CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(03.03.2014)-HZ. CEBRAİL’İN (AS) DEĞİL, CHP’NİN YANINDA OLAN ALİM(!)

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(03.03.2014)-HZ. CEBRAİL’İN (AS) DEĞİL, CHP’NİN YANINDA OLAN ALİM(!)

Fethullah Gülen’in üslubunda en fazla dikkat çeken özellik, mübalağadır. Her şeyi mübalağa ile anlatır, dengeli bir ifadesine rastlamak çok zordur.

Mübalağanın sanat olduğu alan, edebiyattır. Edebiyatta, şartlarını bulursa ifade güzelliği halinde tezahür eder. Edebiyat dışındaki her alanda mübalağa, çok ciddi problemlerin kaynağıdır. Zaten akl-ı selim sahibi bir insan, edebiyat dışında mübalağaya meyletmez, söyleyeceği veya yapacağı her ne ise, onu ifade etmek veya yapmak bakımından mübalağayı kullanmaz.

Mübalağa, edebiyat dışındaki her sahada, yalanın bir çeşidi olarak kendini gösterir. Üstelik mübalağa, doğrudan yalan olmayan ama yalanın ambalajı niteliğinde olduğu için aldatma imkanı daha fazla olan bir ifade biçimidir. Mesela yüz lira tasadduk yapan bir kişi, yüz elli lira tasadduk yaptığını söylediğinde çıplak yalan söylemiş olur, mübalağacılar ise yüz elli lira tasadduk yaptığını söylemez, onun yerine “çok büyük yardım yaptım” der. Bu ifade mukayeseli olarak doğru olabilir, başka biri on lira yardım yapmışsa ona nispetle çok çok yardım yapmıştır. Fakat “çok büyük yardım yaptım” derken muhatabında mesela bin lira yardım yaptığı intibaını uyandıran kişi, çıplak yalan söylememiş olsa bile sahtekarlık yapmış, muhatabını aldatmış olur.

Edebi sanat olarak hoş görünebilen mübalağa, mesela fikir ve ilim alanında tam bir sahtekarlıktır. Bir fikrin beyanında mübalağalı bir dil kullanmak, fikrin muhtevası ile ifadesi arasındaki mesafeyi açar, muhtevasındaki kıymetten çok daha fazla bir kıymet yüklemek anlamına gelir. Fikirde de çok kullanıldığını gördüğümüz mübalağa, genellikle yanlış inançtan (kanaatten) kaynaklanır. Bunun da istismarcılarının olduğu muhakkaktır ama genellikle bir fikir adamı, kendi fikrinin veya fikriyatının dünyayı kurtaracağı zannına sahiptir, fikrini beyan ederken aslında mübalağa yaptığını düşünmemektedir. Ne var ki dışarıdan bakıldığında, fikrin beyanı tamamen mübalağadır. Bu bile nispeten mazur görülebilir, zira her fikir adamı, kendi imal ettiği fikre bambaşka bir kıymet atfeder.

*
Fethullah Gülen’in üslubundaki mübalağa, hiçbirine benzemez. Mesela bir fikir veya ilim adamının yanlış kanaatten kaynaklanan mübalağası değildir.

Fethullah Gülen’in bir ifadesini, başbakan, Denizli mitingindeki konuşmasında hatırlattı. Başbakanın konuşmasının o kısmı şöyle;

“SAVAŞ AY’IN RÖPORTAJI
Merhum gazeteci Savaş Ay’ın bir röportaj yaptığına işaret eden Erdoğan, şunları söyledi:
“O zaman Türkiye’de, daha kaçmamıştı Amerika’ya. Pensilvanya’ya daha kaçmamıştı, Türkiye’deydi. O yaptıkları röportajda Savaş Ay’a diyor ki ‘Cebrail Türkiye’de parti kursa desteklemem’. Çok enteresan. Bu kadar kibir, şuursuzca maalesef gördüğünüz gibi farklı sınırları zorlayan ifadeler. Neden? Güya siyasete karşıymışlar da onun için. Bu zat çıkmış, Türkiye’de hükümet devirmeye, Türkiye’de fitne üretmeye çalışıyor. Bunlarda yalan var, bunlarda takiye var, bunlarda iftira var, bunlarda fitne var, bunlarda fesat var. Biz bütün bu olanlara karşı ne diyoruz? ‘Ya sabır’ diyoruz. Evinize bazı ablalar gelebilir, abiler gelebilir. Bunlara ne deyin biliyor musunuz? ‘Biz halimizden memnunuz. Biz halimizden memnunuz’ deyin.”

Fethullah Gülen’in mübalağalı ifadeleri bundan ibaret değil. Bu adamın birçok hezeyanını, fitne çıkmasın veya fitneyi biz çıkarmayalım diye sözkonusu etmediğimiz gibi, sayısız hezeyanını unutmayı tercih etmiştik. Şimdilerde gündeme tekrar getirildiği için tek tek hatırlamaya başladık.

“Cebrail (AS) parti kursa onu bile desteklemem” ifadesi ile ilgili Şeriat’ın hükmünü fıkıhçılara bırakalım. Siyasetten uzak olduğunu ifade etmek için böyle bir cümle kuran kişinin psikolojik dünyasının nasıl bir organizasyona sahip olduğu, hangi psikolojik durumun bir Müslümana böyle bir cümleyi kurduracağı bahsi önemli. Bir konudaki (mesela siyaset) tavrını ifade ederken böyle bir cümle kurmak, muhatabını mutlaka inandırma çabasının eseridir. Niye inandırmak zorundasınız? Fikrinizi beyan edin ve yolunuza gidin.

Bu günden geriye doğru bakıldığında anlaşılan o ki, yalan söylüyor, yalan söylediği için de muhatabını inandırmak çabasını mübalağalı bir dille ifade ediyor. Bir konuşmasında, “Bana takiyye isnat etmek, Hac yolunda anamla zina isnat etmek gibidir” diyordu. Açıkça CHP ve MHP’yi destekledikleri bu gün, takke düşüp de kel göründüğü için, mübalağalı dili neden kullandığı anlaşıldı. Yalan söylüyor, takiyye yapıyor ve Müslümanları aldatıyor.

Eğer Fethullah Gülen bu tür ifadeleri kullanırken takiyye yapmıyor da doğruyu söylüyorsa, Cebrail (AS) parti kurduğunda ona bile destek olmayacak ama mesela CHP’ye destek olmakta bir beis görmeyecek. O zaman durum nedir? Cebrail (AS) ile CHP arasında tercih yapmış, oyunu CHP’ye vermeye, verilmesine karar vermiş durumdadır.

Fethullah Gülen’i takiyye yaptığı için tenkit ediyorduk. Meselenin geldiği nokta o kadar felaket ki, Fethullah Gülen’in tek kurtuluş şansı, takiyye yapıyor olmasıdır. CHP’yi Cebrail’e (AS) tercih eden adamın akıbeti ne olur?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir