DAĞA ÇIKACAK ADAM ÇOK DA…

DAĞA ÇIKACAK ADAM ÇOK DA…
Güneydoğu’da dağa çıkmanın yollarını kesmeye çalışıyorlar. Dağa çıkmanın yolunu kesmek mümkün değil. Türkiye’deki siyasi ve hukuki sistem insanların isyan duygularını hortlatacak kadar fazla. Hatta Kemalist siyasi sistem, bırakın Türkiye’yi tüm Ortadoğu, balkanlar ve Kafkasya halklarını dağa çıkaracak kadar çok sebep üretiyor. Sadece Kürtler için mi? Hayır… Türkiye’deki tüm siyasi düşünceler için dağa çıkmanın sayısız sebebini her gün üretiyor.
Pekâlâ, neden Kürtlerden başka hiçbir siyasi düşünce taraftarları dağa çıkmıyor? Türkiye’deki doğru soru, “Kürtler neden dağa çıkıyor” sorusu değil, “neden diğer siyasi düşünce mensupları dağa çıkmıyor” sorusudur.
Mesela Müslümanlar neden dağa çıkmıyor? Bizim içinde bulunduğumuz siyasi düşünce havzası bu, dolayısıyla bizim için öncelikli soru da bu. Tekrar edelim, Müslümanlar neden dağa çıkmıyor?
Tüm hakları verildiği için mi? Böyle bir cevap komik. İzaha bile ihtiyacı yok. Her şeyi bırakın, sadece eğitim hakkı bile hala verilmiş değil. Kız çocukları orta ve yüksek öğretimde başörtüsü ile okuyamıyor. Bir siyasi sistem düşünün ki, tüm eğitim kurumları elinde olmasına, müfredatı kendisi belirlemesine rağmen, on beş yaşındaki çocuğu ikna edemeyeceğinden korkuyor olmalı ki, okula başörtüsü ile almıyor. Düşünebiliyor musunuz, tüm imkanlar elinde olmasına rağmen…
Ne kadar “saçma” bir siyasi sistem kurmuşlar ki, on-onbeş yaşındaki çocuğu, eğitim kurumları kendi elinde olmasına rağmen ve müfredatı kendisi belirlemesine rağmen, ikna edemiyor. İkna edemeyeceğine ikna olduğu için okula almıyor.
Başörtüsü ile okula almadığı çocuğun, tahsil yılları boyunca nasıl bir hınç, öfke, kin ile dolduğunu da fark etmiyor. Dehşetengiz bir öfke birikimini anlamıyor. Her neyse… Konumuz başörtüsü değil, dağa çıkma meselesi…
“Niye dağa çıkmazlar?” sorusunu takip etmeye devam edelim.
Haklarını alamadıklarına göre ve haklarını hukuk yoluyla alamayacaklarını anladıklarına göre, neden dağa çıkmazlar? Anayasa mahkemesinin başörtüsü konusundaki nihai kararı malum, AİHM den de aleyhe karar çıktığı malum. Öyleyse hukuk yoluyla haklarını alamayacakları açık… Öyleyse?
Öyleyse Müslümanlar korkak oldukları için mi dağa çıkmıyorlar? Bu ihtimale nasıl bel bağlanabilir ki? Dünyadaki (en azından İslam coğrafyasındaki) mukavemet hareketlerine bakıldığında Müslümanlar, “cesaret destanları” yazıyorlar. İslam tarihi de bunu tescil etmiştir. Zaten imanı olanın korkusu mu olurmuş?
Öyleyse neden? Kimsenin farkına varmadığı bir cevabı var bu sorunun.
Dağda karargah yok. Yani dağa çıkma imkanı yok. Dikkat. Dağa çıkma sebebi ve cesareti değil, imkanı yok. Boş dağda ne yapacaksın?
Anlaşılıyor mu PKK nın yaptığı işin en olduğu? PKK, dağa karargah kurabildi. Dağı, ülkenin dağları ile birlikte kuzey Irak’ın dağları olarak da anlayın. Dağda karargah varsa, dağa çıkacak adam çok olur.
Dağa çıkmak için siyasi sebepler gerekmez. Herhangi bir problemle karşılaşan insanların gözü dağa dönüyor. Türkiye’de, günlük problemlerden dolayı dağa çıkacak sayısız insan bulursunuz. Dağda uğrayacak bir karargah olsa, günlük binlerce insan dağa çıkar bu ülkede.
Anlaşılıyor mu PKK neden bitmez. Dağda karargah bulunduğu müddetçe, dağa çıkışların arkası kesilmez. Yahu bu millet, sevdiği kızı vermediklerinde bile dağa çıkabilen bir zihni evrene sahip. Siz neyin önüne geçebileceğinizi zannediyorsunuz?
Müslümanlar meselesine gelince…
Müslümanlar dağa çıkamayınca yani dağda karargah kurulamayınca, siyasete yöneldi. Siyaset müessesesi yakın zamana kadar ülkedeki siyasi rejim ile hesaplaşmamıştı. İlk defa AKPARTİ, ülkenin siyasi rejimi ile hesaplaşmanın mecrasını oluşturdu. Kemalist rejimle hesaplaşmanın siyasi havzasını, iklimini oluşturdu. AKPARTİ’NİN neden bu kadar çok oy aldığını ve neden bir türlü oyunun azalmadığını anlamayanlara söylüyorum. AKPARTİ, ülkedeki Kemalist siyasi rejimle hesaplaşmanın karargahı haline geldi. AKPARTİ kurucu iradesi bu niyete sahipti veya değildi… Halk (özellikle Müslümanlar) AKPARTİ’Yİ, rejimle hesaplaşmanın karargahı olarak gördü. Hesaplaşma yönünde atılan her adım, partinin oyunu artırdı.
AKPARTİ, hesaplaşmayı rafa kaldırmadıkça, oyu yüzde otuz beşin altına inmez. İla nihaye birinci partidir. Birinci partilikten düşmesi için iki ihtimal var; ya hesaplaşmayı bırakır veya hesaplaşma neticelenir.
Özellikle de hesaplaşmanın ortasında olduğumuz bu dönemde (haziran seçimlerinde) oy kaybetmesi mümkün değil. Oylarının yüzde kırkbeşler civarında seyretmesi, hesaplaşmanın karargahı olarak görülmeye devam ettiğinin işaretidir.
Netice olarak; dağdaki karargah devam ettiği müddetçe PKK’YI, rejimle hesaplaşmayı devam ettirdiği müddetçe de AKPARTİ’Yİ geriletmek mümkün değil.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Share Button

DAĞA ÇIKACAK ADAM ÇOK DA…” üzerine 2 düşünce

  1. Kimsenin sormaya cesaret edemediği soruları sormuş ve sarih cevaplar vermişsiniz. Söylenecek iki laf vardı, ikisini de söylemişsiniz.
    Başarılarınızın devamını diliyorum.

  2. amerikanin ırakı işgaline nasıl göz yummuş isek bu zihniyet libyanin işgalinede göz yumacak allah bu başımızdakileri bildigi gibi yapsın rabbım her şeyin iyisini iblir

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir