CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(11.02.2014)-CEMAAT ŞİRAZESİNİ KAYBETTİ

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(11.02.2014)-CEMAAT ŞİRAZESİNİ KAYBETTİ

Cemaat, hızlı şekilde dengesini kaybetmeye başladı. Denge kaybı, sadece bazı cemaat mensuplarının densizliklerinden ibaret değil, genel bir dengesizleşme temayülü var.

Yeni Şafak gazetesi, 10.02.2014 tarihinde, “Today’s Zaman yazarı haddini aştı” başlıklı haberinde, İhsan Yılmaz’ın, Haber Türk tv’de katıldığı bir programda, başbakan Erdoğan için şu ifadeyi kullandığını kaydetmiş;

“Bu gece iyi bir performans gösteremeyebilirim. Bu gece haşhaşımı içmeden geldim”

Today’s Zaman gazetesi yazarının bu ifadeyi kullanma sebebi, Erdoğan’ın haşhaşi benzetmesini tiye alarak tenkit etmektir. Bu noktadan bakıldığında adamın yaptığı dengesizlik gibi görünmüyor ama dengesizliğin ilk alameti, zoraki makul görünme çabasının olduğu resmi tavır ve beyanlarda değil, espri gibi durumlarda ortaya çıkar. Kişi espri yaparken belirli bir çerçeveyi muhafaza edemiyorsa, makul görünmek zorunda olduğu hallerdeki tavırlarına bakarak dengeli olduğu tespiti yapılmaz.

Yeni Şafak gazetesindeki 11.02.2014 tarihli başka bir haber ise, meselenin çoktan şirazeden çıktığını gösteriyor. Haber şöyle;

“NTV yayınında Mehmet Barlas’a konuk olan Enerji Bakanı Taner Yıldız, 17 Aralık operasyonu ve sonrasında yaşananları değerlendirdi.

Yıldız, açıklamalarının bir yerinde oldukça çarpıcı bir duyuma yer verdi.

“UZUN ADAMIN ÖLMESİNİ ÜÇ YILDAN BERİ BEKLİYORUZ! AMA HALA ÖLMEDİ”

Taner Yıldız şöyle konuştu:

Ortada bir sıkıntı var. Biz kardeşiz. Kardeşe beddua edilmez, dua edilir. Ne oldu? Orada ne oldu? Birşey oldu yani.

Eğer mesele dershaneler olsaydı, bazı arkadaşların -önemli kısmını tenzihen söylüyorum- “uzun adamın ölümünü üç yıldan beri istiyoruz. Ama hala ölmedi” denmezdi.

Ben bunu duyduğumda dondum kaldım.

Mehmet Barlas: Yani Başbakan’ı ima ediyorlar.

Taner Yıldız: Evet. Sizin o “uzun adam” dediğiniz gecesini gündüzüne katıp çalışıyor.”

Fethullah Gülen’in bedduasında anlaşıldığı üzere, cemaat, toplu ölüm dansı yapıyor olmalı. “Uzun adamın ölümünü üç yıldan beri istiyoruz. Ama hala ölmedi” diyen cemaat mensupları, bedduayı toplu ölüm seanslarına çevirmiş olmalılar. Bu durum aynı zamanda herkesin görüp anlayacağı şekilde savaşı neden bu kadar geç başlattıklarını da açıklıyor. Toplu ölüm beddualarıyla geçirmişler üç yılı ve ölmediğini görünce artık cephede hesabını görmeye karar vermişler.

Fethullah Gülen’in beddua ederken ki halini inceleyen psikiyatristler, onun mutlaka tedaviye ihtiyacı olduğu hususunda görüş birliği içindedir. Cemaatin şirazesinden çıkması, aşağıdaki üç kuruşluk yazarların hallerine bakarak yapacağımız tespit değil, bizzat Fethullah Gülen’in haline bakıldığında şirazenin çoktan kaybolduğu anlaşılıyor.

Fehmi Koru gibi temkinli bir gazeteci, 11.02.2014 tarihli yazısına şu soruyla başlıyor; “Cemaat, Câmia, Hizmet, adına ne derseniz deyin, işte o toplumsal yapı, siyasette safını mı belirliyor, yoksa kendi partisini kurma yolunda mı ilerliyor?” Yazısının başında sorduğu bu soruya cevabı, yazının sonunda şöyle veriyor; “En başta sorduğum soruya böylece cevap verdim sanırım: Câmia adım adım safını belirliyor; şimdi Ak Partiye oy verilmeyeceğini biliyoruz, yakında destekleyecekleri parti/leri de öğreniriz.” Fehmi Koru bu noktaya geldiğine göre, cemaat artık siyasi bir hareket olduğunu gizlemiyor demektir. Cemaatin siyasi sahaya açıkça girmesi ise zaten toplumsal cinnet geçirdiğini gösteren en büyük delil…

Cemaat yapısı, siyasette darmadağın olur, içtimai bünyesi siyaseti kaldırmaz. Bürokraside bir miktar güç biriktirmek, siyaseti becerebileceği anlamına gelmez. Ne kadar büyük bir hata yaptıklarını anlamaları ise kabil değil, çünkü siyaset anlaşılmaz bir girdap oluşturur ve içine çeker. Asla çıldırdıklarını söyleyecek bir ayna bulamazlar. Siyaset, ancak siyasetten gelenlerin yapabileceği bir iştir, başka mecralardan gelip de orada başarılı olan yok.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir