DEĞİŞİM SÜREÇLERİNİN TABİATI-6-SİYASİ VE İÇTİMAİ DEĞİŞİM SÜREÇLERİ-2-

Siyasetin kanun yapma ve güç kullanma imkanı (iktidarı), cemiyeti şekillendirmenin zihni kaynaklarını harekete geçiriyor, iktidar sahipleri, ellerinde olan imkan ve vasıtalarla cemiyetin şekillendirilebileceğini zannediyor. İktidarın içtimai altyapısı da (iktidarı destekleyen halk da) siyasi alandan bunları yapmasını talep ediyor. Siyasi iktidarlar hem kendi kendine bakarken cemiyeti zorla da olsa şekillendirebileceklerini vehmediyor hem de kendinden taleplerin bu yönde olması karşısında akıl sıhhatini kaybediyor. Belli bir dünya görüşüne sahip olan halk kesimleri, başka bir siyasi anlayış tarafından yönetildikleri dönemde şiddetli direniş gösteriyor ve bunun tecrübesini üretiyor ama kendi fikirleri iktidara gelince o tecrübeyi unutuyor ve derhal iktidarın gücü ile halkı hizaya sokmaya başlıyor.
Siyasi iktidara talip olmak, onunla yapılacak bir şeyler olduğu içindir muhakkak. Siyasi alanı ele geçirmemiş bir fikriyat, tabii ki nihai hedefine ulaşamaz, içtimai sahadaki faaliyetlerinin siyasi alandaki gelişmelerle imtizaç etmesi zarurettir. Siyasi sahanın koruyucu-kollayıcı şemsiye vazifesini gerçekleştirmemesi halinde içtimai gelişmelerin ufku nihai menzilin çok berisinde kalır. Bu sebeple siyasi sahanın imkan ve iktidarını ele geçirmek, kullanmak gerekir.
Mesel, siyasi saha ile içtimai saha arasındaki muvazeneyi kurabilmek, kıvamını yakalayabilmektir. Hayatın dört temel alanı olan, siyasi, içtimai, iktisadi ve askeri alanın ele geçirilmesi, bunların imkan ve iktidarlarının kullanılması nihai hedefe ulaşmak için şarttır. Fakat bu dört temel alanın hayat için, mana, kıymet ve ağırlık haritalarının çıkarılması, bunların doğru anlaşılması ve doğru kullanılması gerekir. Dört temel alan, hayat ismi verilen müşterek havzada birbirine nüfuz etmiş halde bulunur, birbirlerinden farklılıklarını ve muhtariyetlerini (özerkliklerini) ince bir idrak ile görmek, ona göre davranmak lazım.
*
Akparti’nin kamu alanında, İslami hayata göre yaptığı düzenlemeler, fazla değil aksine azdır. Siyasi alandaki güç ve içtimai alandaki altyapı, Akparti’nin hayatı İslam’a göre tanzim etme hızından daha fazlasını taşıyacak noktadadır. Bu yazı serisinde anlattıklarımız, Akparti’nin yaptığı düzenlemelerin fazla olduğu, hayata gereğinden fazla müdahale ettiği şeklinde anlaşılmamalıdır, aksine sahip olduğumuz siyasi güç ve içtimai altyapı daha fazlasını gerektirmektedir. Anlatmaya çalıştığımız mesele, siyasi iktidarın, cemiyete ve hayata müdahalesinde takip edeceği usulün, hoyrat, kaba, düşüncesiz bir mahiyet taşımaması, aksine nazik, narin, zarif ve ince bir düşünce ile örülmesi ihtiyacıdır. Diğer taraftan, cemiyeti İslamileştirme süreçlerine sokacak, bu süreçleri idare edecek güç ve merkezler, esas itibariyle siyasi alanda değil, içtimai alandadır. Ülkede seksen yıldır sürdürülen mücadele, içtimai alanda yoğunlaşmıştı, siyasi alan Müslümanlara kapatılmıştı. İçtimai sahadaki fedakar çalışmalarla siyasi sahayı da ele geçiren Müslümanlar, siyasi iktidarı ele geçirmiş olmaktan dolayı işlerini bitirmiş, mesuliyetlerini yerine getirmiş değiller. Cemiyetin ve hayatın İslamileştirilmesi mesuliyeti içtimai merkez ve müesseselerdedir. Siyasi iktidarın yapacağı çok şey var ama özü itibariyle siyasi projeksiyonlar cemiyet inşasında zannedildiğinden daha az tesire sahiptir. Akparti’nin oluşturduğu “savunma şemsiyesi” altında faaliyetlerini daha kolay yapabilecekleri bugün, Akparti’yi tenkit etmekten ziyade asıl mesuliyetleri olan İslam’ın cemiyet ve hayatını inşa etme ameliyesiyle meşgul olmaları gerekir.
Müslümanlar, seksen yıllık mücadelelerinde cemiyet ve hayatın kılcal damarlarına kadar nüfuz ettikleri için bugünkü başarıları elde ettiler. Bu fikir, tatbikat ve tecrübeyi, siyasi iktidarın ele geçirilmesiyle çöpe atamazlar, atmamalılar. Her şeyi siyasi iktidarla yapma düşüncesi, Kemalist metottur, şapka için bile insan asmak gibi noktalara kadar ulaşan Kemalist metot, asla ve kat’a Müslümanların takip edecekleri usul değildir. Muhteva olarak Müslüman, usul olarak Kemalist olmak gibi ucube bir eklektizme kurban gitmeyelim. Siyasi ve içtimai sahada faaliyet gösterenlerin birbirini tenkit etmek yerine kendi mesuliyetlerine yoğunlaşması gerekir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir