir. Her İslami gurup bu şuraya kaç kişiyle katılmak isterse o kadar kadro verebilir. Bu şurada oylama yapılmayacağı, sadece fikir üretileceği için, her gurubun eşit sayıda kişiyle katılması istenmez.
Medeniyet Şurası, İslam’ı anlama meselesinde nazari çalışmaları yürütür. Nazari çalışmalar “saf fikir” çerçevesinde kalmaz, muhakkak tatbikata tahvil edilebilecek, tatbikat imkanları oluşturulacak, özellikle müessese fikri geliştirecek şekilde yapılır. Saf fikir çerçevesinde kalacak olan çalışmalar çok kıymetlidir muhakkak ama ümmetin acil ihtiyaçları var ve beklemeye tahammülü kalmadı. Bu sebeple mutlaka tatbik edilebilir fikir demetleri haline getirilmeli ve İslami cemaat ve gurupların tatbikatlarına katkı da bulunmalıdır.

İstişare Şurası, merkez teşkilata katılmış olan tüm gurupların göndereceği birer temsilcisi ile teşkil edilir. Medeniyet Şurasına paralel olarak cemaat ve gurupların arasındaki ihtilafların müzakere edileceği, herhangi bir müeyyideye bağlanmaksızın neticelendirileceği, müşterek anlayış çerçevesi içinde ihtilafların halledilebileceği bir müessesedir. İstişare Şurası, müzakerelerini bir tebliğ halinde kamuoyuna duyurabilir veya kamuoyuna duyurulmasına ihtiyaç olmadığına ve gizli tutulmasına karar verebilir. Müzakere neticesinin gizliliğine dair karar verilmesi halinde, tüm İslami cemaat ve gurupların temsilcisine ve ileri gelenine tebliğ edilir.
İstişare Şurasının müzakereleri, mümkün olduğunca tüm tarafların tasdik edeceği bir neticeye ulaştırılır. Bunun her zaman mümkün olmaması muhtemeldir, gizlilik kararları özellikle bu durumlarda verilir. İhtilaflar, tarafların kanaat getireceği şekilde neticelendirilemediğinde, ihtilafın kamuoyunda malzeme haline gelmemesi ve derinleşmemesi için gizlilik kararı verilir. Temel kaide ihtilafların derinleştirilmesi değil, halledilmesidir. Halledilemeyen ihtilafların ağızlara sakız yapılması, istismar edilmesi, kangren haline gelmesi ihtimallerine karşı gizlilik kararı verilmesi uygun olur.

Adalet Divanı, Medeniyet Şurasına kadro, İstişare Şurasına temsilci gönderen tarafların, İslam hukukunda tahsil ve ehliyeti olan birer aza vermesiyle teşkil edilir. İslami guruplar, Adalet Divanına aza veremedikleri, böyle bir kadrolarının olmaması durumunda da onun salahiyetini kabul edebilirler ve kendi kadroları mahfuz tutulur ve istedikleri zaman aza verebilirler.
Adalet Divanı, ihtilafların İstişare Şurasında halledilememesi halinde ve tarafların tamamının talebiyle kendisine ulaşan ihtilafları, usul-i muhakeme yoluyla halleder. Adalet Divanına müracaat, ihtilafın tüm taraflarının rızası ve talebiyle mümkündür. Tarafların rıza ve talebini, İstişare heyetindeki (şurasındaki) temsilciler beyan eder. Adalet Divanı, gönüllülük esasına dayanan bir kaza (yargılama) faaliyeti yapar. Tarafların rızası dışında bir yargılama faaliyeti yapılması, müşterek anlayış inşasına mani olur. Müşterek anlayış ve müşterek faaliyet esası, haklı-haksız tefrikinden (günümüzde) daha mühimdir. Çünkü vahdet yoksa adalet yoktur.
Adalet Divanı, yargılamayı yapıp kararı verdiğinde, taraflar o karara riayet etmek mecburiyetindedir. Adalet Divanına müracaatın gönüllülük esasına dayanması, neticesine riayet etmeyi icbar eder. Çıkan karara riayet etmeyen tarafa, tüm Müslümanlar içtimai müeyyide tatbik eder, yani münasebetlerini, Adalet Divanının müeyyide kararına göre tamamen veya kısmen keser.

Takip Merkezi, Medeniyet Şurası, İstişare Şurası, Adalet Divanı gibi müesseselerin aldığı müşterek kararların tatbik edilip edilmediğini, tatbikatta problemler yaşanıp yaşanmadığını izler ve rapor hazırlar. Bu raporlar ilgili merkeze iletilir ve gereği yapılır.
Genel hatlarıyla ifade etmeye çalıştığımız bu müesseselerin her biri müstakil bir yazıda tetkik edilecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir