DARBE ANAYASASI BU MİLLETE KESİLEN RACONDUR

DARBE ANAYASASI BU MİLLETE KESİLEN RACONDUR

Beş general kafa kafaya veriyor ve darbe yapma kararı alıyor. Darbe yapmak… Yapıldığı tarihteki Türk Ceza Kanununa göre cezası idam olan bir suç. Hem de teşebbüsünün cezası idam olan bir suç… Darbeyi yapıyorlar ve suç teşebbüs aşamasını geçiyor ve tamamlanıyor. Cezası, idam…

Darbeyi yapıp idamlık bir suç işledikten sonra, seri halde idamlık ve daha az cezası gerektiren suçları işlemeye başlıyorlar. İşledikleri suçların sayısını bilmiyoruz. Kaç bin defa idamı gerektiren suç işlediklerini, kaç bin defa müebbet hapis cezasını gerektiren suç işlediklerini ve kaç bin defa daha hafif cezayı gerektiren suç işlediklerini bilmiyoruz. Ne kayıt tutulmuş ve ne de tutulan kayıtların arşivleri ortada…

Bir suç çetesi darbe yapmış ve saymakla bitiremeyeceğimiz kadar çok sayıda suç işlemişler. Kendilerinin ifadesine göre, hem darbeyi ve hem de işledikleri suçların tamamını, “emir-komuta zinciri” içinde gerçekleştirmişler.

Suç çetesinin Silahlı Kuvvetler tarafından emir-komuta zinciri içinde kurulması ve suçların emir-komuta zinciri içinde işlenmesi, fiillerin suç mahiyetini ortadan kaldırır mı? Bu ne kadar ucube ve manasız bir soru… Lakin bu ülkede sorulması gerekiyor. Zaten bu sorunun ülkede “mana” ifade ediyor olması ve sorulmasının garip karşılanmaması başlı başına bir facia… Ne var ki vaka…

Anayasayı önce askıya alıp sonra ilga ettiğini beyan eden askeri çete, daha sonra “hükümet” kuruyor. Yaklaşık üç yılda sayısız suç işliyor. İnsanlar ve hayatlar üzerinde kuralsız ve sınırsız bir suç işleme hürriyeti(!) ve salahiyeti(!) ile vicdansız, hoyrat, alçak bir suç makinesi gibi çalışıyor.

Yukarıdaki ifadeleri unutun ve şimdi şunu okuyun.

Mahallenizi bir mafya çetesi basıyor. Mahalledeki tüm düzeni bozuyor, tüm yetkileri iptal ediyor, hayatın akışını baştan sona değiştiriyor. Tüm bunları yaparken sadece gücüne güveniyor. Zira mafyanın eli silahlı adamları var ve mahallede silahlı adam yok. Direnemiyor mahalleli. Mafya mahallede gasp yapıyor, tecavüz ediyor, insanları işkencelerden geçiriyor vesaire. Arkasından da kendine göre bir düzen kuruyor ve diyor ki, “ben yakınlardayım, bu düzenin dışına çıkarsanız tekrar gelirim”.

Mahalleli, mafya gittikten sonra o düzene sadık bir şekilde yaşıyor. Aralarındaki ihtilafları o düzene göre çözmeye çalışıyor.

O mahalleliye söylenecek bir şey var mı? Kızlarına tecavüz eden, mallarını gasp eden, insanlara işkence eden ve bir kısmını öldüren mafya düzenini değiştirmek için çaba göstermeyen mahalleliye söylenecek bir şey var mı? Mahallelinin bir kısmının o düzeni değiştirmek için çaba sarf etmeye başladığında bir kısmının onlara karşı çıkması ve mücadele etmesi ne demek? Bunlara söylenecek bir söz var mı? Bunlara “söz” söylenir mi? Söz insanlar için değil mi?

Bu misal maksadı iyi anlatamadı diyorsanız şunu okuyun.

Bir şirket güvenliğini sağlamak için güvenlik elemanı istihdam ediyor. Bu personelin maaşını ve silahını veriyor ve diyor ki, “benim güvenliğimi temin et”.

Güvenlik elemanları bir müddet sonra şirketi basıyorlar ve yönetime el koyuyorlar. Şirketin nasıl yönetilmesi gerektiğine, neler yapması gerektiğine ve özellikle de kendi maaşlarının ne kadar olması gerektiğine dair bir tüzük hazırlıyorlar. Genel müdürü, bölüm şeflerini ve personeli değiştiriyorlar. Bir ara patronu da (yani halkı) değiştirmek istiyorlar ama bunun pratikte mümkün olmadığını görüyorlar. Kendi konumlarına çekilmeden önce de şunu söylüyorlar, “bu tüzüğün dışına çıkarsanız tekrar gelirim ve daha fena yaparım”.

Patron bu durumda güvenlik elemanlarının işine son vermeli değil mi? Fakat bunu yapamıyor zira şirket güvenlik ihtiyacını karşılamak zorunda. Fakat bu durumda da güvenliğini karşılayacak personeline karşı bir güvenlik birimi daha oluşturmak zorunda kalıyor.

Bu misal fazla kullanılan bir misal, bize daha orijinal misal ver mi diyorsunuz, o halde şunu okuyun.

Ülkenizi yabancı bir ordu işgal ediyor. Hükümet üyelerinizi tutukluyor ve asıyor. Tüm düzeninizi değiştiriyor. İnsanlarınıza işkence ediyor, bir kısmını işkencede bir kısmını darağacında öldürüyor. Mallarınızı gasp ediyor, namusunuza tecavüz ediyor. Ülkenin iktisadi kaynaklarını yağmalıyor. Tüm bunlardan sonra size bir anayasa yapıyor ve değiştirebildiği kadar kanunları değiştiriyor ve daha sonra yapılacak kanunların da anayasaya aykırı olamayacağı kuralını getiriyor ve ülkesine çekiliyor. Giderken de diyor ki, “sakın ha, bunları değiştirmeyin ve bizim istediğimiz gibi yaşayın”.

Bu misal olmadı mı? Vatanınızı yabancı ordunun işgal etmesi ile milli ordunun işgal etmesi arasında mahiyet farkı mı var? Niye olmadı bu misal? Aynı suçu işleyen yabancı ülke subayı olması ile yerli subay olması arasında nasıl bir fark olabilir ki? Yerli subay cinayet işlediğinde cani olmasına mani olan nedir? Mesele işlenen filler mi yoksa fiili işleyen kişiler mi? Konunun özü tam burası… Yerli subaylar cinayet bile işleyebilirler ama yabancı subaylar kılımıza bile dokunamazlar öyle mi? Darbe, milli ordunun vatanı işgali değil midir? İşgal aynı işgal, cinayet aynı cinayet, suç aynı suç…

Bu misal de mi olmadı? Şunu okuyun öyleyse bir de…

Sizden güçlü (mesela silahlı) biri gelip malınızı gasp ediyor. Müracaat edeceğiniz bir mercii yok zira gasp eden güç, canınızı, malınızı ve namusunuzu koruması ve güvenliğinizi sağlaması gereken mercidir. Malınızı gasp ettikten sonra mülkiyetin nasıl el değiştireceğine dair gasp fiilini de içine alan bir düzenleme yapıyor. Mülkiyetin el değiştirme yolları arasında bir de gasp usulü geliştiriyor. Bu kurala kanun ve hatta hukuk diyor. O kurala (kanun veya hukuka) uymanız gerekir mi? Yani o kural meşru ve sahih midir? Buna hukuk denir mi?

Böyle oluşturulan kurallara hukuk diyenler öncelikle “hukuk”u katlediyorlar. Hukuk bu kadar horlanır ve bu kadar iğdiş edilirse o ülkeye hukuk bir daha gelir mi?

Bu misal de mi olmadı? Benim ufkum bu kadar. Bu misal de meseleyi açıklamadıysa herkes kendi misallerini bulsun. Bana bu kadarı kafi geliyor.

Kıssadan hisse…

1982 darbe anayasası, suç çetesinin sayısız suç işleyerek oluşturduğu bir metindir. Sayısız sebeplerle “keenlemyekundur”. Bu anayasanın değiştirilmesi gerekmiyor. Zira bu anayasa, yok hükmündedir. Ülkenin bir anayasaya ihtiyacı var. Olmayan bir anayasa ile 30 yıldır idare ediliyor. Artık bu zillete tahammül etmekten kurtulalım.

Hukuk, kendi meşru süreçlerine tabi olarak oluşturulur. Eşkıya, hukuk üretemez ancak racon keser. Darbe anayasası, bu millete kesilen racondur. Bu millet, kendine racon kesenlerin başını kesmeyi alışkanlık haline getirmedikten sonra, daha çok racon kesene rastlayacaktır.

Haki DEMİR

demirhaki@gmail.com

DARBE ANAYASASI BU MİLLETE KESİLEN RACONDUR” hakkında 2 yorum

  1. Bundan daha açık ve net, bundan daha çarpıcı nasıl anlatılabilirdi bu durum, bilemiyorum. Pes doğrusu!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir