DÜNYA DEVLETİ-6-İSTİHBARAT TEŞKİLATI-5- Kültürel hareket başlatmak

DÜNYA DEVLETİ-6-İSTİHBARAT TEŞKİLATI-5- Kültürel hareket başlatmak

Bir ülkede fikir hareketi başlatmak, yapılabilecek en derin, en etkili, en zor iştir. Kendi ülkenizdeki fikir hareketlerinin tabii seyri içinde başka ülkelere ulaşması, yayılması ayrı olmak üzere, bir ülkede, o ülkeye has ve size uygun bir fikir hareketi başlatmak, gerçek anlamıyla o ülkeyi etkilemektir ve dünyayı etkileme maharetinin pilot uygulamasıdır. Bu anlamda bir ülkede fikir hareketi başlatmak, uzun vadeli planlardandır.

Bir ülkede kültür hareketi oluşturmak ise fikir hareketi oluşturmaktan nispeten daha kolaydır. Fikir hareketi az insanla başlatılabildiği için daha kolay görünür, kültür hareketi ise o ülkenin tüm halkını veya halkın ciddi bir kısmını etkilemek anlamına geleceği için daha zor sanılır. Oysa fikir hareketi başlatmak ve halka maletmek, derinlik isteyen ve nesiller boyunca sürecek bir iş olduğu için daha zordur, buna karşılık kültür hareketi oluşturmak tek nesil üzerindeki operasyonlarla mümkündür.

Bir ülkede kültür hareketi başlatmanın en genel yolu ve başlangıcı, o ülke halkının sizin ülke ve halkınıza karşı iyi niyetli alaka duyması, kanaat sahibi olması, ruhi kanallarının size çevrilmesidir. Sizin “iyi” olduğunuzu, iyi şeyler yaptığınızı, kendileri için de iyi şeyler düşündüğünüzü ve istediğinizi kabul etmesi, buna meyletmesi, bu konuda kanaat oluşturmasıdır. Büyük kitleleri etkilemek bakımından zor görülse de, aslında kolaydır.

*
Akparti hükümeti, komşu ülkeler başta olmak üzere, öncelikle İslam ülkelerinden başlayarak kültür hareketi başlatmak için çalışmalar yapıyor. Bu çalışmaların bir ayağı yardım kuruluşlarıyla yürütülen hükümet dışı faaliyetler, bir ayağı hükümet kaynaklı ve destekli bir takım yatırımlar ve nihayet devletin resmi dış politika stratejileridir.

İHH ve benzeri yardım kuruluşlarının canhıraş çalışmaları, özellikle İslam ülkelerinde tabii yoldan gerçekleşen bir etki koridoru açıyor. Yardım kuruluşlarının herhangi bir strateji geliştirmeden ve sadece Allah Rızası için yaptıkları yardımlar, İslami etkinin en derin, en gönülden, en kuşatıcı şekilde gerçekleşmesini sağlıyor. Yardım kuruluşlarındaki gönüllülük (modern dilde amatörlük diyorlar), İslam’ın özüne en uygun hal ve tavır olduğu için, tüm planlamaların üzerinde bir etkiye, yani Allah’ın yardımına vesile oluyor. Ukalaca bir davranış içine girip, yardım kuruluşlarını profesyonel planlama içine almaya çalışmak, -her ne kadar batılı (pozitif akıl) açısından bakıldığında yeterli zeka ve planlama alameti taşımıyorsa da-, doğru değildir. Allah rızası için başlayıp, Allah rızasını hedef alan bu faaliyetler kendi mecrasında ve kendi tabii akışında devam etmelidir. Bunlarla ilgili planlama veya destek çalışmaları ancak teknik altyapı ve verimlilik ile ilgili ve sınırlı olmalıdır.

Halkın hükümet dışı yardım kuruluşlarıyla yaptığı çalışmalar, başka ülkelerdeki kültürel hareketlerin ve ülkemiz hakkındaki kanaatin esas taşıyıcıları ve esas koruyucularıdır. Yardım kuruluşlarının faaliyetleri, hükümet politikalarına göre değişmesi gerekmeyen İslam’ın temel esaslarıyla ilgilidir, bu sebeple hükümetten (hükümetlerden) bağımsız yürütülmesi lüzumu sabittir. Esas olan halklar arasındaki ünsiyet, muhabbet ve bağlılıktır, bunu temin edecek olanlar ise muhakkak ki, hükümet dışı kuruluşlardır.

Hükümetin yaptığı yatırım ve yardımların ise ciddi bir planlamaya ihtiyacı olduğu açık. Hükümet, bir taraftan dünya güç dengelerini takip etmek, bir taraftan stratejik ihtiyaçları tespit etmek, diğer taraftan siyasi planlamalar yapmak durumunda ve hatta zorundadır. Bütün bunların özünde, ülkenizin “doğru” işler yaptığını, doğru işler yapacağını, dünyada “insanlığı” temsil eden bir siyasi havza (ülke) olduğunu göstermek, bu kanaati yaymak ve korumak zorundadır. Ülkenizin doğru işler yapmasını, sadece ülke menfaatini takip etmek cihetinden değil, insanlık için, insanlığı korumak için, insanlığı ayakta tutmak için doğru işler yaptığını göstermek durumundadır. Tarihin son iki asrı, emperyalizmin yoğunlaştığı, batının dünyayı sömürdüğü bir dönemdir. Dünya, ağır bir sömürü kültürüne sahiptir ve tüm dünyada bu kültürün refleksleri oluşmuştur. Bu sebeple, bir ülkenin başka bir ülkeyle ilgilenmesi, o ülkeyi sömüreceği şeklinde anlaşılmaktadır. Batının dünyada oluşturduğu bu rezil kültürel tortu, iyi niyetli çabaları da perdelemekte, “iyi niyet” izharını ve beyanını inandırıcı olmaktan çıkarmaktadır. Bu handikap, kültürel hareket önündeki en büyük engellerden biridir ve bunun aşılması, uzun vadeli çalışmalar gerektirdiği gibi, zora düşünce ülke çıkarlarına dönen bir refleksi harekete geçirebilir, bu noktaya çok dikkat edilmelidir.

Osmanlı mirası, Osmanlı coğrafyasında müthiş bir itibar ve etki sahibidir. Son iki asırda yoğunlaşan ve aşılmaz kültürel tortular bırakan sömürgeciliğin aşılmasındaki en önemli ve etkili sermaye olan Osmanlı mirası, paralel örgütün işgali ve istismarından kurtarılmalıdır.

*
Kültürel hareket oluşturmak, özü itibariyle istihbari bir faaliyet değildir. İstihbaret eliyle kültürel faaliyet ve akım oluşturmak, hedeflenenin tam aksi neticeler doğurur. Bu sebeple kültürel hareketleri istihbaret çalışmalarının dışında tutmak konusunda itina gösterilmelidir. Bununla beraber kültürel hareket başlatmak ve devam ettirmek konusunda istihbarat teşkilatının yapacağı işler vardır.

İstihbarat teşkilatının kültürel hareket başlatma ve devam ettirme konusunda yeri, kurucu değil, koruyucu mahiyet taşır. İstihbarat teşkilatı, kültürel hareketi zehirleyen, ona zarar veren unsurları takip etmek, etkisiz hale getirmek, devlet müesseselerine ve hükümet dışı yardım kuruluşlarına bu hususta rapor vermek ve tavsiyelerde bulunmak konumundadır. Paralel örgüt meselesi bunun en iyi misalidir. Ülkemizden çıkmasına rağmen, ülkemizin itibarını kullanarak ABD ve İsrail’e çalışması, istihbarat teşkilatının takip etmesi, kültürel hareketi zehirleyen bu tür ihanet şebekelerini önlemesi gerekir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir