DEVLET VE İSTİHBARAT

DEVLET VE İSTİHBARAT
Türkiye’de istihbarat kuruluşlarının düşünce adamı istihdam etme imkanı yok, zira Kemalist sistemin tüm kurumları halka karşı kuruldu, istihbarat ve emniyet birimleri ise her fırsatta halka ağır işkenceler yaptı. Türkiye’de polis ve MİT ile işbirliği yapmak, halk arasında çok ağır bir ihanet gibi görünüyor, bu nedenle daha uzun süre emniyet ve istihbarat teşkilatının düşünce adamı çalıştırma imkanı yok. Fakat bu noktada çok ciddi bir handikap var, istihbarat birimlerinde düşünce adamı istihdam etmek imkansızsa, devlet olmak mümkün değil.
Türkiye’de hala milletin devleti kurulmuş değil, bir müddettir bu iş için çalışılıyor ama hala alınacak çok fazla yol var. Taksim olaylarında görüldüğü gibi dünyada büyük bir koalisyon Türkiye’yi, Türkiye Cumhuriyetini bu millete teslim etmemekte ısrarlı, bu hedeflerine ulaşmak için içeride kullanacakları güçlü ekonomik lobiler, marjinal guruplar, illegal birimler mevcut. Milletin devleti kurulana kadar devlet-millet barışması sağlanamayacağı için, milletin devlet için çalışması pek mümkün değil, kamuya açık kuruluşların şeffaflığından dolayı çalışıyor ama gizli servislerde çalışmanın şartları hala oluşmuş değil. MİT veya emniyet istihbaratına çalışmanın “ajanlık”, “hainlik” yaftalarından kurtulabilmesi için yapılması gereken çok iş var.
Milletin devletinin kurulması konusunda kırılma noktası, MİT personeli olmanın, “muteber” bir statü haline gelmesidir. MİT personeli olmak, halkta ve özellikle de aydınlar sınıfında itibarlı bir iş haline geldiği gün, milletin devleti kurulmuş demektir.
*
İstihbarat teşkilatları Türkiye’de yerini bulmuş değil, seksen yıl önce bu ülkede devlet değil de, sadece bir yönetim, bir rejim kurulduğu için, hiçbir kurumun doğru merkezde örgütlenme, doğru hedeflere yönelme imkanı yoktu. Halktan bağımsız ve halka karşı bir rejim kurulduğunda, onun adı devlet değil sadece bir yönetim, bir rejim olur. Türkiye’de kurulan rejim, bu milletin batıya karşı tarih sahnesine çıkmasını önlemenin yerel savunma hattıydı, batı, bu millete karşı savunma hattını Ankara’da kurmuş, savunma hattına yerleştirdiği personeli de (asker, aydın, sanatçı vesaire) bu topraklardan devşirmişti. Batının Ankara’daki savunma hattının kalbini ise genelkurmay ve istihbarat teşkilatları oluşturuyordu. Bu durumda halk, kendi tarihi misyonu için yaptığı ve yapacağı her çalışmada, CIA, MI6, MOSSAD gibi örgütlerle MİT’i aynı cephenin kuruluşları olarak gördü. Yerden göğe kadar haklıydı çünkü MİT, CIA, MI6, MOSSAD ile birlikte çalışıyor ve bu halka karşı beraber operasyonlar yapıyordu. Bu nedenle halkın gözünde CIA ajanı olmakla MİT ajanı olmak arasında bir fark yoktu ve bu halkın derin irfanı tarafından yapılmış doğru bir teşhisti.
*
Akparti hükümetleri uzun müddet istihbarat ihtiyacını MİT dışından karşıladı. Çünkü Akparti halkın içinden geliyordu ve MİT, aynı halka karşı operasyon düzenlediği gibi Akparti hükümetlerine karşı da operasyon düzenledi. Hükümet MİT’ten faydalanmak bir tarafa, MİT’e karşı tedbir almak zorunda kaldı uzun süre.
Bir müddettir MİT içinde ciddi operasyonlar yapılıyor. Hükümet, tüm kurumlar gibi MİT’in de kendisine bağlanması (tabii olarak) istiyordu ve bu noktaya yavaş yavaş gelmeye başladı. Hakan FİDAN ile birlikte MİT, yeni bir anlayış kuşanmaya, bu anlayışa uygun personel istihdam etmeye başladı. Ne var ki istihbarat teşkilatları tabiatları gereği problemlidir, gizliliği prensip edinen bir örgütü dönüştürmek çok zor bir iştir. Bu nedenle MİT içindeki operasyonların hala istenen düzeye ulaşmamış olması anlaşılabilir bir durumdur.
Anlaşılabilir olmayan ise şu; hükümet sadece kendine bağlı bir istihbarat teşkilatı istiyor, oysa mesele bundan çok daha girift, çok daha derin… MİT’in hükümete bağlı olması ciddi ve gerekli bir konudur ama ondan daha önemli olan konu, istihbarat anlayışıdır. Akparti’nin, MİT’in reorganizasyonunda yapmaya çalıştığı anlayış inkılabı, genelkurmaya ve batılı istihbarat teşkilatlarına bağlı olmaktan çıkarıp, bu ülkenin hükümetine bağlanması yönündedir. Bu çok önemli bir konudur muhakkak ama meselenin özü bu değil. Bu çerçevede kalacak bir dönüştürme gayreti, yarın başka bir hükümet işbaşına geldiğinde MİT’in, milletin aleyhine çalışmasını mümkün kılacak derinliktedir. Mesele çok daha derindedir ve MİT’teki anlayışın çok radikal değişikliklere ihtiyacı var.
Bu konuya devam edeceğiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir