ÇATI KURULUŞ İHTİYACI-8-EĞİTİM VE DERSHANE MESELESİ

ÇATI KURULUŞ İHTİYACI-8-EĞİTİM VE DERSHANE MESELESİ
Dershaneler kapatıldığında elli bin civarında öğretmenin açığa çıkacağını, bunların işsiz kalacağını söylediler. Anlaşılan o ki, dershanelerin istihdam ettiği öğretmen sayısı takriben bu kadar. Oysa dershanelerin dışında, İslami gurupların (vakıf ve derneklerin) tasarrufu altında bulunan, gönüllü olarak mesailerini harcayan yüz binlerce öğretmen var. Vakıf, dernek ve sair teşekküllerde gönüllü olarak istihdam edilmiş, birçoğu eğitim sahasında faaliyet gösteren, devletten ve halktan bir kuruş maaş veya başka isim altında iktisadi menfaat talep etmeyen yüz binlerce gönüllü insan gücü, cemaatin kurduğu ve teşkilatlı olmaktan başka bir hususiyet taşımayan birkaç on binlik öğretmen kadrosunun yapacağı işin yüzlerce katını daha ucuza yapma imkanına sahip. Geriye kalan sadece teşkilatlanmak, sevk ve idare etmek, merkezi bir planlama yapmaktır.
Çatı kuruluş, gurup ve cemaatlerin imkanlarını bir havuzda birleştirdiği takdirde, dershanelere asla ihtiyaç kalmayacak şekilde hem de okullarda kurslar düzenlenmesi mümkündür. Sadece Milli Eğitim ve Belediyelerle işbirliğine girildiğinde, mesela devlet okullarının boş olan akşam ve hafta sonralarında, birkaç yüz binlik öğrenci kitlesini çok aşan, neredeyse devlet okullarının tüm öğrenci kitlesine uzanabilecek, ücretsiz bir kurs düzenlenmesi kabildir. Bu mesele, sadece üniversite imtihanına ayarlı şekilde organize edilmek zorunda da değil, birçok alanda ve mesela dini eğitim sahasında da sayısız kurs düzenlenebilir. Tahmin edileceği üzere, Anadolu’daki aile ve öğrencilerin kahir ekseriyeti, dini eğitimin bu şekilde yapılması halinde iştirak edecektir.
İktidara sahip olduğumuz geçen on bir yılın muhasebesi bir tarafa, en azından bugün ve gelecek için geliştireceğimiz fikirler olmalıdır. Güçlü bir iktidarla birlikte, güçlü sivil toplum kuruluşlarına sahibiz. Sadece dahiyane terkip ve tertipler yapmalıyız. Anadolu, İslami eğitim meselesinde direnmez, aksine talepkar olur. Mesele, devlet imkanlarını, gönüllü insan kaynaklarına açmak, onları organize etmekten ibarettir.
Devlet ile halkın bir araya gelmesini mümkün kılacak teşkilatlanma ve faaliyet tarzları geliştirmeliyiz. Eldeki imkanlar müthiş… Her mahallede bir caminin veya mescidin bulunduğu Anadolu, devlet okulları ile belediyelerin mekanlarını da birleştirecek büyük bir organizasyonlarla, sadece Anadolu değil balkanlar ve Kafkasların öğrencilerini bile muhtelif konularda eğitecek mekan ve kadro imkanına maliktir. Zaten her vakıf ve derneğin kendi kaynaklarıyla oluşturduğu mekanları da mevcuttur, bunlar toplandığında eksik olanın sadece “akıl”, “fikir” ve “ufuk” olduğu görülecektir.
İçtimai hadiselerde toplama işleminin riyazi (matematik) kaidelere tabii olmadığı, bir ile birin toplamının her zaman iki etmediği malum. Ama unutulan bir şey var ki, bir ile birin toplanmasından elde edilecek netice bazen (iyi fikirlerle yapıldığında) ikiden fazla, mesela üç, dört, beş de edebilmesidir. Teşkilat, teşkilatlılık hali, sevk ve idare mahareti, nihai maksada kilitlenme fikri gibi bazı meselelerde ciddi ve seviyeli gelişmelerin olması, mevcutta görünen gücümüzün en az on katına sahip olduğumuzu farkettirecektir. Fethullah Gülen cemaatinin tılsımı, teşkilatlı olmasındandır, teşkilatlı olduğu için de esas gücünün on katı görünmektedir.
İslami cemaatleri, gurupları, yapıları bir araya getirmek, birleştirmek, ortak karar ve yürütme kurulları oluşturmak kabil değil. Böyle bir hedef, insan tabiatına pek uygun görünmüyor. Yapılacak iş, “çatı kuruluşu” gerçekleştirmek… Bir çeşit konfederasyon kurmak, tüm gurupların muhtariyetini tanımak, müşterek meselelerde istişare meclisleri oluşturmak ve ihtilafları kendi aralarında halledebilmektir. Bu yapılabildiğinde, her gurubun imkanları ile zafiyetleri toplanır, imkanları değerlendirilir, zafiyetleri telafi edilir ila ahir… Her gurup, nihai maksatta birlik üzere kendi muhtariyetiyle çalışmasına devam eder, kendi bünyesini muhafaza eder.
İslami gurupların bir kısmının mekanı, bir kısmının insan kadrosu, bir kısmının mali kaynağı var ve bunlar bir araya gelemediği için her biri kendi bütünlüğü içinde eksik kalmakta, toplam verim elde edilememektedir. Yazık… Bunun bir mesuliyet işi olduğu ne zaman anlaşılacak?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir