ÇİRKİN KONUŞMAK

Her türlü ayıp ve kusurdan münezzeh olan Yüce Rab’imiz, bedenimizi en lâtif ve en güzel şekilde tam olarak yaratmış, süslemiş, organlarımızın her birini vazifelendirmiştir. Bunlardan biri de dildir. Dili güzelleştirecek güzel söz, bizi Hakk’a ve halka sevdirecek dünya ve ahiretimizi mutlu kılacak olan çok mühim bir ameldir.

Dil, insanın insanlığıdır, içinin, dışının aynasıdır. Dil, insan ırkının en zor imtihanıdır. Dil, kimliğimizin birer fotokopisidir, hesabı en çetin olan et parçasıdır. Dilini arif yapan tüm hayatının arifidir. Dilini ahlakın kölesi yapan, iki dünyanın efendisidir. Dil insanın şerri ve hayrıdır. Dil insanın cenneti ya da cehennemidir. Bakalım bu konuda Efendimiz ve Kur’an ne diyor.

Evet, fahşadan ve çirkin sözden kaçamayanlara Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur :

“ Fuhuş söyleyene Cennet haramdır.” [Ebu Nuaym]
“Fahiş konuşmaktan sakının! Çünkü Allah Teâlâ ne fahiş konuşmayı ve ne de başkasına işittirmek için fahiş konuşmaya zorlanmayı sevmez.” Nesâî
Bir Ayet-i kerime’de şöyle buyrulmaktadır:
“Müminler arasında hayâsızlığın yayılmasını arzu edenlere işte onlara dünya ve ahirette can yakıcı azap vardır.” (Nûr: 19)
Yine Hadis-i şeriflerde şöyle ifade ediliyor:
“Hayâ ve az konuşmak imandan, fahiş söz ve çok söz nifaktandır.” [Tirmizi]
“Çirkin hareketler yapan, çirkin sözler söyleyenden Allahü teâlâ nefret eder.” [Tirmizi]
“Kim bana çene kemiklerinin arasın(daki lisanın)ı, bacaklarının arasın(daki ırzını korumay)ı tekeffül (garanti) ederse, ben de onun için cenneti tekeffül ederim” (Buhârî c. 7. s. 184).
“Müslüman o kimsedir ki, diğer müslümanlar onun dilinden ve elinden emindir. (selamettedir)” (Buhari, Müslim, Ebu Davut, Tirmizi,Nesâi)
“Allah Teâlâ, fâhiş konuşan, fâhiş konuşmak için kendisini zorlayan ve çarşılarda bağıran bir kimseyi sevmez.” İbn Ebî Dünya

Ayet-i kerime’de:“İnsanlarla güzel konuşun.” buyruluyor. (Bakara: 83)

Hz. Peygamber (s.a) Hz. Âişe’ye şöyle buyurmuştur:

“Ey Aişe! Eğer fâhiş konuşma bir insan olsaydı, muhakkak kötü bir insan olurdu.” Tirmizî, Hâkim

Olabildiğince boş konuşan, herkesi ve her şeyi bir alay konusu yapan, kendisinin, çevresinin, arkadaşlarının sırlarını araştırıp ifşa eden; her olaydan kendine has bir müstehcenlik çıkaranlar, dilinin kölesi olanlar, ar, namus, hayâ sınırını zorlayanlar; ne olur ki arkadaşlar arası muhabbet diyenler; çirkin sözleriyle çirkinleşenler; insanların hayâsını ayaklar altına alanlar; sözün doğruluğuna vakıf olamadan yalanlaşanlar; fahşanın karanlığında geceden de karalaşanlar; az düşünüp çok konuşanlar; söylenen her sözün kaydedildiğini unutup gaflete saplananlar, bu gidiş nereye?

Hiçbir şey bizi konuşma tarzımız kadar ele vermez. Çünkü Konuşma aklın fihristidir.
Kullandığımız kelimeler nasıl yaşadığımızı ve yaşayacağımızı belirler. İnsan ne olduğu dilinden yani konuşmasından belli olur. Ağzımızdan çıkan sözlerin mahiyetini, keyfiyetini dert edelim. Çevrimiz özellikle kendimizi yeniden bir sorgulayalım. Kontrol edelim. Kendimize yeni bir format atalım. İnsanlar ve dahası Rab’imiz bizi dilimizin çirkinliği ile tanımasın ve bilmesin. Güzel ve hayır konuşmak ahlaktandır. Güzel ahlak ise imandandır.

Unutmayalım ki Kelimelerimiz kimliğimizi giydirdiğimiz kıyafetlerdir. Kıyafetimize önem verelim. Fahşadan, edepsizlikten, fenalıktan, haddi aşmaktan, küfürden, kibirden, gıybetten, yalandan, ahlaksız söz ve anlatılardan, fıkralardan elbisemizi koruyalım ve temiz tutalım. Çünkü bunların her biri daha fazlası “çirkin ve fahşa olan dilin” oyuncularıdır.

Bir söz vardır, Kuşlar ayaklarıyla, insanlar dilleriyle yakalanır. Mahşeri Kübra’da, sahifelerin açıldığı, kendimizin sadece kendimizle kaldığı o zor zamanda, dilimiz bizim şahidimiz olacaktır. İşte orada dil Rab’inin emri altındadır. Hiçbir edepsizliğin, boş sözün, çirkinliğin olmadığı cennete, dilini çirkin ve fahşa konuşturmaktan alıkoyanlar ulaşacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir