DARBEYE KARŞI MUKAVEMETİN KODLARI

DARBEYE KARŞI MUKAVEMETİN KODLARI

(Terkip ve İnşa dergisi 17. sayı)

Darbeye karşı mukavemetin yaygınlığı ve derinliği dikkat çekiciydi. Bu meselenin özellikle tetkik edilmesi lazım, zira bu meseleyi anlamazsak, mukavemet kaynaklarını ve cephelerini tahkim edemeyiz.
*
Orduda mukavemet eden subaylar oldu. Orduda emir-komuta zinciri önemli ve geçerlidir, subayların mukavemetinin temel sebeplerinden birisi budur, zira darbe teşebbüsü emir-komuta zinciri içinde gerçekleşmedi. Bu noktayı asla unutmayalım zira emir-komuta zincirine bağlı bir darbe teşebbüsünde bu sebebin geçerli olmayacağı açıktır. Subayların mukavemet etmesinin bir sebebi de, darbe teşebbüsünün FETÖ illegal çetesi tarafından yapılmış olması, onlara karşı hem orduda hem devlette hem de halkta ağır bir husumetin bulunmasıdır. Bunu da unutmayalım, zira emir-komuta zincirinde gerçekleşecek bir darbe teşebbüsünde bu sebep de geçerli değildir. Subayların mukavemet etmesinin son sebebi, devlete ve millete sadakattir, bunu derinliğine tetkik etmeli ve ne kadar yaygın olduğunu bilmeliyiz, zira bu sebep, emir-komuta zinciriyle gerçekleştirilecek bir darbe teşebbüsünde geçerlidir, bu sebebin subayların zihni dünyasında yaygınlaşması ve derinleşmesi için tedbirler alınmalıdır.

*
Emniyet yaygın şekilde mukavemet etti. Darbe teşebbüsünün FETÖ ihanet çetesi tarafından yapıldığı anlaşıldığı andan itibaren emniyetteki hainler dışındaki herkes mukavemet etti. Çünkü FETÖ ihanet çetesinden en fazla mağdur olan ve zarar gören emniyet mensuplarıydı. Emir-komuta zincirine bağlı olan darbe teşebbüsünde emniyetin bu sebebinin ne kadar geçerli olabileceğini araştırmalıyız. Emniyetin mukavemet etme sebeplerinden birisi, meşru hükumete bağlılığıydı, bu sebebin yaygınlığını tetkik etmeli ve derinleştirmek için tedbirler almalıyız. Emniyet, eskiden beri asker tarafından sürekli tahkir edildi, horlandı, küçük düşürüldü, bu sebebin de mukavemette katkısı olmalıdır, bunu da unutmamalıyız. Emniyetin esas mukavemet etme sebebi, millete bağlılığıdır, zira emniyet mensupları subaylar gibi halktan tecrit edilmiş bir hayat yaşamaz, halkın içinde yaşadığı için halktan daha fazla etkilenir ve ona daha fazla bağlanır. Bu sebebi derinleştirmek ve yaygınlaştırmak için tedbirler almalıyız.
*
Siyaset mukavemet etti. Hükumet hem gönüllü olarak mukavemet etti hem de mukavemete mecburdu, zira darbe gerçekleşseydi başlarına gelecek en hafif bela, hayatlarından olmaktı. Tayyip Erdoğan bu kadar kolay kurtulamazdı. Batı, “bize karşı gelen kahramanınız işte bu” diyerek tüm dünyada emsal olsun diye en ağır şekilde tahkir ve rezil ederdi. Ne var ki hükumet mukavemete mecbur olmasa da mukavemet edecekti, zira Tayyip Erdoğan’ın tarihi vazifesi buydu ve ilk defa bir tehlikeyle karşılaşmıyordu. Tayyip Erdoğan, on beş yıllık iktidarında benzer başka tehlikelerle de karşılaştı ve imtihanı sağlam şekilde geçti, bu sebeple sadece mecbur olduğu için mukavemet ettiğini söylemek hakkını yemek olur.
MHP, memleket ve millet sevgisinden mukavemet etmiştir. İçlerini çok fazla bilmediğimiz için teferruatlı tahlil yapma imkanına sahip değiliz. Fakat son aylarda MHP içindeki muhalefetin Devlet Bahçeli’ye karşı FETÖ tarafından organize edilmesi, mukavemet sebepleri arasında sayılmalıdır.
CHP, darbenin gerçekleşme ihtimalinin zayıflığından korkmuş olmalıdır. Çünkü darbeye destek verir ve darbe başarısız olursa, Kemal Kılıçdaroğlu da tutuklanır ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alırdı. CHP’nin sabıkasıyla birlikte meseleye bakılınca, mesela emir-komuta zinciri içinde darbeye teşebbüs edildiğinde karşı çıkacağını düşünmek ve darbe karşıtı cephede saymak hata olur, bu noktada dikkatli olmak şarttır.
*
Bürokrasi ciddi bir mukavemet gösterdi. Benim en şaşırdığım mesele, bürokrasinin mukavemetiydi. Bürokrasinin ve Akparti teşkilatının mukavemetinin bu derece yüksek olması ciddi şekilde tetkik edilmelidir. Bürokrasinin ve Akparti teşkilatının bu kadar cesaret ve samimiyet sahibi olma ihtimali bana mantıklı gelmiyor. Zira tanıdığımız insanlarda ne cesaret vardı ne de samimiyet… Peki nasıl oldu da şiddetli bir mukavemet gösterdiler? Bu sorunun cevabına en fazla ihtiyacı olan Tayyip Erdoğan’dır.
Bizim anladığımız kadarıyla bürokrasinin ve Akparti teşkilatının mukavemetinin temel sebebi, cesaret değil, korkuydu. Tayyip Erdoğan’ın şiddetli mücadelesi, teşkilatını ve bürokrasiyi, Fethullat Gülen’in ağır düşmanı haline getirmişti, eğer darbe başarılı olsaydı, hepsinin kellesi gidecekti. Yani mukavemete mecburdular, mecburiyetlerinin sebebi de korkuydu. Fethullat’ın anlamadığı meselelerden birisi de buydu, korkunun cesaret kaynağı olması… Kendine karşı muhalefet eden ve Erdoğan’ı destekleyen herkesi “dilsiz şeytan”, “münafık” gibi düşman mefhumlarıyla tehdit etmesi aleyhine neticelendi. Baş hain (ve baş ahmak), güçlü olduğu zamanlarda insanları tek tek kıstırıp tehditle sindirdiği zamanların tecrübesine yaslandı ve fena halde hata yaptı.
*
Halk kahramanlık sergiledi. Sebepleri bir tarafa, halk kahramanlık destanı yazdı. Halk için söylenecek çok şey var tabii ki… Seksen yıldır ordunun zulmüne maruz kaldı, kendi haklarını savunamayan liderlerin arkasında perişan oldu. Nihayet yiğit bir liderin arkasında cesaret ve öfke patlaması yaşadı.
Meseleyi Haki Beyin facebook’ta paylaştığı bir tespitle bitirelim:
“Darbe gecesi iki askerle bir teğmenin, kapısını çaldığında valiziyle kapıya çıkan DEMİREL başbakan olursa, halkın yapacağı bir şey kalmaz. Cesaret de korku de bulaşıcıdır, liderden yayılan cesaret veya korku, katlanarak halka iner. Lider cesur olursa, halkın ne kadar cesur olacağını hesaplayacak bir denklem bulunamamıştır.”
Mesele bu değil mi? Halkın, tek kelime etmeden teslim olan liderin peşinden gitmesi, ondan daha cesur olması mümkün mü? Hem neden yapsın ki bunu…
MUSTAFA KARAŞAHİN mustafakarasahin1@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir