DİKKAT YOĞUNLAŞMASI VE DUYGU YIĞINAĞI

                         

Dikkat meselesi, zihni ve akli organizasyon türlerinden biridir. İnsan zihni, sürekli ve kesintisiz hareketlerin bulunduğu bir havzadır. Ki bu havzada aynı zaman içinde sayısız hareket mevcuttur.  Akıl bu havzada faaliyet gösteren merkezi unsurdur. Zihni faaliyetlerin tabi akışı içinde akıl hangi faaliyete yönelirse o istikamette bir "dikkat" organize etmektedir.

            Dikkat odaklama, dikkati yoğunlaştırma gibi çalışmalar yanlış temele oturuyor. Konu aslında dikkat odaklama değil, aklın yönlenmesidir. Akıl, zihin denen havzada hangi noktaya (konuya) yönelirse, dikkat o noktada merkezleşir (odaklaşır) veya yoğunlaşır. Bu sebeple meseleyi aklın faaliyetleri içinde ele almak gerekiyor.

            Kişinin aklının bir konuya yönelmesi için gerekli şartlar ve yönelmesini engelleyen sebepler vardır. Engelleyen şartları ortadan kaldırmak ve gerekli şartları oluşturmak gerekir.

            Güçlü akıllar için bu durum kolaydır. Fakat zayıf akıllar ve özellikle de gençlerin ve çocukların akıllarında "dikkat" konusu çok problemlidir. Gençlerin ve çocukların akılları zayıf olduğu için kendi faaliyetlerini tayin edememektedir. Temel sebebi ise gençlerin iç dünyalarının (zihinlerinin) merkezi unsuru AKIL DEĞİL DUYGU OLMASIDIR. İnsan zihninin merkezinin akıl haline gelmesi zaten GÜÇLÜ AKILLARDA MÜMKÜNDÜR.

            Gençlerin akılları duyguları tarafında vakumlanır. Akıl, duyguları engelleyecek veya duygulardan faydalanacak kadar güçlü ve gelişmiş değildir. Bu durumda yapılacak olan iş; dikkatin toplanacağı noktaya AKLI BİR DUYGU MARİFETİYLE SEVKETMEKTİR.

            Duygu, insandaki temel enerji kaynağıdır. Herhangi bir konuya herhangi bir duygu yönlendirilmezse, insan aklının o konuyla ilgilenmesi fevkalade zordur. Gelişmiş ve güçlenmiş akıllar, herhangi bir duygu akışı sözkonusu olmadan bir konu ile ilgilenebilirler ama gençlerin ve çocukların aklının bir konuya yönelmesi için o konuya DUYGU YIĞINAĞI YAPILMASI ŞARTTIR.

            Tılsımlı ifade tam da budur. "Duygu yığınağı"… Dikkatin toplanması gereken noktaya (konuya) duygu yığınağı yapmak gerekir. Duygu yığınağı yapmak, genelleştirilebilir veya standartlaştırılabilir bir durum değil. Bu sebeple her kişi için özel uygulanacak bir program geliştirilmelidir.

 

*

 

            Duygu yığınağının en bilinen ve en yaygın kullanılan şekli sevdirmektir. “Sevdirmek”, aslında en önemli zihni organizasyondur. Fakat her nedense, çocukların ve gençlerin mesela derslerini sevmeyecekleri hatta sevemeyecekleri bir türlü anlaşılmaz. Kaldı ki, “sevmek” gibi ağır bir duygu akışını derslere yöneltmeye çalışmak zaten yanlış ve zararlıdır. İnsanın hayatı boyunca sevebileceği çok fazla şey yoktur ve her önüne gelen konu veya varlık için sevdirme çabasına girilmesi, “sevme fiilini” kullanamaz hale getirmekte ve netice olarak “sevgisiz” bir nesil yetiştirilmektedir.

            Sevmek çok ağır bir duygu yığınağıdır. Çocukların ve gençlerin derslerini sevmesini temin etmek ise mümkün değildir. İmkansız olanın peşine gitmek, başarısızlığı kaçınılmaz kılmaktadır. Gençler veya çocuklar için “sevmek” fiilinden daha az duygu yığınağını gerektiren “dikkat formülleri” geliştirmek şarttır.

 

*

 

            Dikkat formülleri geliştirmek konusunda hassas olunması gereken ilk nokta, sözkonusu kişinin (gençlerin veya çocukların) hayatlarından alınan malzemelerin kullanılmasıdır. Kişinin zihni gelişmişlik seviyesi, zihni organizasyon türü, zihin havzasındaki malzemeler (bilgiler, intibalar, kanaatler, zuhur etmeye başlamış olan duygu çeşitleri) öncelikle teşhis edilmeli ve bunlarla dikkat formülleri üretilmelidir. Her insanın dikkat formülleri kendine hastır ve bunu standartlaştırmak kabil değildir. Bu sebeple doğrudan doğruya kişi üzerinde çalışmak gerekir.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir