DUYGU EĞİTİMİ-5-DUYGU AKIL ÇATIŞMASI

DUYGU AKIL ÇATIŞMASI
Duygu bir seldir, akıl ise baraj… Duygu hiçbir kurala bağlı olmaksızın akar, akar, akar. Akıl, duygu akışını durduramaz, kesemez. Aklın duyguya gücü de yetmez. Akıl üzerinde çalışmayanlar, aklın inşası, geliştirilmesi, güçlendirilmesi için çaba sarfetmeyenler, duygu karşısında ne yapacaklarını bilemezler. Aklın oluşumu kendi haline bırakılmışsa, duyguya gücünün yetmesi mümkün değildir.
Aklın duyguya gücü neden yetmez? Çünkü duygu, insandaki saf enerjidir, akıl da bu enerji ile çalışır. Hiçbir varlık, kendi enerjisini sağlayan kaynağa karşı mücadele edemez. Akıl, herhangi bir konu hakkında faaliyet göstermek için, o konuya öncelikle duygunun akması gerekir. Duygu o alana doğru akmalı ki, akıl ve diğer zihni unsurlar o konu ile ilgilensin. Duygunun akış mecrası üzerinde olmayan veya duygunun döküldüğü bir havzada bulunmayan bir konuda akıl, zoraki faaliyet gösterse de verimli olmaz.
*
Duygu kuralsızdır ve hürriyete aşıktır. Akışının kesilmesini istemez, müdahale edilmesine rıza göstermez, değiştirilmeye çalışılmasına izin vermez. Duygu akmaya başladığında, insanın zihni evrenini işgal eder ve başka bir işle meşgul olmasına tahammül edemez. Bu sebeple duygu, insan zihnindeki en kıskanç olaylardan biridir, zaten kıskançlık da bir duygudur. Akıl ise tam tersine, insanın her türlü ihtiyacı ile ilgilenir. İnsanın duygu dışında da ihtiyaçları vardır ve bunlarla akıl ilgilenmek mecburiyetindedir, ilgilenmesi gerektiğini de bilir. Duygu bir konuya yönelik olarak güçlü şekilde akmaya başladığında, insanın diğer tüm ihtiyaçlarını unutmasını ve sadece kendinin peşinden gitmesini ister. Bu durum, müthiş bir dengesizlik meydana getirir, akıl zaten bu dengesizliğe karşı mücadele etmek için vardır. Akıl, insanın bütün ihtiyaçlarını, ihtiyaçların önemine ve miktarına göre karşılamak için çalışır ve dengeyi bu şekilde kurmaya uğraşır. Duygu bu durumun tam aksinedir, güçlü şekilde ortaya çıkan duygular, gücüyle orantılı şekilde aklı bile askıya alır. Aşık olduğu insanı gören insanın gözü başka bir şeyi görmez, onun konuşmasını dinleyen kişi, hiçbir sesi duymaz olur. Akıl, arada bir başka ihtiyaçlarının da olduğunu hatırlatsa bile umursamaz, akıl fazla rahatsız etmeye başladığında ise onu askıya alır.
Akıl düzenin, duygu hürriyetin peşine gider. Duygunun peşinden gittiği hürriyet, felsefi hürriyet değil, sadece kendine ait olan hürriyettir. Bu sebeple insana hürriyet kazandırmaz, insanın hürriyetini ortadan kaldırır. Sadece kendi istediklerini yapmak ister, buna mani olanlara da hışımla karşı çıkar.
Duygu akılsızdır, çünkü akılla çatışır. Akılla çatışan her şey akılsızdır. Aklın çalışmasına engel olan her şey, akıldan uzaktır. Fakat akıl insanın her ihtiyacı ve problemi ile ilgilendiği için, duyguya gücü yetmediğinde onun peşini bırakmaz. Çünkü duygu, zevk ürettiği gibi ölçüyü bilmediği için problem üretir. Ürettiği problemle ilgilenen ise akıldır. Bu sebeple akıl duygunun peşini bırakmaz, bırakamaz.
Duygunun akışı kesintilidir. Kesintisiz aktığı zamanlar aklın başı fena halde beladadır. Lakin duygunun kesintisiz akış ihtimali çok azdır, istisnadır. Duygu akışı kesildiğinde akıl zihni evrene hakim hale gelir. Duygu akışının meydana getirdiği problemleri çözmeye, duygunun oluşturduğu çöplüğü temizlemeye başlar. Aklın böyle bir fırsatı olmasaydı yani duygu akışı kesintisiz olsaydı, akıl oluşmaz, oluşsa da çalışamazdı. Mesela aşkta duygu kesintisiz akar, bu sebeple en güçlü duygu aşktır. Aşık olan insandaki duygu akışı, aklın çalışmasını sıfıra kadar yaklaştırır. Aşık olan insanlar bilirler ki, insan doğduğunda aşık olsa, akıl hiç oluşmaz ve gelişmezdi.
Duygu ile akıl arasındaki çelişki ve çatışmayı önlemek zordur. Yapılabilecek iş, aklın duyguyu kontrol edebilecek kadar geliştirilmesi ve güçlendirilmesidir. Bu zor bir iştir ve özel metotları vardır. Bir sonraki konumuz, “duygu kontrolü” başlığını taşıyor. Duyguyu kontrol edebilmenin şartı ise gelişmiş ve güçlenmiş bir akıldır. Gelişmiş ve güçlenmiş bir akla sahip olmayanlar, o konuda anlattıklarımızdan bir şey anlamazlar. Gelişmiş ve güçlenmiş akıl sahibi olmak için, “AKIL İNŞASI” yazı serimizi okusunlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir