CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(19.02.2014)-FETHULLAH GÜLEN FİKİR CİMRİSİDİR

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(19.02.2014)-FETHULLAH GÜLEN FİKİR CİMRİSİDİR

Fethullah Gülen ve örgütünün istismar etmediği bir “kıymet” kalmamıştı, böyle zannediyorduk. Hz. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhivesellem Efendimizi bile istismar ettikleri için zirveye çıkmışlardı. Zirveye çıktıkları için istismar ufkunu bulduklarından dolayı “bitti” zannettik. Oysa bir taraftan dikine doğru zirveyi zorlarken diğer taraftan aşağılarda istismar edecek konu arıyorlarmış. Örgütün başmevkutesinin baş sorumlusu Ekrem Dumanlı, iki gündür tarihe merak sardı, şimdi de tarihi istismar ediyor. İstismar konusunda sinekten yağ çıkaran bir kafa ile karşı karşıya olduğumuz artık anlaşılmış olmalı.

Ekrem Dumanlı, dünkü (18.02.2014) yazısında dört mezhep imamımızı, bugün de (19.02.2014) üç büyük alim, fakih ve veliyi yazısına konu edindi. Bugünkü yazısının başlığı da ilginç; “Maskeli Zulüm”… Yazısında bahsettiği şahsiyetler ise şunlar; İmam-ı Serahsi Hazretleri, İmam-ı Rabbani Hazretleri, İmam-ı Şazeli Hazretleri…

Ekrem Dumanlı durup dururken tarihe merak sarmadı, önemli bir sebebi var bu merakının. İslam tarihi, on dört asırlık engin ve zengin bir tarihtir. Her insan, o tarihten kendisi ile ilgili bazı benzer hadiseler bulabilir. Fethullah Gülen bir tarafa, Ekrem Dumanlı kendisi için bile benzer hadiseler bulur, keza biz de ararsak kendimiz ile ilgili benzer hadiseler bulabiliriz. Şekilde, hadiselerin akışında bazı benzerlikler bulmak, meselenin ruhi ve kalbi derinliklerinde aynilikler kurmayı gerektirmez.

*
Meselenin özü şu; Fethullah Gülen örgütü, herhangi bir mefkure üzerine bina edilmiş değil, sadece ve sadece bir şahıs üzerine yani Fethullah Gülen üzerine inşa edilmiştir. Bir mefkuresi olmadığı için otuz yılı aşkın süredir örgütün adı bile konmamıştır. Son yıllarda isimlendirme ihtiyacı aşırı derecede ortaya çıkınca, hiçbir mefkureyi ihtiva etmeyen “gönüllüler hareketi”, “hizmet hareketi” gibi müphem isimlendirmeler yapılmaya çalışılmıştır. “Gönüllüler hareketi” isimlendirmesi, anlamsızdır, çünkü gönüllülüğün merkezi ve hedefi ifade edilmemektedir. Hıristiyan gönüllüler de olabilir…

Mesela Necip Fazıl (Allah rahmet etsin), meydana çıktığı ilk gün hem fikriyatının hem de hareketinin ismini koymuştur, Büyük Doğu… Çünkü meselenin kendisiyle ilgili ve sınırlı olmadığını bilen, kendisiyle sınırlı olmasını istemeyen büyük deha, meselenin aslının bir mefkure olduğunu, mefkurenin şahıslarla kaim olmadığını bilen, nefsini de bu konuda yenen, hareketinin ismini de kendini aşacak şekilde koyan bir şahsiyetti. Kendisi vefat edeli otuz yılı aştı ama geriye bir mefkure bıraktı, her Müslüman o mefkureye bağımsız şekilde bağlanabilir ve onu kendine dava edinebilir. Ve Büyük Doğu, Üstad Necip Fazıl’ın şahsi-ferdi hatalarının üstündedir, onlardan bağımsızdır, çünkü bir mefkuredir. Bu sebeple Büyük Doğu’ya gönül versin veya vermesin hiçbir Müslüman Necip Fazıl’ın ferdi hatalarıyla ilgilenmez.

Fethullah Gülen, hesaplanamaz bir cimrilik ve hasislikle, hareketini bir mefkureye bağlamadı, mefkureye bağlamadığı için mensuplarını kendine bağladı. “Gönüllü Hareketi” isimlendirmesi de bu maksadı gerçekleştirmek içindi, zira gönüllüler hareketi isimlendirmesi anlamsızdı, anlamını bulduğu yer Fethullah Gülen’e tam bağlılıktı. Dikkat edin, Büyük Doğucu olmak, Necip Fazıl’ın ferdi hatalarını üstlenmeyi gerektirmez zira Büyük Doğu, müellifinden bile müstakil bir mefkuredir, fikir hareketidir. Ama gönüllüler hareketine mensup olduğunuz andan itibaren Fethullah Gülen’e sadakat yemini etmeniz gerekir.

Fethullah Gülen, fikirde o denli cimri ve hasistir ki, hareketini, şahıslardan (ve kendi şahsından) bağımsız bir mefkureye bağlayamamış, bağlamamıştır. Gönüllü hareketine katılmak (Fethullahçı olmak) için, Fethullah Gülen’in kurduğu “örgüte” üye olmanız gerekmektedir. Oysa Büyük Doğucu olmak için herhangi bir örgüte girmeniz gerekmez, çünkü Büyük Doğu bir mefkuredir yani bir fikriyattır. Anadolu’nun herhangi bir köşesinde, hatta dünyanın herhangi bir coğrafyasında Büyük Doğucu olabilir, fikri ve fiili çalışmalarınızı o mefkureye göre yapabilirsiniz.

Yeri gelmişken bir noktayı tespit edelim. Üstad Necip Fazıl, zaptedilemez bir enaniyete sahip olduğu iddiasıyla tenkit edilir. Bazı tavır ve davranışlarından bu netice çıkarılır ve çok da merhametsizce tenkit malzemesi yapılır. Buna mukabil, Fethullah Gülen’in davranışlarına bakanlar, onun engin bir tevazua sahip olduğu kanaatindedirler. Oysa durum bu görüntünün tam tersinedir. Üstad Necip Fazıl, fikriyatını şahsından bağımsızlaştırarak tüm Müslümanlara kayıtsız şartsız sunan, teslim eden bir müelliftir. Bu sebepledir ki hiçbir Büyük Doğucu, Necip Fazılcı olmak durumunda kalmaz, kendini doğrudan fikriyata teslim eder. Fethullah Gülen ise fikirlerini (varsa eğer) şahsına zimmetlemiş, fikirlerine bağlı olmayı şahsına sadakat oluşturacak bir örgütlenmeye gitmiştir. Gülen’in örgütüne girmediğinizde onun fikirlerine yönelemezsiniz, yöneldiğinizde de bir anlamı yoktur. Necip Fazıl, hayatının en büyük “kıymetini” bedelsiz şekilde Müslümanlara sunacak kadar mütevazı ama Fethullah Gülen kıymetsiz fikrini Müslümanlara büyük bedellerle (kendine sadakat şartıyla) sunan bir kibirlidir.

*
Fethullah Gülen, bir mefkure sunamadığı için kendini sunan bir fikir hasisidir. En büyük cimrilik, fikir (ilim) cimriliğidir.

Fethullah Gülen her şeyi kendi şahsına bağladığı için, hareketi “şahıs hareketidir”. Şahıs hareketi ise lider kültünü oluşturur. Lider kültü ve şahıs hareketi, şahısta tecessüm ettiği için, o şahsın yanlış yapma imkanı yoktur. Hareket, merkezindeki şahsın asla hata yapmayacağına inanır. Hata yapmayan, yapmayacağına inanılan bir şahıstan bahsetmeye başlandığında, o şahsın tüm hataları, “hikmet” ihtiva eden birer anlaşılmaz “doğru” haline gelir. Mensupları, apaçık hata olan söz ve davranışları, anlaşılmaz derinlikte hikmet ihtiva ettiği inancıyla savunmaya başlar.

Ekrem Dumanlı’nın uzun süredir yapmaya çalıştığı, son üç gündür de tarihi hadiseleri istismar etmeye başladığı meselenin özü, Fethullah Gülen’in şahsını kutsama çabasıdır. O yanlış yapamaz, O’na karşı yapılanlar yanlıştır. Ekrem Dumanlı’nın ve örgütün diğer kalemşorlarının yapmaya çalıştığı şey tam olarak bu…

Bir hareket şahıs merkezli olursa, o şahsın yüceltilmesi, kutsanması, hatadan masun kılınması kaçınılmaz olur. Fethullah Gülen fikir hasisliğine kapılıp hareketini şahıs merkezli kurunca, idrak yoksunu bağlıları da kendini “dokunulmaz” kıldı. Şimdi de tüm Müslümanların (hatta tüm insanların) dokunulmaz kılmalarını, kutsamalarını istiyorlar.

Anlaşılacağı üzere, hareketin tüm yığınağı Fethullah Gülen imajı üzerine yapılmıştır. Fethullah Gülen imajı çöktüğünde hareket yerle bir olacak. Ekrem Dumanlı’nın ve başka yazarların, Fethullah Gülen’i, İmam-ı Azam Hazretleriyle, İmam-ı Rabbani Hazretleriyle mukayese etmesi, onların hayatıyla Fethullah Gülen’in hayatını benzeştirmesi, böyle bir densizliğin ve dengesizliğin ürünü.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir