DÜŞÜNCE NEDİR, DÜŞÜNÜR KİMDİR-E KİTAP

DÜŞÜNCE NEDİR, DÜŞÜNÜR KİMDİR-KİTAP ABDULLAH TATLI

DUSUNCE

Düşünce testi geliştirme çabası, çok iddialı bir zihinsel eylemdir. Detaylara kadar inecek bir düşünce testi geliştirmek gerçekçi midir bilmem ama bizim yapmaya çalıştığımız iş, ana hatlarıyla bir test geliştirmek. Ana hatlarıyla düşünce testi geliştirmenin mümkün olduğunu sandığımız için girişimde bulunduk. İster ana hatlarıyla olsun isterse detaylı, düşünce testi geliştirebilmek gerçekten çok fazla ihtiyaç duyduğumuz bir iştir.

Liberaller için düşünce testi geliştirmenin imkansız olduğunu biliyoruz. Çünkü liberaller için düşüncenin tarifi bile yok, onlar, bilgilerin, beyinlerindeki öylesine gezintisine düşünce diyorlar. Bir konuda, “ben böyle düşünüyorum” diyor, “düşünüyorum” fiilini kullanırken, yaptığı işin düşünmekle bir ilgisi olup olmadığını merak bile etmiyor. Liberallerin bir dini, bir dünya görüşü, bir inancı olmadığı için, her türlü beyin faaliyetini düşünce olarak kabul etmelerine engel yok. Kuralsız şekilde düşünebilmeye hem düşünce hem de düşünce hürriyeti diyorlar. Son zamanlarda Müslümanlarda da liberalizasyon eğilimleri baş gösterdiği için, “ben İslam’ı böyle anlıyorum” demek gibi kuralsızlık denizinde kulaç atıyorlar.

İslami düşüncenin kuralları var, sınırları var, kaynakları var, sistemi var… Herkes (veya her Müslüman) İslam’ı istediği gibi anlayamaz, böyle bir yol açıldığında İslam’ın istismar edilmediğini bilemeyiz, istismar edilmeyeceğini garanti altına alamayız. İslam’ın bir çerçevesi olduğuna göre, İslami düşünce için bir “test” geliştirilmesi mümkündür. Mümkün ve faydalı olan yapılmalıdır, yapılmaması düşünce israfıdır. Dikkat, “mümkün olan yapılmalıdır” düşüncesi, materyalizm ve liberalizmin sebebi ve sonucudur, İslam’a ait olan düşünce, “mümkün ve faydalı olan yapılmalıdır” şeklinde formüle edilebilir. “Faydalı” ifadesinin içinde, doğru, güzel, iyi ögelerinin olduğunu söylemeye gerek görmüyoruz.

***

Merkezinde tevhid olan, dalga dalga çevreye yayılan, görkemli bir sisteme sahip dine inanıyoruz. Haramı helali var… Bir iman sistemine sahip… Allah’ı ve Peygamberi var… Bir hukuk ve ahlaka sahip… İlmi ve irfanı var… Bir medeniyete sahip… Cenneti cehennemi var… Bir büyük hesap gününe sahip… Bunlar ve daha sayısız değeri olan bir din, liberal düşünce serseriliğine müsaade eder mi? Madem bunlar var, öyleyse düşünce testi geliştirilmesi mümkün…

Bizim geliştireceğimiz düşünce testi doğru ve yeterli olmayabilir, başkaları daha iyisini, daha doğrusunu, daha güzelini, daha kalitelisini geliştirebilir. Bunların hepsi olasılıklar listesinde mevcut. Ne ki, düşünce testinin geliştirilebileceği ve şiddetle ihtiyacımız olduğu gerçeği bir olasılık değil bir zorunluluk.

Müslüman düşünürlerin bu zorunluluk üzerinde çalışması gerekir. Bu zorunluluk üzerinde çalışmamak, düşünceyi disipline etmekten veya disiplinli düşünce üretmekten kaçınmak değil midir? Hangi düşüncelerin İslami düşünce olduğunu, hangilerinin İslami düşünce kategorisine girmediğini saptamak zordur ama bilmesi ve anlaması kolay olan liberal düşüncenin yani kuralsız düşüncenin İslami düşünce olmadığıdır. Darmadağın bir düşünce yapısı ve eyleminin, İslami duyarlılığa sahip olmayan ve bu sebeple de disipline edilemeyen teorik çabalara İslami düşünce denmeyeceğini de tartışacak mıyız? Veya soruyu şöyle soralım, Müslümanlar, hangi düşünce tarzının ya da hangi düşüncenin İslami olup olmadığını anlamayacak kadar düşünce ve anlama özürlü müdür? Gerçekten bu kadar kötü durumda mıyız? Bu kadar kötü durumdaysak eğer, İslami düşünce diye bir şey yok, durum buysa tüm tartışmalar bitmiştir. Geriye kalan şudur; saçmalamak, hezeyanlar saçmak, istismar etmek serbest… (Allah muhafaza)

“Sen öyle düşünüyor olabilirsin ama ben böyle düşünüyorum” saçmalığını artık bırakmalıyız. Bunu söylerken, düşünce farklılıklarına karşı olduğumuz, tahammül edemediğimiz anlaşılmasın. Anlatmaya çalıştığımız konu şu; iki Müslümanın farklı düşünmesi, “sen öyle düşünebilirsin, ben böyle düşünüyorum” kolaycılığındaki gibi olmamalı. Farklı düşünebiliriz ama “neden farklı düşündüğümüzü” anlatabilmeliyiz, anlayabilmeliyiz, mümkünse birlikte düşünce alıştırmaları yapmalıyız, birimiz yanlış düşünüyorsa, o yanlışından vazgeçmeli. “Sen öyle düşün, ben böyle” şeklinde ifade edilen duyarsızlık, Müslümanlar arasında düşünce bağımsızlaşmasına doğru gidiyor. Müslümanlar birbirinden bağımsızlaşamazlar, hem düşüncede hem de eylemde. Müslümanların birbirinden bağımsızlaşması çok büyük bir felakettir. Birbirimizin (ve kendimizin) yanlışlarını görmeliyiz, göstermeliyiz.

Müslümanların birbirinden bağımsızlaşması, vahdete aykırıdır. Vahdet, ayrılıkların, farklılıkların, çoklukların birliğidir. Farklı düşünebiliriz ama bunu konuşmalıyız, tartışmalıyız, sonuçta vahdete ulaşmalıyız. Vahdete ulaşmak, dinde bir olmaktır, fikirde bir olmak şart değil. Ama tek dine inanmanın, düşünce üzerinde hiçbir etkisinin olmadığını iddia etmek, en cahil Müslümanın bile söyleyebileceği bir saçmalık değil.

***

Düşünce testini dar tutmanın ağır faturaları var. Dar bir düşünce testi, düşünce hürriyetini ve eylemini yok eder, buna dikkat etmek elbette gerekir. Bu ve benzeri bir takım gerekçelerle düşünce testi üzerinde çalışmaktan veya düşünce testi geliştirmekten kaçınmak, ya kolaycılıktır ya istismarcılıktır ya da aslında düşünce adamı olmamaktır.

Detayına kadar inecek bir düşünce testi geliştirme çabasının çok tehlikeli olduğunu biliyoruz. Detaylı bir düşünce testi geliştirebilecek daha donanımlı düşünce adamları varsa yolları açık olsun. Bizim yapmaya çalıştığımız iş, ana hatlarını içerecek şekilde bir düşünce testi.

Nasıl yapılırsa yapılsın düşünce testi, niteliği gereği sorunludur. Düşünce testi geliştirirken ve uygularken düşünce özgürlüğünü iptal etmemesi gerekir. Kim bu konuda çalışırsa, testin, düşünce faaliyetini engelleyecek şekilde olmamasına dikkat etmelidir.

Son olarak, düşünce testi gibi bir çalışmayı polemikte kullanmak, ucuza harcamak olmaz mı? Belki… Fakat polemik, eleştirinin sert çeşidi olmaktan başka özellikler de taşıyor, örneğin gerçeği çıplak olarak ortaya koymak gibi… Türkiye’deki İslami düşünce duyarlılığının zayıflığı, gerçeğin, saygıya kurban edilmesine neden oluyor, bu ise çok ağır bir maliyet, buna göz yummamız beklenmemeli, kimse de göz yummamalı.

E KİTABI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir