CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(26.02.2014)-BÜYÜK HESAPLAŞMA

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(26.02.2014)-BÜYÜK HESAPLAŞMA

Kemalizm ve Kemalist devrimler, Osmanlının kalbinde Osmanlıya karşı en büyük ihanet hareketiydi. Osmanlının kalbi olan İstanbul, aynı zamanda ümmetin de karargahıydı, bu karargah hilafet merkeziydi, bu sebeple Kemalist devrimler İslam’a ve Müslümanlara karşı “evin içinden” bir isyan hareketiydi. İngiliz hariciyesinin Osmanlıya karşı yürüttüğü gizli operasyonların sonuncusu ve en büyüğü idi. Bu proje ile final yaptılar, Osmanlıyı yıktılar, Müslümanları halifesiz bıraktılar.

Fethullah Gülen örgütü, cumhuriyet döneminde, Kemalist örgüt ve projeden daha büyük bir operasyondur. Çünkü Kemalist hareket, Müslüman görünerek değil, laik ve ateist niteliğiyle İslam’a savaş açmış, İslam’ı tasfiye etmeyi hedef edinmişti. Fethullah Gülen örgütü ise doğrudan İslam’la beslenen, İslam’ın içinden çıkan, tabanı da saf Müslüman olan bir harekettir. Bağlılarını İslam ile harekete geçiren, cennet vaadi ile fedakarlık yaptıran, Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam ile aldatan bir özelliğe sahiptir. Bu açıdan bakıldığında, tam kalbimizden vuran bir ihanet şebekesidir.

Tayyip Erdoğan’ın bu ihanet şebekesiyle hesaplaşmamasından korkmuştuk. Bildiğimiz veya bilmediğimiz birçok sebeple Erdoğan’ın bu örgüt ile hesaplaşmaması mümkündü. Veya ciddi bir hesaplaşma olmaz, satıhta bir kavga yapılır ama derinlere inmez, örgüt tam manasıyla tasfiye edilmez, gücünü nispeten de olsa koruyarak süreçten çıkabilir endişesi yaşadık. Örgütün Müslüman olduğu iddiası, tabanının da gerçekten Müslüman olması, Tayyip Erdoğan’ın hesaplaşmasını önleyecek temel sebepti ve zaten bu sebeple hesaplaşma gecikti. Erdoğan ve Akparti üst yönetimi, Müslümanlara zarar verme endişesiyle bu işten uzak durdular ve yine uzak dururlar korkusunu bir müddet yaşadık.

Endişemizin sebebi, Erdoğan’ın bu ihanet şebekesiyle hesaplaşmaması durumunda kimsenin başedemeyeceği kadar büyümüş olmalarıydı. Allah’ın hikmetine bakın ki, ihanet örgütünü Erdoğan’a saldırttı, ecelini Erdoğan’ın eliyle vermek için…

İhanet örgütü o kadar ağır ve o kadar ahlaksızca saldırdı ki, Erdoğan’ın bu saldırı karşısında “bana ne” deme ihtimali kalmadı. Meselenin bu gün geldiği nokta, Erdoğan’ın bu örgütün hesabını görmeden bir gün bile rahat uyuyamayacağı bir safhadır. Bu sebeple kendimizi daha emniyette hissediyoruz, çünkü bu hesap mutlaka görülecektir.

*
Tayyip Erdoğan, Fethulla
h Gülen veya İsrail’e teslim olsaydı, yazarlarımızdan Nurettin Saraylı’nın ifadesiyle, “Tuvaleti som altından saraylarda yaşatılırdı”. Kendini değil de bu milleti ve Müslümanları düşündüğü için hem müthiş tekliflere hem de dehşet tehditlere rağmen yolunu değiştirmedi. Yeryüzündeki devasa güç merkezleriyle bu ülkede savaşmak pahasına bir yol tercih etti. Yani bizim için savaş meydanına atıldı. Bunu görmemek, takdir etmemek, buna rağmen ipe sapa gelmez mazeretlerle Erdoğan’a karşı olmak hiçbir şekilde izah edilemez.

Biz Erdoğan’ın, “Müslümanlar arası kavgaya sebep olmak istemem” cinsinden bir gerekçeyle ihanet şebekesini tasfiyeden çekinmesinden korktuk. Bu işin sonuna kadar gideceğini söyleyen Tayyip Erdoğan’ın, sonuna kadar yanında olmayı manevi mesuliyet bildiğimizi kayda geçelim. Kendisi ve ailesinin ikbali için çalışan bir adamın, bu kadar tehdidi göze almayacağını, bu kadar büyük teklifleri geri çevirmeyeceğini bilecek kadar feraset sahibi olmak zorundayız.

*
İhanet şebekesiyle hesaplaşma, Müslümanların bu ülkedeki son büyük hesaplaşmasıdır. Bu hesaplaşmada mevzi tutmayan Müslümanların mesul olduğunu düşünüyoruz. Fethullah Gülen örgütünün ihanet içinde olduğu apaçık ortaya çıkmışken, meseleyi başka zeminlere çekenlerin, en hafif tabirle ferasetinin kapandığını söylemek zorundayız.

Bu süreçte hükümetin bazı ihtiyaçlar içinde olması, mücadeleyi etkili ve netice alıcı şekilde yürütebilmesi için bazı araçlara ihtiyaç duyması tabiidir. Bunlardan birisi olan MİT kanunundaki değişikliğe karşı çıkmak meselenin ciddiyetini anlamamaktan ibarettir. Akparti hükümetten gittikten sonra Müslümanların aleyhine kullanılır endişesiyle MİT kanunu değişikliğine karşı çıkmak, düşmanın eline geçebilir endişesiyle cepheye mühimmat göndermemek gibi bir saçmalık ve gerizekalılıktır. Bazı Müslüman yazarların bu türden saçmalıklarla cepheyi (istemedikleri halde) içeriden çökertmeye katkıda bulunduklarını görmek çok rahatsız edicidir. Polise ve askere güvenemeyen hükümetin, ihanet şebekesiyle hesaplaşabilmek için MİT’e operasyon yetkisi vermek istediğini anlamayan ahmakların bu işlere karışmamasından fayda var. İhanet şebekesine karşı yürütülecek operasyonları MİT’e havale etmek bu safhada çok makuldür. Özellikle de MİT’e milletlerarası operasyon yetkisi vermek, ihanet çetesinin milletlerarası bir örgüt olduğunu bildiğimize göre zaruri değil midir?

Tayyip Erdoğan’ın ne yaptığını bilmediğini, kendinin üç kuruşluk bilgisi ile daha iyi düşündüğünü zannedecek kadar saçmalayan yazarlar, adil görünme çabasıyla cepheyi çökertecekler. Niyetleri bu olmasa bile, üç kuruşluk itibar kaygısıyla tuhaf tuhaf yazılar yazıyor ve cephe içindeki ümitleri zayıflatıyorlar. Bu tür ucubelikleri yapmayın…

Ölümüne bir mücadelenin sürdüğü bugün, mevzilerde yerini almayanlar yakın gelecekte muhakkak ki çok pişman olacaklar. Üzerinden zaman geçtikten sonra her şey zaten ortaya çıkacak, marifet, yaşarken doğru anlamak ve doğru mevzide bulunmaktır. Bugünkü imtihan, bugünkü yaptıklarımızla kazanacağımız veya kaybedeceğimiz bir hadisedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir