DUYGU EĞİTİMİ-1-GİRİŞ-1-

Hususi ilgi ister duygu… Eğitimi özel metot gerektirir, yoğun dikkat ve yüksek duyarlılık şarttır. Hoyratça yapılacak bir iş değil, kendi haline bırakıldığında ise asla insana yakışan bir “duygululuk hali” meydana gelmez. Kaotik bir duygu hali sarar insanın içini, insan şeklinde yaratılmış varlıkları insanlıktan çıkarır. İnsanın tabiat toplamı, insani olmayan birçok özellik taşır. İnsanda bulunan duygular, insanda bulunduğu için “insani özellikler” taşımak zorunda değildir. İnsanda, hayvani duygular da mevcuttur. Bu husustaki en açıklayıcı bilgi ve fikir, Haki Demir’in sitemizde (www.fikirteknesi.com) yayınlanan “İnsan tabiat haritası” başlıklı yazı dizisidir.
Aslında yanıldığımız nokta, insan suretinde yaratılmış olmayı, insan olmak için kafi görmemizdir. Oysa insan, diğer canlılardan çok farklı olarak, müthiş bir tabiat zenginliğine sahiptir. Bir hayvan cinsine baktığımızda, onun sureti (şekli) aynı zamanda onun tabiatını da gösterir. Çünkü hayvanların tabiatı, kendileriyle sınırlıdır ve değişmez.
Kabul edemediğimiz nokta, insan şeklindeki varlıkların, insani özelliklerin dışında da özellikler taşıdığıdır. İnsanlar da hayvanlar gibi sınırlı bir tabiata sahip olsalardı, problem olmayacaktı. Ne kadar kabul edemesek de, insan denilen varlık, hayvanların tabiatını da içinde taşıyan, onların özelliklerine de sahip olan, bu sebeple hayvan gibi yaşamayı da, insan gibi yaşamayı da becerebilen bir varlıktır. Bundan dolayıdır ki eğitim ihtiyacımız var.
İşin zor tarafı, zengin tabiat özellikleri arasından, insani olanları seçip bulmak, onları öne çıkarmak, onlar üzerine bir kişilik oluşturmaktır. Bu problem sadece duygu çeşitleriyle ilgili değildir, aynı zamanda “duygu aralıklarıyla” da ilgilidir. Bir duygu hem insani hem de hayvani olabilir. İnsani olan kısmı, belli bir “duygu aralığı”dır. O aralık aşıldığı zaman hayvani sınıra girilmiş olur. Bir taraftan “duygu çeşitlerini” tespit etmek gerekirken, diğer taraftan “duygu aralıklarını” tespit etmek gerekir.
Duygu çeşitlerini tespit etmek, duygu aralıklarını tespit etmekten daha kolaydır. Duygu aralıklarını bulmak, genellikle insan ve hayvanlarda ortak olan duygu çeşitleri içindeki “insani sınırı” tespit etmeyi gerektirir. Yaşanılan problemlerin çoğunluğu, duygu çeşitlerinde değil, duygu aralıklarından kaynaklanmaktadır.
Enerjinin insandaki kaynağı duygudur. Bu enerji, biyolojik-fizyolojik enerji değil, o bedenle ilgili olandır, bizim anlatmaya çalıştığımız insani enerjidir. İnsan, herhangi bir konuda duygu üretemiyorsa veya duygu doğal olarak meydana gelmiyorsa, o alanda faaliyet gösteremiyor. Bir konuda sıfır duygu varsa, sıfır faaliyet vardır. Hatta insanın bir konuya yönelmesi bile o konu ile ilgili bir duygu faaliyetinin olmasını şart kılıyor. Yani faaliyetten önceki durum olan yönelme bile duygu ile mümkün olabiliyor. Yönelişimizi bile belirleyen duygu olduğuna göre, duygu, düşüncenin bile kaynağını oluşturuyor. “Duygusuzluk” halini herkes yaşamıştır ve kendi hayatından konuyu anlaması mümkündür. Canının bir şey yapmak istemediğini söyleyen kişinin aslında duygu üretimi durmuştur.
Mademki duygu düşüncenin ve eylemin kaynağıdır, öyleyse eğitimin ana konusu duygudur. Öyleyse “duygu eğitimi”, eğitim konusunun temelidir. Bu konu üzerinde hiç çalışılmamış olması ise ilginçtir. Bir konunun temelinde çalışılmadığı takdirde, ayrıntıları üzerinde yapılan çalışmalar, sonuç almaya yeterli olmuyor. Çürük temel üzerindeki bina bir şekilde yıkılıyor. Duygu insanın asıl enerji kaynağı olarak kabul edilmeyince, “duyguyu kullanmak” diye bir başlık oluşmuyor, onun yerine duygu ile çatışmak zorunda kalınıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir