DÜNYA VE TÜRKİYE YAHUDİLERİNE ÇAĞRI

DÜNYA VE TÜRKİYE YAHUDİLERİNE ÇAĞRI
Yahudi tarihi uzundur, çok uzatmadan meselemizle ilgili birkaç noktaya temas edelim. Hıristiyan batı dünyası, Yahudileri, toplumun en aşağıdaki sınıfından daha aşağıda gören, insan sınıfında kabul etmeyen, insan ile hayvan arası bir varlık türü olarak değerlendiren, bundan dolayı da “Yahudi katliam günleri” gibi yılanlara ve akreplere bile layık görülmeyecek muamelelere tabi kılan bir kültür üretmiştir. Bu kültürün tabii neticesi olarak da Yahudi katliamları yapılmış, dahası Yahudi katliamını normal ve tabii kabul etmiş, tarih boyunca Yahudileri öldürmeyi ceza kanunu çerçevesinde “cinayet” olarak bile değerlendirmemiştir. Hitler’in Yahudi katliamına şaşıranlar, batı kültüründeki Yahudi bakışını bilmeyenlerdir. Batı da kendi içinde Hitler’i “günah keçisi” olarak seçmiş ve onun dışındaki Yahudi katliamlarını perdelemiştir. Oysa her Avrupa ülkesinde Yahudiler, tarih boyunca katledilmiş, zulme uğramıştır.
Keza tarih boyunca Yahudilerin rahat yaşadıkları, hukuklarına saygı gösterilen, insan sınıfından kabul edilen tek kültür havzası, İslam coğrafyasındadır. Tarihte, Hıristiyanların Yahudi katliamlarını engelleyenler sadece Müslümanlardır. İslam tarih ve coğrafyasında, hiçbir zaman bir Yahudi katliamına sahnelenmemiş, haklarının ihlal edildiği görülmemiş, aksine kendi hukuklarına uygun yaşama imkanı verilmiştir. Osmanlının, Endülüs katliamında Yahudileri de kurtardığı, onlara kendi ülkesinde imkanlar sağladığı tarihi bir vakadır.
Batının Avrupa yakasındaki kültür havzası, Yahudiler hakkındaki bakış ve görüşünü, bundan yarım asır öncesine kadar devam ettirmiş, Hitler ile zirveye çıkarmış, daha önce müsaade ettikleri “hayvandan aşağı” bir hayatı da çok görür olmuştur. Bu gün bile Avrupa kültür havzasında, Yahudilere bakışın radikal değişikliklere uğradığını söylemek kolay değildir. Avrupa ülkelerinde ve mevzuatlarında Yahudiler “insan sınıfına” alınmış, anti-semitizm suç sayılmıştır fakat kültür kodlarında hala Yahudilerle ilgili nefret depoları mevcuttur. Şartlarını bulduğunda o depodaki nefret tohumları toprağa saçılma ve filizlenme istidadına sahiptir.
Batı tarihinin bitmez tükenmez Yahudi nefret ve katliamından sağ kalanlar, ikinci dünya savaşı sonrasında kurulan İsrail’e gönderildi. Yani Avrupa, Yahudilerden, katliam yaparak değil onları sürerek kurtuldu. Fakat bu sürgün, dudaklarına bir parmak bal sürmek cinsinden sayılabilecek bir “devletçik” kurma yoluyla gerçekleşti. Yahudilerin kendi tarihi seyri içinde ve kendi ileri gelenleri tarafından planlandığı düşünülen İsrail devleti, gerçekten böyle olsa bile aynı zamanda Avrupa’nın kendi bünyesindeki Yahudileri “ifrazat” gibi dışarı atmasının manivelası olmuştur.
Sürekli zulme uğrayan bir kavmin adil olmasını beklemiyoruz. Tarih, mazlumun adil olduğunu fazla kaydetmez, bu konuda tarihin istisnası sadece İslam tarihidir. Zulme uğrayanların adil olması çok zordur fakat mazlumun adil olması insanlık şerefinin zirvesidir. Yahudilerden bunu beklemiyoruz tabii lakin bir husus var ki dikkatlerden kalmamalıdır. Yahudilere tarih boyunca zulmedenler, Hıristiyanlardır, kesintisiz olarak Hıristiyan zulmüne uğrayan Yahudilerin, fırsat ve güç ellerine geçtiğinde Müslümanlara karşı zalimleşmesi, hiçbir insani özellikle izah edilemez. İsrail’deki Yahudilerin Müslümanlara zulmü, mazlumun, zulüm altında akli dengesini kaybetmesinden kaynaklanan bir durum değil.
*
İsrail zulmü, sadece yönetim katında gerçekleşmiyor, İsrail ordusunun yıllarca Filistinlilere uyguladığı zulüm, İsrail halkının yüzde doksan nispetindeki bir çoğunluğu tarafından destekleniyor. Bu sebeple İsrail zulmünü, yönetim ile halkı ayırarak değerlendirme imkanımız yok. İsrail’de yaşayan çok az sayıda vicdan sahibi Yahudi’nin bu zulme itiraz etmesi, değerlendirmelerimizin dışında olduklarının tescilidir. Öyleyse İsrail zulmünden bahsettiğimizde, doğrudan o bölgede yaşayan Yahudilerden bahsediyoruz demektir.
İsrail halkının (Yahudilerin) zulme taraf olmaları, İsrail yönetimi ile ilgili ve sınırlı bir hadise olmayıp, Yahudi kavmiyle doğrudan ilgili bir hadisedir. Yahudi düşmanlığını (anti-semitizmi) suç saymak, ırkçılık olarak görmek, ahlaksızlık olarak kabul etmek, İsrail esas alındığında izaha muhtaçtır. Bu izahı İsrail devletinden ve İsrail halkından istememeyi öğreneli çok oldu. Onların vahşetten gözü ve aklı dönmüş durumda lakin bu izahın yapılması gerekiyor. Bu izah yapılmadığında, hem Müslümanların hem de insanlığın keskin şekilde Yahudi düşmanı olması engellenemez.
İşte Dünya ve Türkiye Yahudilerine çağrımız tam bu noktada ortaya çıkıyor. İsrail’de hem yönetimin hem de halkın zalimleştiği, tarihin sayılı zalimlerini geçtiği, Hitler ve diğer Yahudi katliamı yapanların gerekçelerini haklı çıkardığı bir dönemde, bu durumun tüm Yahudi kavmine ait bir özellik olmadığını İsrail dışındaki Yahudilerin göstermesi gerekiyor. Biliyoruz ki İsrail dışındaki yaşayan Yahudiler içinde İsrail’in cinayetlerine, hayvanlıklarına, zulümlerine itiraz edenlerin sayısı daha fazladır. Fakat her hâlükârda İsrail zulmüne itiraz eden Yahudi sayısı, istisna teşkil edecek adede bile ulaşamamaktadır.
Çağrımız dünya ve Türkiye Yahudilerine… İnsan olduklarını, insan olabileceklerini, insan olma istidadı ile yaratıldıklarını göstersinler. Tarihte zulüm görmüş bir kavim olarak zulmün ne olduğunu bildiklerini, bilebileceklerini, bilme istidadına sahip olduklarını göstersinler. İnsan ile hayvan arasındaki esas farkın ahlak ve adalet olduğunu, ahlak ve adaletten nasibini almamışların “insan suretinde yaratılmış mahluklar” olduğunu ve insanileşme sürecini tamamlayamadığını, ahlak ve adaletin ne olduğunu anladıklarını, ahlakı kuşanabildiklerini, adaleti gerçekleştirebileceklerini göstersinler. Aklın insan ile hayvan arasındaki temel farklardan biri olduğunu fakat akıl vasıtasıyla hayvandan daha aşağılık işler yapılabildiğini, bu sebeple İsrail’in zulmüne herhangi bir akli gerekçe üretme çabasına girmeksizin karşı olabileceklerini, ruh labirentlerinde böyle bir kıymeti taşıyabildiklerini ilan ifşa etsinler. Sadece güce tapınan bir hayvan türü olmadıklarını, ahlak ve tefekkür melekelerinin de mevcut olduğunu, ahlak ve tefekkürün ilk üretmesi gereken kıymetin ise adalet olduğunu anlama seviyesine ulaştıklarını ilan etsinler. Tüm bunları yapmanın, yapabileceklerini göstermenin yolu, İsrail nam cinayet şebekesine itiraz etmektir.
İsrail’e en büyük itirazın Yahudi kavminden gelmesi, en büyük mücadelenin Yahudi kavmi tarafından yapılması gerekiyor. Çünkü suç işleyen çocuğunu cezalandırmak ve terbiye etmek mesuliyeti öncelikle babaya aittir. Zaten baba görevini hakkıyla yapmadığı için çocuğu suç işlemektedir. Eğer baba her şeye rağmen çocuğunun suç işlemesini engelleyemiyorsa, evlatlıktan reddetmesi şarttır. Aksi halde çocuğunun işlediği suçun tazminatını baba ödemek zorunda kalır. Yahudi nüfusun çoğunluğu İsrail dışında yaşıyor, öyleyse İsrail Yahudi kavminin çocuğudur. Dünya Yahudileri İsrail’i, tenkit, tekdir ve tedip etmelidir. Bunları yapamıyorlarsa evlatlıktan reddetmeli ve kendilerini mesuliyetten kurtarmalıdır.
Çağrımız, “insanlık talebini” ihtiva ediyor. İsrail’in yaptığı zulüm, tüm Yahudi kavmine yeter de artar bile… Bu sebeple İsrail’e itiraz etmeyen her Yahudi, doğrudan yardım etmiyor olsa bile zulme ortaktır. İsrail’in yaptığı zulmün biriktirdiği kin o kadar büyük ki, tüm dünya Yahudiliğini kahretmeye kafidir. İç alemlerinde aklın kırıntısı bile kalmış olan tüm Yahudiler, kendinizi bu lanetten kurtarın, vaktiniz kalmadı acele edin, bu ateş hepinizi yakar tedbir alın, zulmü durdurun, durduramıyorsanız itiraz edin, kendinizi kurtarın.
Türkiye Yahudileri ses verin. Canımız yanıyor, ruhumuz acıyor, nefretimiz artıyor, kinimiz birikiyor, öfkemiz taşıyor, artık ses verin, tenkit edin, itiraz edin, isyan edin… Sinsi bir sessizlik içinde İsrail cinayet şebekesinin zulmüne ortak olmayın, beş asırlık misafirperverliğimiz, İsrail’e iki çift laf etmeniz için kafi değil mi? Ruh halimizi anlamıyor musunuz, anlayışsızlığınız bu kadar mı derinleşti? Yan komşum olarak yaşıyorsun ama kardeşinin, kardeşimi öldürmesine ses çıkarmıyorsun, tamam, anladık, umursamıyorsun peki benim ne hissetmemi bekliyorsun?
*
Osmanlı, Yahudileri katliamdan kurtarmış, buna mukabil Yahudiler Osmanlıya tarihin en ağır ihanetlerini yapmışlardır. Böyle bir ihanet tecrübesi tarihi hinterlandında olan birisi olarak, Yahudi kavminin tamamına savaş açılması için çağrılar yapmamız gerekiyor fakat biz hakettiğimiz bu çağrıyı değil tam aksine bir çağrıyı dillendiriyoruz. Ey Yahudi kavmi, varsa, halen kaldıysa şerefinize sahip çıkın, yoksa, bittiyse, şerefinizi yeniden kazanın, işte bunun için İsrail zulmüne isyan edin, kendinizi o zalimlerden ayırın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir