DÜNYA BİLGİ MÜKTESEBATINI İHATA EDECEK TASNİF

DÜNYA BİLGİ MÜKTESEBATINI İHATA EDECEK TASNİF

(Terkip ve İnşa dergisi 5. sayı)

İlimlerin tasnifinde öyle bir harita oluşturmalıyız ki hiçbir bilgi vahidi boşta kalmasın, hiçbir bilgi vahidi yerini aramak zorunda kalmasın, hiçbir bilgi vahidi yerinden şikayet etmesin, hiçbir bilgi vahidi konulduğu yerde aykırı durmasın. Öyle bir tasnif yapmalıyız ki, hiçbir bilgi veya ilmin idrak ve izahı imkansız hale gelmesin, hiçbir bilgi ve ilim birbiriyle tezat teşkil etmesin ve çatışmasın, hiçbir bilgi ve ilim kendin maksatsız ve boşlukta bulmasın. Öyle bir tasnif yapmalıyız ki, her bilgi vahidi ve ilim dalı, bulunduğu yer itibariyle kendini izah etmiş olsun, sadece bulunduğu yer bile bir “izah” halini alsın. Öyle bir tasnif yapmalıyız ki, her bilgi vahidi başka bir bilgi vahidini ve ilim dalını, her ilim dalı ise içinde bulunduğu mecrayı ikmal etsin, büyük terkibi (medeniyet tasavvurunu) inşa etsin. Öyle bir tasnif yapmalıyız ki, her bilgi vahidi bir diğerini, her ilim dalını başka bir ilim dalını ihtiyaç haline getirsin, asla birbirinden müstakil hale gelmesin ve büyük fikri örgüyü nakış nakış dokusun.
*

İslam’ın bilgi telakkisini idrak etmeli, tasnifi bununla yapmalı fakat mevcut tüm bilgi müktesebatını ihtiva edecek büyük haritayı çizmeliyiz. Kendi bilgi telakkimiz olmadan, bilgi, ilim, irfan, tefekkür gibi temel meseleleri idrak ve izah etme imkanımız olmadığı malum, bununla beraber insanlığın tüm bilgi müktesebatını tasnif edemediğimizde dünyaya bir beyanname yayınlama, insanlığa bir teklifte bulunma mefkuresi oluşturamayız.
Bilgi parçalandı, bundan dolayı zihni dünyalar da parçalandı. Cemaatler kendi bilgi dünyalarını (ama bilgi telakkilerini) oluşturdu ve kısır ve dar bilgi dünyalarına mahkum oldu. Bir cemaat mensubu diğerini dinlemiyor, zira muhatabı kendi bilgi dünyasından bahsetmiyor. İslam’ın bilgi telakkisine vakıf olmayanların az sayıdaki eserden ibaret bilgi kaynağı, dar bir zihin oluşturduğu için, değil dünyayı ve insanlığı izah etmek, kendi dışındaki bir Müslüman cemaati bile izah etmekten aciz hale geldi. Problem bundan ibaret değil, aynı mesele aşağıdan yukarıya doğru dünya çapında misallere sahip. Batının bilgi telakkisine karşı uzun bir müddet direnen Müslüman dünya, zihnini ona kapattığı için batıdaki gelişmeleri anlayamadı. İdrak ve izah edemediği batı, dünyayı işgal ettiğinde teslim olmaktan başka çare bulamadı. Batıyı idrak ve izah edemediği için bilgi dünyası dışında bırakan Müslümanlar, kendi bilgi ve ilim telakkilerinden uzaklaştığı, o telakkinin insani her kıpırtıyı bile izah edecek derinlik ve genişlikte olduğunu unuttu ve gün geldi batıya şartsız teslim oldu. Batının bilgi ve ilim telakkisine teslim ve mahkum olduğu bugün, kendi üniversitelerinde ve diğer mahfillerinde başka bir bilgi telakkisine geçit vermemek için canla başla çalışıyor. Batının bilgi ve ilim telakkisine mahkum olanların bir kısmı ise, “pozitif bilim telakkisini” öyle bir noktaya kadar benimsedi ki, “mucize”yi inkar edecek noktaya geldi.
Dünyanın (ve batının) bilgi müktesebatını doğru anlamanın yolu, kendi bilgi telakkimize sahip olmak ve ilimlerin tasnifini buna göre yapmaktır. Batıyı batının bilgi telakkisi ile anlamaya çalışmak, zahiren ne kadar karşı olunursa olunsun, batılılaşmaktır. Kendi bilgi telakkimizi ve ilimlerin tasnifini kaybettiğimiz günden beri batıyı, batının anlayış ve kaynaklarından idrak etmeye çalışıyoruz, bu çaba bizi en derin şekliyle batılılaştırıyor. Batının epistemolojik işgalinden kurtulmanın yolu, batılı bilgi telakkisine vakıf olmak değil, aksine kendi bilgi telakkimizi oluşturmak, batı da dahil olmak üzere dünyanın tüm bilgi müktesebatını kendi tasnifimize tabi kılmaktır.
*
Tasnif dışı tutacağımız her bilgi vahidi ve ilim dalı, bizim dışımızda bir “gerçeklik” kazanıyor ve kaçınılmaz olarak bizden müstakil bir hayat alanı oluşturuyor. Hayatta bir karşılığı olduğu için de İslami anlayışın hayatı kuşatamadığı, İslam’ın dışında da bir hayatın mümkün, öyleyse laikliğin kaçınılmaz bir zaruret olduğu neticesi çıkıyor. Bu bizim kusurumuz, bizim eksikliğimiz. Yeryüzünde her kültür ikliminin ürettiği bilgi ve ilmin bizde bir izahı olduğunu gösterememek, İslam’ın hakikat olduğu temel fikrini zedeliyor.
Laikliğin temeli, din ile devletin birbirinden ayrılması değil, dinin; insan, hayat ve varlıkla ilgili tüm meseleleri izah edemeyeceği düşüncesidir. Bir bilginin, bilgi edinme yolunun, ilmin ve bunların tatbikatı olan amel yekununun haram kılınması, onun idrak ve izah edilmediği, idrak ve izah edilemeyeceği manasına gelmez. İzah edilmemiş bir bilgi ve fiilin haram kılınması, bilinmeyen ve anlaşılmayan bir meselenin men edilmesidir ki, bu durum dipsiz bir cahillik misalidir. Bütün Müslümanların haram kılınmış ilimlerle veya bilgi ve amel çeşitleriyle derinliğine idrak etmek için ilgilenmesi gerekmiyor, ne var ki o bilgi alanının tasnif içine alınması, izah edilmesi şart. Tasnif dışı tutulduğunda, Müslümanların (özellikle cahil veya sığ idraklilerin) yolu bir şekilde oraya düşüyor ve onunla meşgul oluyor. Tasnif dışı tutulan bilgi ve ilim çeşidi ile ilgili izah ve çerçeve olmadığı için Müslümanlar o gayya kuyusuna düşüyor.
*
Dünyanın tüm bilgi müktesebatını tasnif etmek, her bilgi ve ilmin makbul olduğu manasına gelmiyor. Müslümanlarda böyle bir tereddüt ve korku var, bu sebeple (ve başka sayısız sebeple) büyük tasnif haritasına ihtiyaç duymuyorlar. Makbul olmayan bilgi ve ilim türünün en uç noktası “sihir ilmi”dir ve haram kılınmıştır. Yapılacak tasnif, bunu da ihtiva edecek, kaynağı, maksadı, haram olma sebebi izah edilip, ana tasnifteki mevziine yerleştirilecektir. Bu yapıldığında sihir ilminin (yani haram ilmin) ihtiyaç olmadığını, aksine zararlı olduğunu izah etmiş oluruz. Tasnif dışı bırakılan her bilgi çeşidi ve ilim dalı, tasarrufumuz dışına çıkarılmış olur ki, ümmeti onun zararlarından muhafaza imkanı kalmaz.
Tasnif dışı bırakmak, aynı zamanda anlamamaktır. Anlamamak, acziyettir. İslam, sonsuz bilgi ve ilim kaynağıdır, acziyet Müslümandadır. Lakin Müslümanların acziyeti İslam’a mal edilmektedir. Bu sebeple tasnif dışı bırakılan bir bilgi ve bilgi alanı bırakmamak gerekir. Anlaşılamayan bir bilgi demeti kadar hayata tuzak kuran, İslami hayatın altyapısını imha eden başka bir ihtimal yoktur. Bir bilgi çeşidi veya ilim dalının tasnif dışı tutulması, onu anlamayacağımızı ilan etmektir ki, o alanda başka bir hayat gerçekliğinin meydana gelmesine fırsat tanımaktır.
Tüm bilgi ve ilim müktesebatını dikkatli ve sıhhatli şekilde tasnif edebilmek, tüm dünyaya (gayrimüslimler dahil) teklif sunmaktır. Böylece Müslümanlar, insanlığa karşı mesuliyetlerini de yerine getirmiş olur. Batı, sadece Müslüman alemi değil tüm dünyayı işgal etmiştir, dünyanın aklına, zihnine ve kültür evrenine kadar nüfuz etmiştir. Bizim dışımızdaki dünyanın da batı tasallutundan kurtulması gerekiyor, bunu yapabilecek yani dünyaya yeni bir bilgi ve ilim telakkisi sunacak olan tek kaynak İslam, tek kadro ise Müslümanlardır.
NURETTİN SARAYLI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir