DUYGU EĞİTİMİ-9-DUYGU DİLİ-3-

DUYGU DİLİ DÜŞÜNCE DİLİ
Temelde insanda iki dil vardır, duygu dili, düşünce dili… Diğer tüm diller, bu iki dilin türevleridir. Mesela sanat dillerinin hepsi, duygu dilinin lehçeleridir. Fikir, felsefe, bilim gibi diller ise düşünce dilinin lehçeleri…
Günlük hayatımızda düşünce dilinden daha çok ve daha yoğun şekilde duygu dilini kullanıyoruz. İlginçtir, bunun da farkında değiliz. Gülmek, ağlamak, sevinmek, üzülmek gibi tavır, eda ve mimiklerimiz de aslında duygu dilimizin malzemeleri yani “kelimeleridir”. Duygu dilini bu kadar yoğun kullanmamıza, bu kadar yoğun şekilde karşılaşmamıza rağmen, tüm eğitim sistemimiz düşünce dili üzerine kuruludur. Özellikle akıl inşası tamamlanana kadar geçen süre olan bebeklik, çocukluk ve delikanlılık çağları, zaten tabiatı gereği duygu diline mahkumdur. Akıl inşasını tamamlayıp da tam kapasite faaliyete başlayana kadar, duygu dilini çok yoğun kullanıyoruz. Akıl inşasından sonra da, duygu dili, günlük hayatta, düşünce dilinden daha fazla kullanılmaya devam ediyor.
Duygu dilini kullanma yoğunluğumuz bu kadar fazla olmasına rağmen, duygu dilini bilmiyoruz. Yoğun şekilde kullanıyoruz ama bilmeden kullanıyoruz. Çünkü duygu dilinin eğitim ve öğretimi yapılmıyor, lügati oluşturulmuyor, ölçüleri bilinmiyor. Kendimizi ifade etmek için düşünce dilinin iki-üç katı yoğunlukta duygu dilini kullanmamıza rağmen, hem bilmiyoruz hem de bilmek için çaba sarfetmiyoruz. Dolayısıyla duygu dilinde de kendimizi yanlış ifade ediyoruz, muhatabımızı yanlış anlıyoruz.
*
Duygu dili, insanın içinde bulunduğu “hal”i ifade etmek için kullanılır. Düşünce dili ise, ihtiyacını ifade etmek için… Başka şekilde söylemek gerekirse, duygu dili, insanın içinde bulunduğu durumun özelliklerini yansıtır, düşünce dili ise insanın menfaatini yansıtır. Duygu dili daha samimi, daha doğru, daha dürüst, daha şeffaftır. Düşünce dili ise, daha içten pazarlıklı, daha fazla yalana dönük, daha kapalı ve daha aldatıcıdır.
Duygu dili duyguları ifade ettiği, edeceği için, daha insanidir. Hayatın altyapısı, ne kadar aksine hareket etmeye çalışsak da, duyguyla örülüdür. Bir şeyi, bir insanı, bir işi, seviyor veya sevmiyoruzdur, hoşlanıyor veya hoşlanmıyoruzdur. Bir konuyla ilgilenen öncelikle duygu tarafımızdır, hoşlanmıyorsak, aklımız ve düşünce dilimiz o konuda başarılı olamıyor. Bu sebeple düşünce dili, duygu dilinin arkasından geliyor. Duygumuz bir konu hakkında kararını verdikten sonra aklımız o konu ile ilgilenmeye başlıyor, hem de duygumuzun verdiği karar çerçevesinde… Herhangi bir konuya ilk müdahale edenin, o konuyla ilk ilgilenenin duygu değil de akıl olması için, gelişmiş ve güçlenmiş akıl gerekir. Ortalama bir akıl seviyesine sahip olan insanlar da (ki insanların çoğunluğu böyledir) duygu akıldan önce harekete geçiyor. Duygu akıldan önce harekete geçtiğinde ise aklı peşinden sürüklüyor.
Düşünce dili (yani akıl dili) düşünceleri ifade etmek içindir. Düşünce, duygu gibi tabii değil kurgusaldır. İnsan bir düşünceyi kurguluyorsa, o düşüncenin içine menfaatini de yerleştiriyordur. Dolayısıyla bir “hesap” vardır, bu hesabı da genellikler karşıdaki insan bilmiyordur. Bilirse zaten “hesap” yapmaya ihtiyaç kalmaz. Yalan da zaten o hesabın içindedir.
*
Düşünce dili, duyguları da ifade etmeye çalışır. Kolaylıkla “seni seviyorum” der. Düşünce dili, içinde “hesabın” bulunduğu, dolayısıyla yalanı da içerebildiği için, duyguların düşünce diliyle ifade edilmesi aslında doğru değildir. Duyguların duygu diliyle ifade edilmesi gerekir. Duyguları, insanların duygu dillerinden takip eden kişilerin aldanma ve yanılma ihtimali daha azdır. Fakat insanlar duygu dilini fazla bilmedikleri için, duyguların da düşünce diliyle ifade edilmesini isterler. Bu noktada da ölümcül hatalar yaparlar, düşünce diliyle ifade edilen ama duygu diliyle hiç ifade edilmeyen “sevgi”, inanılmaması gereken bir duygudur. Her nedense insanlar duyguların, düşünce diliyle ifade edilmesini istiyorlar ve o ifadelere de kolaylıkla kanıyorlar.
Doğru olan yaklaşım, duyguların, önce duygu diliyle ifade edilmesi, sonra da düşünce diliyle pekiştirilmesidir. Duygu diliyle ifade edilmeyen duyguların, sadece düşünce diliyle ifade edilmesine asla aldanmamalıdırlar. Fakat insanlar, sözbirliği etmişçesine aksini yapıyorlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir