CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(14.03.2014)-BAK ŞU KONUŞANA,

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(14.03.2014)-BAK ŞU KONUŞANA,

Fethullah Gülen yine konuştu, İngiliz Financial Times gazetesine konuşmasını konuşmaktan sayarsak, evet, konuştu. Kendisini kafirlerin daha iyi anladığına kanaat getirmiş olması ilginç, Müslümanların yönettiği bir gazeteye veya televizyona konuşmaktan imtina ediyor ama nedense batılılara konuşmak konusunda hiç nazlanmıyor.

Bu adam niye sükut edemiyor? Hani sükut edecekti, hani tevazu maskeli kibirli edalarla “gerekirse sükut ederiz” diyordu. İç dünyasından nasıl bir baskı var ki, sükut bile edemiyor, çocuklar gibi ikide bir ortaya atılıyor. Hani küçük yaşlarda yeni bir şey öğrenen çocuklar, bunu birine anlatmak için çırpınırlar ya, o misal, adam biraz sükut ediyor arkasından “fikrim geldi” dercesine yerinden zıplıyor.

Yanlış anlaşılmasın, sükut etmesini istemiyoruz. Konuşsun ki ciğeri görünsün, konuşsun ki kırk yıldır takiyyesi açılsın, niyetleri ortalığa serpilsin. Fakat kendisi sükut ederiz demişti de, neden sükut edemediğini merak ediyoruz. Yaşını başını almış birisi, o yaşta bile sözünü tutamayacak kadar hafifmeşrep bir figürle karşı karşıyayız. Bizim için konuşması, konuşmamasından iyidir.

Fethullah Gülen’in İngiliz gazetesine verdiği röportajın özetini Zaman gazetesi adındaki paçavra yayınladı, tarih 11.03.2014… İktibaslarımız zaman gazetesindeki metinden yapıldı.

Şöyle diyor Fethullah Gülen;

“Güven ve istikrar, bir millet için her türlü terakkinin ve dünya itibarının temelini teşkil eder. Türkiye, son on yılda bu güveni büyük zorluklarla tesis etti. Maalesef son dönemde yürütme erkinin seçkinleri, bin bir zahmetle elde edilen bu güveni zayi etme yoluna girmişlerdir.”

Güven ve istikrarın ehemmiyetini vurguladığı birinci cümle doğru, sonraki iki cümle ise Fethullah Gülen’in hainliğini itiraf mahiyetinde… Son on yılda güven ve istikrarı Türkiye’nin tesis ettiğini söylerken, sanki Akparti uzayda yaşıyordu, son bir iki yılda uzaydan indi ve istikrarı zayi etmeye başladı. İstikrarı tesis eden bizzat Akparti’dir, çünkü hükümet odur. Adam utanmadan istikrarın birilerinin tesis ettiğini, Akparti’nin ise zayi ettiğini söylüyor. Tabii ifadenin satır aralarında, “istikrarı biz temin ettik, Akparti ise zayi ediyor” türünden bir kibirli ve yalan laflar ediyor.

Ülke Akparti sayesinde sağlam bir istikrar kazanmış, bu istikrarla kalkınmış, güçlenmişti. Fethullah Gülen örgütü, bir müddettir bu istikrara saldırmaya başladı. Saldırısının hedefi Akparti ve Erdoğan’dı tabii ama ona zarar veremeyince hızlıca istikrarı hedef almaya başladı. Adamdaki ahlaksızlığın derinliğine bakın; hem istikrara saldırıyor hem de istikrarsızlıktan Akparti’yi sorumlu tutuyor. İstikrarı bozduktan sonra pişkin ve hayasız bir eda ile istikrarsızlıktan şikayet ediyor ve bunun sorumluluğunu Akparti’ye yüklüyor.

Yaptığı iş şöyle bir şey; önde kadına tecavüz ediyor, sonra da “o kadın iffetsiz” diyerek mahalleden kovmaya çalışıyor. Tecavüzcünün kadına iffetsizlik isnadından bulunması kadar büyük bir alçaklık, ahlaksızlık, hainlik olur mu? Ya da şöyle yapıyor, bir ailenin gelinine tecavüz ediyor, sonra da o aileye, “o gelin iffetsizdir, onu evden (yani Türkiye’den) kovun” diyor. O evin aile reisinin ne yapması gerekir, ya çıldırmalı veya o tecavüzcüye en ağır cezayı uygulamalı, başka şekilde bu meseleyi hazmetme, taşıma yolu yok.

*
Tecavüzcü lafının devamında şöyle diyor;
“Türk halkının demokratik mülahazalarla Adalet ve Kalkınma Partisi’ne (AKP) verdiği desteğin yitirilmesi yanında Avrupa Birliği’ne girme fırsatı da tehlikeye girmiştir. Hükümetin adalet bakanına hakim ve savcı tayinlerinde ve soruşturmalarında ciddi yetkiler veren HSYK Yasası, internet özgürlüğünü kısıtlayan yasa ve MİT’e diktatör rejimlerinde görülen yetkiler veren yasa tasarısı, gerek AB gerekse başka Batılı merciler tarafından ciddi tenkit edildi.”

Tecavüz ettiği kadının ailesi, tecavüzün tekrarlanmaması için bazı tedbirler alıyor, tecavüzcü bas bas bağırarak diğer mahalleye (batıya) bu durumu şikayet ediyor. “Yaptığınız işler komşu mahalle ile ilişkilerinizi bozar” iddiasıyla mahalle üzerinde baskı kurmaya çalışıyor. Komşu mahalle ile münasebetlerin bozulma tehlikesine işaret ederek, tecavüze karşı tedbir alınmamasını istiyor, yani tecavüz hürriyeti talep ediyor. Komşu mahalle de zaten teyakkuzda bekliyor, tüm mahalle olarak tecavüz etme imkanının ellerinden alınmasını istemiyor. Mahallenin içinden çıkan alçak tecavüzcü, kendi tecavüz hürriyetinin korunması için mahallesini, diğer mahallelerin tecavüzüne de açıyor, onlarla birlikte hareket ediyor. Kendisi de tecavüz edebilmek için komşu mahallenin kabadayılarının da kendi mahallesine tecavüz edebilmesinin yollarını açıyor.

*
Fethullah Gülen, ne yapacağını şaşırdı, güya etkili bir hitabeti vardı ve bunu kullanıyordu. İnsanları da etkilemişti ama mesele siyasi sahaya gelince ucube laflar etmeye başladı. Bir misal;
“Ancak, askerî vesayetin yerini şimdilerde yürütme vesayeti almış görünüyor.”

Yürütmeye vesayet diyor adam… Vesayet, halkın seçtiği (TBMM ve Hükümet) mercilerin üzerinde başka (seçilmemişlerin) baskısıdır. Yürütme, halkın doğrudan seçtiği ve kendisini yönetmesini istediği siyasi heyettir. Bazı konuları biliyor olmak, her şeyi bildiğiniz anlamına gelmez. Siyasi sahadaki cahilliğinin derinliğine bakın, en basit bir gerçekliği bile bilmiyor.

Biliyor mu bilmiyor mu bilmiyoruz. Ama ya bu basit gerçeği bile bilmeyecek kadar siyaset cahili veya bu kadar açık bir gerçeği bile istismar etmeye çalışacak kadar ahmak… Her iki ihtimalde de kendi ülkesine ve milletine kasteden bir hain…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir