ÇATI KURULUŞ İHTİYACI-7-“MİLLİ İRADE PLATFORMU”

ÇATI KURULUŞ İHTİYACI-7-“MİLLİ İRADE PLATFORMU”
Bir müddettir üzerinde çalıştığımız ve yazı serisi olarak yayınladığımız “çatı kuruluş ihtiyacı”, her geçen gün daha da derinleşerek ortaya çıkmakta, her yeni hadise ile zaruret sınırlarını aştığını göstermektedir. Cemaat ile Akparti arasındaki tartışma ve mücadele, her gün artan şiddette devam ediyor, taraflar belli sınırları aştığı için de durması veya yavaşlaması ihtimal olmaktan çıktı. Tam da böyle durumlar için bir çatı kuruluş veya “hakem heyeti” teklifimizin ne kadar açık, acil ve şiddetli bir ihtiyaç olduğu anlaşılmış olmalıdır.
Çatı kuruluş sözkonusu olmadığı, böyle bir ufuk oluşmadığı, böyle bir irade izharı görünmediği için, cemaat ile parti arasındaki ihtilaf ve çatışma halledilememekte, meseleye alakasız kalamayacak kadar vicdan sahibi olan şahıs ve müesseseler de, “Milli İrade Platformu” adı altında meseleye vaziyet etmek için sahaya çıkmak zorunda kalmaktadır. Cemaat ile Akparti arasındaki kavgaya tabii ki alakasız kalmak kabil değildir, gerektiğinde doğru tarafta olmak gibi bir mecburiyet ve mesuliyet vardır. Milli İrade Platformu göstermiştir ki, İslami gurupların kahir ekseriyeti Akparti’nin yanında, cemaatin karşısında yer almıştır. Taraf olmak haysiyet ve asalet işidir, her ilgili şahıs ve kuruluş da taraf olmak durumundadır. Milli İrade Platformu ile “Müslüman inisiyatif” tarafını tespit etmiştir, bu tavır doğrudur. Lakin “Müslüman inisiyatifin”, taraf olmaktan önce “hakem” olması arzu edilmez miydi? Müslüman inisiyatifin, içinde yaşadığımız şartlarda kullanacağı vasıtaların eksikliğinden dolayı taraf olduğu, mesela “çatı kuruluş” mevcut olsaydı meselenin belki de daha hassas şekilde halledileceği düşünülebilirdi.
Milli İrade Platformu misalinde görülen hadise, Müslümanlar arası ihtilafların hallinde ilk akla gelen çözümün “taraf” seçmekten ibaret olmasıdır. İçinde yaşadığımız şartlarda sahip olunan çözüm vasıtalarına bakılınca, Milli İrade Platformunun tavrı ve tercihi tabii ki doğrudur. Fakat çatı kuruluş ihtiyacından bahsederken, çözüm yollarının, çözüm vasıtalarının, çözüm meclislerinin çoğaltılması, çeşitlendirilmesi, geliştirilmesi düşüncesindeydik. Eğer bu çeşitlilik sağlanabilirse, muhtemeldir ki ihtilaflar hem bu kadar derinleşmez hem de hızlı ve ikna edici çözüm süreçleri işletilebilir. En önemlisi de, çözüm süreçlerinin kamuoyunda değil de, kendi hususi meclislerinde yürütülmesi mümkün olur ve hafifmeşrep görüntüler oluşmaz.
*
Fethullah Gülen ve cemaatinin, Akparti’ye karşı başlattığı kavgada, cemaatin yanında durma imkanımızın olmadığı malum. Milli İrade Platformu bu manada yanlış yapmış değil. Birçok insan, “çatı kuruluş” olsa da cemaatin hem katılmayacağını hem de kararlarını tanımayacağını söyleyebilir. Bu ihtimalin aksini iddia etmek kolay değil, cemaatin kendinden başkasını görmeyen gözü, böyle bir kuruluşa karşı da kör olabilir. Bu manada, çatı kuruluşunun, cemaat meselesini halledeceğini düşünmek biraz saflık olur. Ne var ki bu tür düşünceler “çatı kuruluş” ihtiyacını azaltmaz, aksine artırır. Müslümanlar kendi aralarında bir çatı kuruluşa sahip olduklarında, cemaatin bu kuruluşa dahil olmamasının bedeli çok ağır olur. Cemaatin böyle bir kuruluşa karşı mücadele etmesi bir tarafa, sadece dahil olmaması, iradi olarak dışında kalması bile tecrit edilmesi için kafidir. Meseleye böyle bakınca, çatı kuruluş, hiçbir faaliyet göstermeden bile turnusol kağıdı vazifesi görecek, sadece varlığı ile birçok meseleyi halledecektir.
*
Mehmet Baransu’nun, Milli İrade Platformu ve gazetelerde yayınlanan beyannamesi (ilanı) hakkındaki iddiaları, çatı kuruluş ihtiyacını zirveye çıkarmıştır. Mehmet Baransu, “MGK’da imzası olan Erdoğan, şimdi de talimatla (emir de diyebilirsiniz) pek çok STK, Vakıf, cemaat, ve derneğe başka türlü imza dayatıyor.” cinsinden bir iddiada bulunmuş. Böyle bir iddiada bulunabilmenin altyapısı, “çatı kuruluşun” olmamasıdır. Mehmet Baransu’nun iddialarıyla kanaat sahibi olacak değiliz elbette fakat bu türden iddiaların bu kadar kolay dile getirilmesi, zeminin müsait olmasındandır. Bir çatı kuruluşumuz olduğu takdirde, Mehmet Baransu gibi sadece “muhabir” olan birisi, “kanaat önderliğine” soyunamaz.
*
Milli İrade Platformu, bu teşebbüsüyle, bir taraftan çatı kuruluşun mümkün olduğunu göstermiş bir taraftan da böyle bir kuruluşun ilk hamlesini yapmıştır. Bir fikri, zamanın bu kadar kısa sürede teyit etmesi tabii ki çok hoş bir duygu… Ne var ki Milli İrade Platformunun bir atımlık barutu olan bir topçu bataryası gibi unutulup gitmemesi, bunu başlangıç kabul etmesi ve esas hamleyi yapması gerekiyor.
Bülent Arınç’ın, siyasetten (davadan değil) emekli olmasına kadar altyapısının kurulması ve ondan sonra güçlü şekilde cemiyete, hayata ve ülkeye vaziyet eder hale gelmesi gerekiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir