CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(08.02.2014)-GÜLAY GÖKTÜRK VAKASI

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(08.02.2014)-GÜLAY GÖKTÜRK VAKASI

Cemaatin Bugün gazetesi yazarı Gülay Göktürk’ün, 07.02.2014 tarihli “İspatlayamıyorsanız susun” başlıklı yazısı dikkat çekicidir. Gülay Göktürk, Zaman gazetesindeki Etyen Mahçupyan gibi kendi fikrinde ısrarlı ve kendi istikametinde tutarlı bir kalemdir. Kısacası sağlam bir kalemdir.

Gülay Göktürk, bir müddetten beri “paralel yapı” ile ilgili tespitler ve tenkitler yapıyor, tehlikelerine dikkat çekiyor. Hem de Bugün gazetesinde, yani cemaatin gazetesinde…

Ergenekon medyasının başlattığı, şimdilerde de cemaat medyasının devam ettirdiği “yandaş” gazetecilik kavramı, Bugün ve Zaman gazetesindeki yazarlar için tutmuyor. Cemaat, kendi medyasında, maaşını kendilerinin verdiği yazarlar tarafından hem de kalbinden vuruluyor. Artık anlaşıldı ki, cemaat, kendi yeminli mensuplarından başka kimseyi etkileyemiyor, kendi cemaat bünyesinin dışında kimseye ulaşamıyor. Bunun birkaç tane istisnası, Ali Bulaç gibi, Şahin Alpay gibi maaşlı tetikçilerden ibaret… Gerçekten fikri olan, fikrinin namusunu taşıyan, fikrini şahsiyetinin merkezine yerleştiren kalemlere hiçbir etkide bulunamıyor.

Gazete yönetimi, Gülay Göktürk gibi bir kaleme etki edemediği, işine de son veremediği için okuyucularını harekete geçirmiş. Gülay hanımın şahsiyetinin sağlamlığı, düşüncesine aykırı bir etkiye kapalı olduğunu gösteriyor. Gazete yönetimi de işine son veremiyor çünkü güçlü bir kalemi karşısına almak istemiyor, Ahmet Taşgetiren gibi… Ne var ki kendi cephelerinde kendi tezlerini top ateşine tutan bir mevzii gibi yazan Gülay Hanım, cemaat için tahammül edilebilir sınıra hızla yaklaşıyor belki de o sınırı çoktan aşmış durumdadır. Çaresizliğin gözü kör olsun, cemaat, tabanını (okuyucu da değil aslında) hareket geçirmiş ve Gülay Hanımı mesaj bombardımanına tutmuş.

Kendisinden okuyalım;

“Son zamanlarda BUGÜN okurlarından aldığım mesajlarda çok sık tekrarlanan soru -ya da eleştiri- şu:

Otonom bir yapıdan söz ediyorsunuz. Nereden biliyorsunuz böyle bir yapı olduğunu? Elinizde somut delil mi var? Bir mahkeme kararı var mı? Hukuken ispatlanmamış bir konuda böyle konuşmak masuniyet karinesine aykırı değil midir?

Her birini tek tek cevaplayamadığım bu okur mektuplarına topluca cevap vermek istiyorum bugün.

Darbeciler için öyle mi yaptık?

Önce bazı şeyleri birlikte hatırlayalım.
Biz, ordu içinde bir takım darbe teşebbüsleri olduğunu darbe davaları açılmadan önce de biliyor muyduk? Evet.

O dönemde yüksek yargının AK Parti’ye kapatma davasını darbecilerin direktifiyle açtıklarından emin miydik? Evet.

Peki bunları o zaman ispatlayabilir miydik? Hayır!

Ben kendi payıma, gördüğüm bu tabloyu yazmak için darbe iddianamelerinin yazılmasını ya da suçun mahkeme kararı haline gelmesini beklemedim. Aynı şekilde, Işık Koşaner’in ses bandını dinlediğim zaman da, onun sesi olduğu teyit edildiği andan itibaren, yasal dinleme mi, değil mi diye bakmadan değerlendirdim, yazılarımda kullandım.

Ama o yazılara, bugün Hani somut deliller nerede diyen okurlarımdan hiçbir tepki almadım.”

Güçlü kalem dediğimiz bu işte. Baskıyla etkileyemezsiniz, tetikçilerle Gülay Hanımı birbirine karıştırmayın.
Gülay Göktürk’ün yazısı bundan ibaret değil, başka misaller de veriyor. BDP-PKK bağı gibi misallerde verdikten sonra yazısının sonunu şöyle bağlıyor;
“Mahkeme kurmuyoruz kanaat belirtiyoruz

Demek istediğim şu ki, herhangi bir konunun yargı konusu haline gelmesi için elbette hukuken geçerli somut deliller gerekir. Ama kamuoyunda bir kanaat oluşması için ille de bir iddianame yazılması ya da mahkeme kararı çıkması gerekmez. Tek tek kişiler, ya da genel olarak kamuoyu, kendi gözlemleri, değerlendirmeleri, tecrübeleri ışığında belli kanaatlere sahip olur ve o kanaat doğrultusunda tutum alırlar.

Sonuçta bu köşe bir mahkeme değil ve ben verdiğim bütün örneklerde yaptığım gibi, bu olayda da -hukuki olmayan- kanaatimi yazıyorum.

Bu kanaate nasıl ulaştığımı ise yazılarımda -her yeni örnekle birlikte bir kez daha- ortaya koymaya çalışıyorum.”

*
Cemaat hiçbir Müslüman yazardan destek alamıyor, kendi yayın organlarında ise kendi aleyhine yazılar yazılıyor. Buna karşı bir tedbir de geliştiremiyor, işine son verse cepheyi zayıflatacak, işine son vermese cepheyi içeriden bozacak… Hala da akıllanmıyorlar.

Zaman gazetesinde Etyen Mahçupyan’ın, Bugün gazetesinde Gülay Göktürk’ün gazeteleriyle ilişkileri kesilmek üzere. Bizden söylemesi… Mevcut durum, tahammül edilebilir ve sürdürülebilir sınıra vardı dayandı. Cemaat, okuyucuları üzerinden yaptığı operasyonun da işe yaramadığını gördükten sonra bu yazarların işine son verecektir. Çünkü işine son vermekle meydana gelecek zarar, yazmaya devam etmeleri halinde meydana gelecek zarardan azdır. Az olan zararı tercih edecekler.

Çöküş dinamiği budur, kar ile zarar arasında tercih yapma imkanını kaybetmiş ve zararlar arasından “az olan zararı” aramaya başlamışsanız, hızla çöküyorsunuz demektir. Cemaatin çöküşü millete hayırlı olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir