EĞİTİM MESELESİNE İÇERİDEN BAKIŞ

EĞİTİM MESELESİNE İÇERİDEN BAKIŞ

Önemli Olan Ertelenir!

Milli Eğitim değerlerimize göre bir sistem oluşturamadı.Amazon’dan ,Misisipi’ye;Everesten ,Himalaya’ya lüzumlu lüzumsuz birçok şeyi öğrenirken/öğretirken kendi değerlerimizi bir meşale gibi elden ele;nesilden nesile aktarımda bir yol yordam oluşturamadık.Sanal alemin kolaycılığına ve tahripkârlığına bize ait mukavemet alanlarından mahrumuz.Divan Edebiyatının ruh iklimi,poetika dünyası müzelik olurken Mevlana sema ayininden öte bir anlam ifade etmiyor ;dokuz semazenin dokuz gezegene tekabül ettiğinden ve “HAKTAN ALIP HALKA VERMEK” figürü de akıllara gelmezken yerli yersiz telakkilerle Mevlana’nın bizden şikayetçi olacağı bir duruma düştük.Kalkınmayı merkeze alan anlayış en mühim mesele olan eğitimi erteleyerek bugünlere geldi.Eğitim felsefesinden yoksun veli ve öprenci popülizmi taşıyan sistem arayışları kiyafet serbestisinde kendini belli eden şekilcilikten öteye gidemedi.Dünya ve evren anlayışımızda metafiziği yok sayan,ruh kökümüzü tebarüz ettirmeyen şimdiki sistem kötü bir tüketici yetiştirmekten başka bir işlev taşımıyor!Tarih,coğrafya,iman ,kültür,medeniyet değerleri öncelikle onu aşılayacak yeni nesil öğretmenin meçhulü olduğundan,aile temel değerleri değil dünyalık serüveni esas aldığından gelinen nokta marka ve imajlar arasında boğulmuş çarpık bir nesli doğurdu!

Akıllı Telofon Nesli!

Okullar bir eğlendirme merkezine dönüştü.Yüzme havuzları,blardo maçları,piknikler,kermesler,sınıf turnuvaları,okul gezileri, AVM gezileri ,akıllı telefon ve tablet yarışı da eklenince hızdan ve hazdan beslenen fikirsiz ve çilesiz bir nesil çıktı ortaya!Tarihi kurgusal metinlerden ,şiiri müzikli gösterilerden,fen ve matematiği uygulamasız pratik çözüm yollarından kavrayan bir neslin yarın telekkisi elbette olamaz!Okulların bir yarın fikri,medeniyet telakkisi olmayınca sınavda lazım olacak unutulan bilgilerden elbette bir felsefe çıkamaz.Bunun en önemli kanıtı eski lise mezunlarının bilgi ve birikimi ile şimdiki üniversite mezunlarının bilgi ve birikimi kıyas edildiğinde ortaya çıkacaktır.Bizim eğitim sistemimiz ahlak,akıl,adap,adalet ,aşk değerlerinden beslenmek zorundadır.Düşünce ve fikir adamı olmak ,millet ve vatan için fedakarlık taşımak, millete borcunu ödemek,bayrağı gönderde dalgalandırmak gibi manevi motiflerden beslenmemek teknik bir vatandaş tipi ortaya çıkardı.”BEN YOKSAM MİLLETİM YOKTUR!” anlayışından neşet eden bir ruh mayası aşılamayı başaramazsak ,idealist insan tipini yakalayamazsak varlığı kazancına borçlu ,gücünü eşyasından ve markasından alan kötü tüketicileri yetiştireceğiz.Ve yetiştiriyoruz.Manevi değerlerden beslenmeyen bir neslin vatan ,millet,kültür ve erdem bakımından yarınlara bırakacağı hiçbir şey yoktur.Rıza Tevfik Bölükbaşı milli eğitim bakanlarımızdan ve üç çocuğu ABD ‘de yayayıp ölen bir baba.REFİK HALİD’E yazdığı bir mektup önce çocuklarını düşünceden ,fikirden uzak tutan anne babalara,sonra çocuklarına milli bir sistem kuramayan idarecilere tam bir tokat gibi iniyor.Birlikte okuyalım bu itiraf niteliği taşıyan mektubu:”Çocuklarımızı Garp terbiyesi ile yetiştirmek istedik.Buna da sebep, onların çocukluğu zamanında benim Türkiyeden ve T ürklerin hayatından ekser-i vücûh ile nefretim idi… Avrupa hayatını ve âdâtını kendi gözümle görüp tetebbû etmemiş olduğum için bana garp alem-i medeniyeti cennet gibi görünüyordu kibu hatanın vukuu pek tabiidir…Düşünemedim ki o zamana kadar çocuklar misyonerlerin her din ve mezhepten daha muzır olan tesirat ve irşâdâtına tabî olmaktan hiçbir zaman kurtulamayacaklardır… Çocuklarımız,lisan öğrenmiş,dans öğrenmiş,biraz mûsiki öğrenmiş,biraz da lüzumlu lüzumsuz malumat edinmiş,zerafet ve zevk hususunda biraz daha incelmiş,fakat Türk kalamadıktan mâadâ Türklükten de nefret hissetmeğe fikrinde,vicdanında,zevkinde birçok muhik sebepler keşfetmiş;itikad bahsinde ise levh-ivicdanı büsbütün boş kalmış;ne Müslüman ne Hiristiyan ne Mecusi ve ne de Yahudi olabilmiş hatta hiçbir muayyen bayramı yok,hiçbir din ve mezhebe,hiçbir ümmete sıkı bir irtibatı yok.Her itikada karşı lakayıt kalmışlardır.” (1)

Avrupa ve Amerika kültür ve sisteminin kendi telakkilerinden doğan anlayışını Türk çocuklarına transfer etmenin çığlığını okuduk yukarıdaki satırlarda.Aslında bizim eğitim sistemimizden çıkan çocuklar “Mekteplerinizde okudum/bir rivayete göre adam oldum/bir rivayete göre kayboldum”dizelerindeki çığlığa denk bir savrulmayı yaşıyorlar.Bunun vebalinden kurtulmak için kültür,ve değerler manzumesi eksenli bir sistem oluşturmak zorundayız!Kaç yıl okuduğu değil kimden ne okuduğu noktasına gelmedikçe sancılar devam edecektir.Pragraf,cümle derken kelime bitti şimdiki gençler harflerle konuşuyorlar:kib,aeo,slm gibi.Yeni baştan fikre,idealizme,medeniyet perspektifine yükselmiş bir nesli yetiştirmek zorundayız.On iki yılda birinci öncelikk eğitim sistemi olamalıyken ders kitabı,tablet,akıllı tahta,çocuğun hangi yaşta başlayacağı,kıyafet serbestliği,devam devamsızlık uygulamaları gibi kabuğa ait alanlarda mesai sarf etmenin cezası olarak Gezi Gençliğini gördük ,dahasını yaşamamak için acil bir milli eğitim seferberliği düzenlenmelidir.

KPSS Öğretmeninden Medeniyet İşçisine!

Öğretmenliğin tek ölçütü KPSS olmaz,olamaz!Öğretmen bir medeniyetin inşacısı olarak algılanmalı ,öyle yetişmelidir.Düzcedeki öğretmen hadisesi Türk Eğitim sisteminin çöpe atılma noktasının geldiğinin kanıtıdır.Kundakdaki çocuğu bırakıp tatile giden bir anne elbette KPSS den yüksek puan almıştır ama acaba bir öğretmende olması gereken değerlere sahip midir?Böyle bir öğretmenin yetiştirdiği,temel attığı öğrencilerin yarın düşüncesi ne olabilir?Merhamet gibi üstün bir değerden beslenmeyen,tarih,kültür,coğrafya,medeniyet değerlerinden habersiz bir öğretmen yarın için ne inşa edebilir?Öğretmenlikte medeniyet değerleri bakımından çeşitli ölçütler aranmalıdır!Kendi Klasik eserlerini okumayan,kitap ve düşünce dernekleriyle tanışmayan,alanını toplumsal değerler bakımından beslemeyen ,yarın ideali olmayan,öğretmenliği salt bir geçim kaynağı gören kimseler KPSS’den yüz alsa ne olur doksan alsa ne olur?Öğretmen bir medeniyet mimarı olarak yetişmelidir.Merhamet,aşk,ahlak,adalet,adap,akıl,başta öğretmenin taşıması gerken vasıflardır ki öğrenciye aktarabilsin!

Eğitim Sendikaları Siyaset Örgütü Olmamalıdır!

Sendikalar alternatif üniversite gibi çalışmalı yeni öğretmenle eski öğretmenin buluştuğu birbirlerine bilgi ve tecrübe aktardığı fikir derneği gibi olmak zorundadır.Siyasi partilerin payandası olan eğitim derneklerinin ve sendikalarının alternatif üretme imkanı yoktur! Tayin ve terfi kurumları gibi çalışan sendikaların birinci önceliği eğitimde sistem arayışları yapmak,çalıştaylar düzenlemek,öğretmenleri bilgi ve birikim bakımından yetiştirmek olmalıdır.Sendikal faaliyetten anladıkları üyelere ücretsiz yemek ve piknik düzenlemek ölçüsüzlüğü başta sendikalardan kovulmalıdır.Kısacası Nurettin Topçu’nun dediği gibi “Yarınki Türkiye’nin kurucuları yaşama aşkından ziyade yaşatma aşkına gönül verecek ruh ve fikir mimarları olacaktır!”

(1)Refik Halid’den Rıza Tevfik’e Mektuplar,s202,203,204,Dergah Yayınları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir