DUYGU EĞİTİMİ-7-DUYGU DİLİ-1-

DUYGU DİLİNİ-GİRİŞ
Her şeyin bir dili var. Duygu da buna dahil… Üstelik duygunun dili en etkili dildir. Aklın dili, yalanın bol olduğu, anlaşılmasının zor olduğu bir dildir. Duygu dili ise, yalanı az olan veya yalan olduğunda anlaşılması kolay olan dildir. Aklın dili, bildiğimiz ve kullandığımız, adına lisan da dediğimiz dildir. Duygu dili ise, standardı olmayan, kelimesi bulunmayan, bazı konularda ortak davranış şekilleri geliştirilmiş olsa da bu davranış şekillerine mahkum olmayan bir dildir.
Duygu dilini, aralarında duygusal ilişki olan insanların kendilerine has, kendilerine ait şekilde oluşturmaları mümkündür. İki aşık insan aralarında bir duygu dili oluşturabileceği gibi, baba ile çocukları da aralarında kendilerine ait bir duygu oluşturabilmektedir. Bu büyük bir imkandır, herhangi iki kişi kendi arasında lisan oluşturamaz ama duygu dili oluşturabilir. Böylece yanlış anlamaları önlemek mümkün olur.
İnsanlar duygu dili ile akıl dilini (lisanı) birbirine karıştırıyorlar. Mesele duygularını, akıl diliyle ifade etmek istiyorlar veya karşılarındaki insandan duygusunu akıl diliyle (lisanla) ifade etmesini istiyor. İlla, “seni seviyorum” demelerini şart koşuyorlar. Duygularını akıl diliyle de kullanmaları güzeldir ama akıl dili, “yalan” söylemeye uygun bir dildir, en azından duygu diline göre yalana daha müsaittir. İnsanlar duygu dilini kullanamadıkları, duygu dilinden anlamadıkları için lisanla söylenen “seni seviyorum” cümlesine aldanıyorlar.
Duygu diliyle yalan söylemek de mümkündür ama lisanla söyleyen yalan kadar kolay olmadığı için özel yetenek ister. Ne kadar özel yetenek sahibi olursa olsun, duygu diliyle söylenen yalanı farketmek, lisanla söylenen yalanı farketmekten daha kolaydır. Bu sebeple duygusal ilişkilerde, duyguların ifade edilmesini, lisanla değil duygu diliyle yapmak ve karşıdan da bu şekilde talep etmek daha sağlıklı, daha güvenilirdir.
Duygu dilinde yalan söylemenin daha zor olması, düşünce dili (yani akıl dili) olmamasındandır. Yalan, akıl, düşünce, mantık işidir. Düşünmeden yapılan işte yalan olmaz. Yalan, bir düşünce ürünü olarak ortaya çıkar. Bu sebeple düşünmeli, gerçeğin dışında bir mantık örgüsü kurmalı, gerçeği bu mantık örgüsü ile kapatabilmelidir. Duygu, bir düşünce sisteminin, bir mantık örgüsünün neticesi değil, insanın tabii hali ve tabii akışıdır. Bu sebeple duygularda sahtelik mümkün ama zordur.
Yalan, gerçeğin dışında bir mantık örgüsü istediği için, menfaate dayalıdır. İnsanlar, gerçek, menfaatine uygun olmadığında yalan söylerler. Duyguda menfaat yoktur. Sahte duyguda menfaat vardır. Zaten sahte duygu, aslında duygu değil, düşünce faaliyetiyle üretilen duygu gösterisidir. Duygu gösterisi (sahte duygu) ile gerçek duyguyu birbirinden ayırmanın kolaylığı, duygunun tabiatı ve dilidir. Duygunun tabiatını tanıyanlar ve dilini bilenlere duygusal yalanlar (sahte duygular) söylemek imkansızdır.
İnsanların duygusal hayatlarında aldatılmalarının iki önemli sebebi var; birincisi duygu dilini bilmemeleridir, ikincisi ise duygu ihtiyacının fazlalığından dolayı “duygusal yalanları” duymak istemeleridir. Gerçekten de insanlar, duygu dünyalarında, sevilmediklerini duymaya hazır değillerdir, ne sebeple olursa olsun, nasıl olursa olsun, sevildiklerini duymaya meyillidirler. Sevilmedikleri gerçeğini duymaktansa, sevildikleri yalanı duymayı tercih ederler. İnsanlar duygusal hayatlarında aldanmak için o kadar hazırdırlar ve aldanmayı o kadar talep ederler ki, aldatılmamaları neredeyse mümkün değildir. Duygu dilini bilmemeleri de bu işi kolaylaştırır. Duygu dilini bilmeyen ve duygusal yalana ihtiyaç duyan bir insana duygu gösterisi yapmak, onu sahte duygularla aldatmak çok kolaydır.
İnsanların duygusal yalanlara ihtiyaç duymasının önemli iki sebebi var; birincisi duygu ihtiyacının yoğun ve sürekli olmasıdır. İnsanlar arzu ettikleri kadar duygu ihtiyacını (bir anlamda sevilme ve takdir edilme ihtiyacını) ne kadar karşılasalar da az gelir ve daha fazlasını ister. “Duygusal kanaatkarlığa” sahip olmayan insanların talep ettikleri sevilme ve takdir edilme ihtiyacı o kadar çoktur ki, duygusal hayatlarında mutlaka aldatılmaya adaydırlar. İkinci sebep ise duygu ihtiyaçlarını sağlıklı ve normal yollarla karşılayamamalarıdır. Ortalama duygu ihtiyacını normal yolla karşılayamayan insanlar, içine düştükleri duygusuzluk (sevgisizlik) halinin de etkisiyle duygusal aldatılmaya uygun hale geliyorlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir